Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Son İletiler

Sayfa: 1 2 [3] 4
21
Q - Qaf Dosyası / ﻖ QAF DOSYASI
« Son İleti Gönderen: İmran Akdemir 07 Kasım 2011, 18:31:38 »
 QAF    DOSYASI




19 savunucuları İkizkod 7-19’u eleştirirken! öne sürdükleri itirazlardan bir tanesi de Kuran’da geçen Qaf harflerinin sayımı üzerinedir. Oysa bu itirazları yapmadan önce, doğru olabilme ihtimali göz önünde bulundurarak Qaf harflerini 7-19 ikili sistem üzerine de araştırmaları gerekirdi. Samimiyet bunu gerektirir. Eğer ikili sitem olan 7 ve 19 ile biraz olsun araştırılsaydı, Kuran sayısal sisteminin iki sayı ile ve aynı anda kodlanmış olduğunu anlayacak ve  9:128 ile 9:129’un Kuran’ın ana parçası olduğunu Qaf harflerinin Kuran’daki yerleşkesinde de görebileceklerdi.

Tevbe suresinin 128 ve 129. ayetleri dahil olmak üzere, Kuran’da Qaf harfleri üzerine yaptığım araştırmada olağanüstü 7-19 ikizkodlu tabloların varlığını keşfettim. Kuran’ın Qaf harfleri 9:128 ve 9:129’un Kuran’ın öz iki ayeti olduğuna tekrar tekrar şahitlik yapmaktadır. Peki, neden Qaf harfi? Bunun tek nedeni Qaf harfinin Son Kutsal Kitap olan  “Quran” isminin ilk harfi olması sebebiyledir. Bu dosyada Kuran’da Qaf harflerinin oluşturduğu tabloları işleyeceğiz.

   Kuran’da 7034 adet Qaf harfi mevcut. Tüm Kuran boyunca bu 7034 tane Qaf harfi ve geçtikleri ayetlerin sure numaraları ile birlikte toplamı hem 7’nin, hem 19’un aynı andaki kilitlenmiş katını oluşturur.

QAF TABLOSU: 1



   Tevbe 129’daki ALLAH ismi dahil olmak üzere, tüm Kuran boyunca “Qaf” harfinin geçtiği ayetlerde tam 2033 (19x…) tane “ALLAH” ismi geçmektedir. Bu kriteri sağlayan 9:129’daki 1 adet “ALLAH” lafzının olmasıdır. “ALLAH” lafzının geçmediği  Qaf harfli ayetler ise tam 2436 (7x…) adettir. Bu kriteri sağlayan ise, Tevbe 128. ayette “ALLAH” lafzının olmayışıdır.

QAF TABLOSU: 2



Ayrıca, yukarıdaki  tabloda  2436 adet ayetin, sure ve ayet numaraları toplamı da 7’nin tam katı olan 202489’dur.( Bakın, Tablo: 2 ve Tablo 3)

QAF TABLOSU: 3



   Kuran’da 19 tane 128 ve 129 ile rakamlanmış ayet vardır. Bu ayetlerde 19 tane  “QAF” harfi mevcut. Sure ve ayet numaraları toplamı ise 7’nin tam katıdır.

QAF TABLOSU: 4





Ayrıca, yukarıdaki tabloda ve diğerlerinde de görülebileceği üzere Tevbe’nin son iki ayetinde geçen iki tane “Qaf” harfinin sayısal değeri 100 + 100 ile, sure ve ayet numaraları olan  9:128  ve 9:129’un toplamı:  (9 + 128 + 100 ) + (9 + 129 + 100) = 475 (19 x 25)’tir. Aynı sayısal verilerin ardışık dizimi ise 7’nin tam katıdır. 9 128 100 9 129 100 = 7 x…

QAF TABLOSU: 5




   Kuran’ın 19. suresinin 19. ayetindeki QAF harfi; içinde QAF harfi bulunan Kuran’ın 3572. ayetidir.  Bu sayı da 19’un tam katıdır. Yine bu kriteri sağlayan 9:128 ve 9:129 ayetinde geçen 2 Qaf harfinin olmasıdır. Eğer bu iki ayet çıkarılırsa, 2 Qaf eksiğiyle 19:19 ayetine kadar 3570 Qaf harfi olacaktı ki, bu da 19’un katı değildir.
   
QAF TABLOSU: 6



Yukarıdaki tabloda yer alan Tevbe suresinin son iki ayetinin tüm elemanlarının hem toplamı, hem ardışık dizimi ise 7’nin tam katıdır.

(9 + 128 + 2331 +100) + (9 +129 + 2332 + 100) = 7 x …
9      128    2331    100     9     129   2332     100  = 7 x …

   QAF HARFİNİN İKİ 7  VE İKİ 19’U KİLİTLEYİŞİ:

İçinde Qaf harfi bulunan ayetler sıralamasında, iki tane 19’un yan yana dizilimi, yani 1919. ayet, 22:55 ayetine denk gelir. Sure ve ayet numarasının toplamı ise, iki tane 7’nin yan yana olan dizilimini oluşturur. Bu tablonun oluşmasında da Tevbe 128 ve 129 ayetleri rol oynar. Eğer bu iki ayet olmasaydı, 1919. Qaf harfli ayet, 22:60 ayetine denk gelecekti ki bu durumda iki tane 7 oluşmayacaktı.

QAF TABLOSU: 7



   İçinde Qaf harfi geçen ayetlerin 49.su (7x7), içinde Qaf harfi geçen ayetlerdeki 19.“ALLAH” ismine denk düşer.

QAF TABLOSU: 8



   19. QAF harfi Bakara suresinin 19. ayetinin içindedir. İşte, Bakara 19’a kadarki ayetlerde geçen QAF’ların ardışık dizimi 7’nin katı, sure ve ayet numaralarının (tekrarsız) ardışık dizimi de 7’nin tam katıdır. İki 19 ve iki 7 yine burada da kenetlenmiş.

QAF TABLOSU: 9



   Kuran’ın 19’un katı olan surelerindeki toplam QAF harfi 228 (19x…), aynı surelerin sure no toplamı 399 (7x…)dir.

Kuran surelerinin 19. ayetlerindeki toplam QAF harfi 76 (19x…), aynı surelerin sure no toplamı 1561(7   x…)dir.

QAF TABLOSU: 10



   Kuran’da iki farklı sure grubu vardır; başlangıç harfli sureler ve başlangıç harfsiz sureler.      Bu iki grup surelerde QAF harfinin yerleştiği sure ve ayet numaraları toplamı 7 ve 19 ile paylaşılmış.

QAF TABLOSU: 11



   “Kuran” ismi üç farklı kalıpta geçer ( Quran, Quranen ve Quranehu ). Bu üç kelimenin geçtiği ayetlerde QAF harfleri 7 ve 19 üzerine gerçekleşmiş.
                                                          
QAF TABLOSU: 12




SONUÇ:

QAF harfi üzerine Kuran’daki bu araştırmamız bize birkaç sonuç verir.

1.   Kuran 7 ve 19 olan iki adet sayı ile her detayda kendini göstermekte, deyim yerindeyse 7-19 Kuran’ın DNA’sı olarak karşımıza çıkmakta,

2.   Sure ve ayetlerin dizilimi ilahi bir düzenleme sonucunda olduğu bir kez daha anlaşılmakta, (Nüzul sırasına göre yapılan sure sıralaması hem yanlış hem safsatadır.)

3.   Tevbe 128 ve 129 ayetleri QAF harfinin kilitlenmeleriyle bir kez daha Kuran ayetleri olduğunu ispatlamaktadır…

QAF harfiyle yaptığım bu sayısal araştırma “QAF” harfinin “QURAN” kelimesinin ilk harfini oluşturması nedeniyle, Tevbe suresinin 129 ayetten oluşmasının doğruluğunu bir kez daha kanıtlıyor. İşte tam bu noktada, Quran’da “QURAN” kelimesinin geçtiği ayetlerde bulunan QAF”  harflerini sayarsak, her bir QAF harfinin adeta Tevbe suresinin 129 ayetini temsil eder durumda tam 129 defa tekrarlandığını görebiliriz.
 
TABLO ve SEQAR




22
Besmele’yi oluşturan 10 tane harf “Asıl” (tekrarsız) iken, 9 tanesi de tekrarlı harflerdir. Başka bir deyişle; Besmele Kuran alfabesinin 10 harfinden meydana gelmiştir.  Aşağıdaki tabloda da görülebileceği üzere koyu sütunlar Besmelede ilk defa geçen tekrarsız 10 asıl harfi, beyaz sütunlar ise Besmele’deki tekrarlı 9 harfi göstermektedir.

Besmele’de tekrarsız olan 10 harfin sayısal değerleri toplamı 406 (7x58) iken; tekrarlanan 9 harfin sayısal değerleri toplamı ise 380 (19x20) dir.



Besmele’de tekrarsız 10 harf ve tekrarlı 9 harfin sayısal değerleri




BESMELE’DEKİ GİZLİ CÜMLE ve İÇİNDEKİ 7-19

Besmele’deki tekrarsız ve tekrarlı harflerin ayrışmasıyla ortaya ilginç bir cümle çıkmaktadır. Ayrıca tekrarlanan 9 harfi sırası geldikçe dizildiğinde Kuran’da tekrarlanan Elif-Lam-Mim, Elif-Lam-Ra ve Ha-Mim başlangıçlarını vermekte.







23
Adem ve Eşinin Yeryüzüne İndirildiği Yer / Adem'in İndirildiği Yer
« Son İleti Gönderen: İmran Akdemir 13 Ocak 2011, 10:07:47 »
YERYÜZÜNDE  İNSAN NESLİNİN İLK OLARAK ORTAYA ÇIKTIĞI YER: AFRİKA
RİFT VADİSİ

Yeryüzünde insan neslinin ilk olarak ortaya çıktığı bölgenin Rift Vadisi ve Doğu Afrika olduğuna dair çeşitli bilimsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar vardır. Aşağıda verilen bazı kaynaklardaki alıntılarda da bu konuyla ilgili önemli bilgiler açıklanmaktadır. Bu kaynakların birçoğu, evrimci görüşü savunan kişi ve kuruluşların görüş ve düşüncelerini içermesine rağmen, esasında Adem’in evrim sonucu olmadan yeryüzünde belirdiğini destekleyen bilgilerdir. Nasıl mı? İsterseniz önce bilimsel yollarla elde edilen bilgiler ile evrimci düşünürlerin  bu konudaki açıklamalarının kısa bir özetine bakalım:

“Yaklaşık 2.4 milyon yıl öncesine tarihlenen insan soyunun anavatanı Afrika ve Rift Vadisi’dir.”    
(Kaynak: Bilim ve Yaratılışçılık; ABD Ulusal Bilimler Akademisi.)


 “İlk insanların ortaya çıktığı Rift Vadisi nasıl oluştu?

"Yer Afrika, zaman 15 milyon yıl önce, Miyosen Çağı (20 milyon ile 5 milyon yıl öncesi arasındaki zaman dilimi). Kıtanın Avrasya ile bir kez daha çarpışmasının üzerinden sadece birkaç milyon yıl geçmiş. Çarpışma yerkabuğunu oluşturan ve kıtaların, üzerinde dev granit tekneler gibi yüzdüğü levhaların devinimiyle meydana gelmiş.
O zamanlar Afrika'nın manzarası şimdikinden çok farklıydı: Kenya ve Etiyopya'nın dağlık yükseltileri mevcut değildi ve günümüzde Rift Vadisi'nin batısında kesilen orman örtüsü Miyosen Çağı'nda Hint Okyanusu'na kadar uzanıyordu. …

Ama Rift Vadisi'ndeki jeolojik devinim, biri Kenya, diğeri Etiyopya'da iki kütlesel yer yükseltisinin ortaya çıkmasıyla şaşırtıcı sonuçlar yarattı. Yerkabuğunun derinliklerindeki magmanın devinimiyle yüzey en az 1000 metre yükselerek bu iki ülkede dağlık yükseltilerin oluşmasına yol açtı.

Yerkabuğu yukarı doğru itildikçe müthiş basınç altında çatırdıyordu. Ve sonunda basınç karşı konulamayacak kadar arttığında yerkabuğu çatladı. Kuzeydoğudan güneybatıya uzanan bir çizgide fay hatları açılırken trilyonlarca ton kaya parçası aşağı yuvarlandı. Böylece, yükselen yerkabuğunun yarılmasıyla Büyük Rift Vadisi'nin oluşumu başladı.
….

Tanzanya, Kenya ve Etiyopya boyunca vadinin tabanı göllerle ve sönmüş volkanik dağlarla kaplıdır. Ve yine bu taban, ilk atalarımızın ve onların Australopithecus* türünden kuzenlerinin kalıntıları bakımından zengin fosil yataklarıyla doludur.
Göl İnsanları, Evrim Sürecinden Bir Kesit , Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK yayınları


İNSANIN TARİHÇESİ

İnsanın tarihini anlamanın yeni ve kesin yolu: Genlerimize bakmak

Hücrelerimizde genler bulunur. Genler, tırnaklarımızdan piyano çalma yeteneğimize kadar kim olduğumuzu belirleyen şerit benzeri bir hayat kodundan, DNA’dan oluşur. Genleri inceleyerek, atalarımızın izledikleri coğrafik yolun başlangıcının Afrika’ya, türlerimizin şafağına kadar uzandığını görebiliriz. Sonra iki kişiyi ele alıp genlerini karşılaştırdığımızda, onların daha yakın zamanlı muhtemelen Afrika’nın dışında yaşamış bir ortak ataya sahip olduğunu görebiliriz. Dahası, artık bu ataların nerede yaşadıkları ve anayurtlarını ne zaman terk ettikleri de kanıtlanabilir. Bu dikkate değer kanıtlar, birçok insanın çığır açan çalışmalarının sonucu olarak, sadece geçtiğimiz on yılda mümkün olabilmiştir.

İçimizden birçoğu bir zaman makinesi icat edip atalarımızın yaşadıkları zamana yolculuk yaptığımızda neler bulabileceğimizi merak etmiştir. Bu makine bizi nereye götürecekti? Kendimizi herhangi bir ünlü ve saygıdeğer insanla uzaktan akraba bulabilecek miydik? İlk insanlara ulaşmak için kaç kuşak geçmemiz gerekecekti? Darwin’in iddia ettiği gibi soyağacımız maymunlara ve onun da ötesinde solucanlara ve tekhücreli varlıklara mı uzanıyordu? Okuldaki biyoloji derslerinden bunun böyle olması gerektiğini biliyoruz, ama tıpkı öldükten sonra ne olacağımız konusu gibi, bu konuyu da tam anlamıyla kavramak güç.

Teknolojik gelişmelerde atılan adımlara o kadar alıştık ki, her yeni adımda kafamızdaki acaba soruları azalıyor. Çok yakın bir tarihe kadar, genetik bilimciler, bizim dünyayı nasıl fethettiğimizin ayrıntılı tarihini çizmek için genlerden faydalanmayı ancak rüyalarında görebilirlerdi. Onların kötümser olmalarının nedeni, inceledikleri genlerin büyük kısmının her kuşakta birbirine karışması ve toplumların çoğunda ortak olarak görülmesiydi. Onların görevleri daha önce oynanmış bir iskambil oyununu, karıştırıldıktan sonraki haliyle bir kâğıt destesinden yeniden yaratmaya çalışmaktı. Dolayısıyla değil türlerimizin başladığı zamana, birkaç yüzyıl öncesine giden bir genetik soyağacını doğru bir şekilde çıkarmak bile neredeyse imkânsızdı. İnsanların çoğu derilerinin altında birbirine çok benziyordu, o zaman nereden başlanabilirdi?

Adem ile Havva genetik soyağacı

Adem ile Havva kolları diye adlandırılan cinslere özgü genetik kolların kullanımı, geçtiğimiz on yılda her şeyi değiştirdi. Bütün diğer genlerden farklı olarak, mitokondriyal DNA (hücre çekirdeğinin dışındaki bir gen koleksiyonu) bize sadece annelerimizden kalır, Y kromozomu da sadece erkeklerden. Bu iki cinse bağlı gen seti hiçbir karışma olmadan kuşaktan kuşağa değişmeden aktarılır ve böylece atalarımıza, ilk primatlara kadar izlenebilir. Böylece biri annelerimizden biri de babalarımızdan olmak üzere iki ailevi genetik soyağacı kurabiliriz. Sonuç olarak, herhangi bir toplulukta, bu topluluk ne kadar geniş olursa olsun, bu iki genetik soyağacı yoluyla herhangi iki bireyi izleyip ağaçtaki en yakın ortak atalarına ulaşabiliriz. Bu ata 1500 ya da 150 binyıl önce yaşamış olabilir ama, bütün atalara bu yeni kurulmuş Adem ve Havva genetik soyağacında bir yer ayrılabilir. Bunlar, modern insanın genetik kollarının gerçek dalları olan gerçek ailevi soyağaçlarıdır.

Her ağaçtaki dalların her biri tarihlenebilir (Her ne kadar bu tarihlerin doğruluğu tam olarak kesinlik kazanamamış olsa da). Birçok bölgesel insan soyağacı, belli açık sınır işaretleri kullanarak kenarların birleştirilmesi yoluyla tıpkı bir yapboz gibi birbirine uyumlu hale getirilmiştir. Böylece Afrika’dan dünyanın her köşesine yayılan bir Adem ile Havva genetik dalları resminin parçaları geçtiğimiz on yılda bir araya getirilmiştir. Sonunda bütün yapının parçaları arasında bir bağ oluşup anlam kazanmaya başladığında, tıpkı yapbozda olduğu gibi tatmin edici bir görünüm elde ediliyor; kalan parçalar ne kadar çok olursa olsun, artık ağacın ve haritanın üzerine giderek artan bir kolaylık ve hızla yerleştirilebiliyor. Bütün dallarıyla ağaç artık dünya haritasının üzerine yayılıp, atalarımız ve onların genetik kollarının dünyayı fethederken nerelerden geçtiklerini gösterebilir.

Elde edilen yeni bilgiler, son 150 binyılın kültürel ve biyolojik öyküsündeki çelişkilerin bazılarını çözmüştür. Öyle ki, o dönemin bölgesel insan fosili kalıntılarını bile hayatın genetik ağacında doğru yerlere yerleştirebiliriz.

Birçok sorunun yanıtı bulunmuştur. Elde edilen sonuca göre, dünyanın yoğun ileri geri prehistorik hareketler ve karışmalarla ortak bir genetik döküm potası olması şöyle dursun, modern insan yayılımında rol alan insanların çoğu tutucu bir şekilde ilk defa atalarının kurduğu kolonilere sıkışıp kaldılar. Bu yerlerde Son Buzul Çağı’nın öncesinden beri ikamet etmektedirler. Ayrıca son 80 binyılın spesifik göçlerinin tarihlerini de belirleyebiliriz.


“Hepimizin Kökeni Afrika”

Uzun süredir uğraşılan başka birçok arkeolojik sorun, yeni genetik soyağaçlarıyla çözülmüştür. Bunlardan biri “Afrika-kökenlilik” (Out of Africa) ile “ Çok-bölgelilik” (Multi- regional) teorileri arasındaki çatışmadır.
Afrika-kökenlilik görüşünü destekleyenler, Afrika dışındaki bütün modern insanların 100.000 yıl önce Afrika’dan yayılan bir göçten geldikleri kanaatindedir. Bu büyük göçün sonucunda dünyadaki daha eski bütün insan tipleri yeryüzünden silinmiştir. Çok-bölgelilik teorisini savunanlar ise, Avrupa’daki Neanderthaller ve Uzakdoğu’daki Homo Erectuslar gibi eski insan tiplerinin şimdi bütün dünyada gördüğümüz yerel ırklara doğru evrim geçirdiklerini öne sürer.

Şimdi yarışmayı kazananın Afrika-kökenlilik görüşü olduğu anlaşılmıştır; çünkü yeni genetik soyağaçları son 100.000 yıl içinde doğrudan Afrika’ya uzanmaktadır. Daha eski insan türlerinden kalan Adem ile Havva genetik kollarının hiçbiri bizim genetik soyağacımızda bulunmuyor, elbette bizim Neanderthaller’den farkımızı ölçebileceğimiz ağacın kökeni hariç. Neanderthaller’in eski mitokondriyal DNA kullandıkları tespit edilmiş, genetik açıdan öyle sınıflandırılmışlardır ve görünen o ki, bizim atalarımızdan ziyade kuzenlerimizdirler. Onlarla bir başka ortak atayı paylaşıyoruz: Homo helmei.”

Kimi Afrika-kökenlilik teorisi taraftarları ise, Avustralyalılar, Asyalılar ve Avrupalıların ayrı Homo sapiens göçleri halinde Afrika’dan yayıldıklarını iddia etmişlerdir. Oysa durum böyle değildir: Eril ve dişil genetik soyağaçları Afrika’dan yayılan sadece bir tek dalı gösteriyor. Modern insanların Afrika’dan dışarı sadece bir tek büyük göçü olmuştu; her cinsel dalın, Afrikalı olmayan bütün herkesin annesi ve babası olan bir tek ortak genetik atası vardı.”

Stephen Oppenheimer

http://evrimgercegi.blogcu.com/Insanin+Evrimi
http://www.bradshawfoundation.com/journey



Görüldüğü üzere evrimci görüş de İnsan soyunun tek atasının olduğunu ve yeryüzünün ancak bir yerinden çıkıp göçlerle dünya coğrafyasında yayılıp dalandıklarını bilimsel (DNA) verilerle açıklamaktadırlar.  

NATIONAL GEOGRAFIC KURUMUNUN  DNA ANALİZİ ÇALIŞMALARI
(THE  GENOGRAFIC  PROJECT)

İnsan evrimi üzerindeki çalışma ve yayınlarıyla da tanınan National Geografic  kurumu, son yıllarda insanların DNA analizlerini yaparak genlerine ait köklerinin coğrafik olarak nerelerden geldiğini belirleyen bir proje üzerinde çalışmaktadır. Bu proje kapsamında, kendisine ait bir DNA örneği gönderen kişilere Y-cromosome DNA testi serifikası  adı altında bir belge de verilmektedir.

HEYECAN VERİCİ BİR DNA ANALİZİ: NEREDEN GELDİK?
12.07.2010
TLETSERUK Nahit Serbes

Sözü fazla uzatmadan bana gönderilen genetik raporu yayınlıyor ve yorumu okurlara bırakıyorum.

Amerika’dan gelmiş olan genetik raporumun Türkçe tercümesi ve İngilizce'si çok uzun olduğundan, tamamını okumak, öğrenmek isteyen kardeşlerimiz http://www.circassian.us sitesine girip tamamını okuyabilirler, inceleyebilirler. Özeti ise, aynen aşağıdaki gibidir.

Atalarınızın göç yolculuğu hakkında bilinen hususlar
Atalarınızın tarihini gösteren genetik işaretler tüm Afrikalı olmayan insanların ortak işareti olan M168’e kadar, 60.000 yıl öncesine gitmektedir. Atalarınızın güzergâhlarını gösteren haritaya bakacak olursanız, Haplogroup R1a1 üyelerinin aşağıdaki Y-kromozom işaretlerini taşıdıklarını göreceksiniz:

M168 >P143 > M89 > L15 > M9 > M45 > M207 > M173 > SRY10831.2 > M17

M168 ilk atanız

Ortaya çıkma tarihi: 50.000 yıl önce, köken yeri: Afrika, İklim: buz çağı                  
Sizin soyunuzda ilk genetik işarete yol açan erkek kuzeydoğu Afrika’da Rift vadisi bölgesinde, 31.000 ila 79.000 yıl önce yaşadı. Göçmen atalarınız elverişli havayı ve avladıkları hayvanları takip ettiler…                     
http://www.circassiancenter.com/cc-turkiye/yorum/tns/027_heyecan.htm




Bu kısa açıklamalarla birlikte bu konuya görsel olarak açıklık getirecek National Geografic kurumuna ait iki haritayı inceleyelim. Bu haritalar, kurumun  çalışmalarını göstermekte ve ilk insanlar olan Adem ile Havva’nın ilk olarak yeryüzünde ortaya çıktığı Doğu Afrika - Rift Vadisine dair bilgileri ve göç yollarını açıklamaktadır.    










KURAN’ DA İLK İNSANIN DÜNYA ÜZERİNE  İNDİRİLİŞİNİ BİLDİREN İLK AYET:
 2 (BAKARA) : 36

Yukarıdaki  kaynaklarda ve daha birçoğunda, bilimsel verilerin yanı sıra evrimci görüşü savunan kişi ve kuruluşların kendi görüş ve düşünceleri doğrultusundaki açıklamalarını da içermektedir. Biz, sadece bilimsel yollarla elde edilen DNA göç yollarının haritalarını ele alacağız. Son 10 yılda ortaya çıkan bu bilimsel bilgilerin yeraldığı haritalarda, insan neslinin ilk ortaya çıktığı yerle ilgili olarak, neredeyse noktasal koordinatlarla belirlenebilecek kadar belirgin bir bölge gösterilmektedir. Daha önce, sure ve ayet numaraları ile coğrafi enlem-boylam koordinatları arasındaki mucizevi ilişkiyi açıkladığımız bölümlerdeki gibi bir çıkarımı burada da uyguladığımızda yine çok ilginç bir sonuçla karşılaşmaktayız.

Yukarıdaki haritalarda görüldüğü üzere bahsettiğimiz bölge, Kuzeydoğu Afrika’da Rift Vadisinin geçtiği ve bugünkü Kenya-Etiyopya sınırları içinde sayılabilecek bir toprak parçasını içermektedir. Kuran’da bu coğrafi bölge ile ilgili bir kanıt aramaya çalıştığımızda, yaratılan ilk insanlar olan Adem ve Havva’nın yeryüzüne indirilişine dair açıklamaların bulunduğu vahiylerin, Kuran’daki dizilişe göre ilk olarak hangi ayette geçtiğine dikkat etmemiz gerekecektir. Çünkü İLK İNSAN  ve YERE İNDİRİLİŞİNİ BEYAN EDEN İLK AYET anlamca birbirleriyle bir ahenk oluşturmaktadır. Basit bir araştırmayla, İlk insanın yaratılışını anlatan konu ilk kez Bakara suresinin başlarında geçer. Adem ve Havva’nın “Yeryüzüne” intikal edilişinden bahseden ilk ayetin 2. sure olan Bakara Suresinin 36. ayeti olduğunu kolayca belirleyebiliriz.

Coğrafi mucizelerle ilgili olarak diğer bölümlerde açıklandığı şekilde, sure numarasını enlem, ayet numarasını ise boylam değeri olarak ele alıyorduk. Ancak, sure ve ayet numaralarının doğal olarak pozitif tamsayı olması nedeniyle, coğrafi haritada kuzey enlemlerinin ve doğu boylamlarının pozitif bölgesinin olması gerekmektedir. Bu nedenle Kuran’daki coğrafi işaretle ilgili herhangi bir sure no ve ayet no, grafik düzlemindeki +x ve +y ‘nin kesiştiği bir noktayı temsil eder. İşte, Kuran’da ilk defa Adem ve eşinin yeryüzüne aktarılmasını beyan eden 2:36 ayetinin koordinat sistemine denk gelen noktası, mucizevi şekilde bilimsel araştırmalarda belirtilen bölgeyle tamtamına denk gelen o meşhur Rift vadisini göstermektedir.  Başka bir deyişle, Kuran’da Adem ve eşinin yeryüzüne atılmasını anlatan ayetin sure ve ayet numarası, yeryüzü haritasında uyarlanmış koordinat olarak  hedefi  tam onikiden vurmaktadır.  

(E.Y)
Alıntı
2 (BAK ARA): 36
Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet,
"Birbirinize düşman olarak aşağı inin.
Yeryüzünde
 belli bir süre kalıp yaşayacaksınız," dedik.




2:36 ayetinin denk geldiği  2:36 Koordinatları ve Doğu Afrika’daki  Rift Vadisi (Rift Valley)












24
“ARŞ” ve “SU” (mai)


''O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri 6 günde yaratandır.''
11 (Hud) / 7

Arşının Su Üzerinde Olması ve Evrenin Saydamlaşması: Bu ayette ''Arşı su üzerinde iken'' şeklinde dikkat çekici ve ilginç bir beyanat var. Burada sözü geçen ''su'' nedir? Yukarıda anlattıklarımızın ışığında 300,000 yıllık süreç içinde su molekülü henüz oluşmamış ve o kadar yüksek sıcaklıkta bildiğimiz sıvı şekliyle su var olamaz denilebilir. İşte tam bu anda, bilimsel bulgulardan olan ''evrenin saydamlaşması'' olayı ile ayette bahsi geçen ''su'' arasında ister istemez bir ilişki kaçınılmaz olur. Biraz araştırma yaparsak ayette ''su'' anlamına gelen ''ma'' kelimesi yerine, ''su renginde'' anlamına gelen ''mai' kelimesinin kullanıldığını anlarız. Ayette geçen ''Arşı su üzerinde iken'' sözü evrenin 300,000 yıllık dönem sonunda saydamlaştığı yani ışığı geçirgen bir hale geldiği gerçeğine mi işaret ediyor? Arş kelimesiyle Evren’den daha yüksek bir mertebe kastedilir. O zamandaki saydamlaşan Evren’e yukarıdan bakan kişi, onu suya bakan kişinin gördüğü saydamlıkta görecektir.

Bugüne kadar bu ayetteki ''ma-i'' kelimesi doğrudan su olarak anlaşılmış, gerçek anlamı olan ''ma-i'' = ''su renginde olan'' veya ''su gibi olan'' yani ''saydam'' anlamı, henüz son yıllarda ortaya çıkarılan bilimsel gelişmeler bilinemediği için, haklı olarak anlaşılamadığı ve meallerde de bu şekilde yazılması, inananlar için bile anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir durum ortaya çıkarmıştır. Henüz Evren’in saydamlaşması olayı bilinemediğinden, mai sözcüğüne saydamlaşmayla ilgili bir anlam verilip meal ve tefsirlerde böyle bir durumdan bahsedilmesi tabi ki imkânsızdır. Bu durum, inançsızlar için Kuran’a ve Allah inancına karşı bir koz olarak değerlendirilmiştir. Ama ayetin başındaki ''O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için'' sözü sanki bu duruma işaret ediyor… Ayrıca hem Kuran'da 6 günde yaratmayla eşzamanlı ve bağlantılı olarak saydamlaşmaya işaret edilmesi hem de bilimsel kaynaklarda Evren’deki maddenin yani atomların oluşumuyla bağlantılı olarak saydamlaşmaktan söz edilmesi, mucizeyi açıkça ortaya koymaktadır. Bu konuda üzerinde durulması gereken başka bir ayet daha vardır.

İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?
21 (Enbiya)/30

Bu ayetteki su kelimesi de aslında ma-i olarak geçiyor. ''Su renginde'', ''su gibi olan'' anlamı katıyor ve saydamlaşan evren kastediliyor olabilir. Ayetin başında göklerle yer bitişik iken ayrıldığı sözü ile Büyük Patlamanın (Big Bang) kastedildiği zaten bilinen bir Kuran mucizesidir. Burada Büyük Patlamadan bahsedilmesinin hemen ardından her canlının sudan yaratıldığının belirtilmesi, patlamadan sonra saydamlaşan Evren’in kastedildiği anlamına gelir. Fakat ''her canlı şeyi sudan yarattık'' sözü bugüne kadar yanlış değerlendirilmiştir. Her canlı şeyin bildiğimiz anlamıyla sudan yaratıldığı anlamı çıkarılmıştır. ''Sadece sudan canlılık ortaya çıkamaz'' diye bazı kesimlerden itirazlar da gelmiştir. Aslında bu ayette saydam şekilde görülen Evren’in içerdiği maddelere dikkat çekmek gerekir. O dönemde Evren’de yaklaşık olarak % 75 Hidrojen ve % 25 helyum atomu bulunmaktadır. Canlılığın oluşması için gerekli olan iki temel unsur olan su ve karbon, bu karışımın içerisinde zaten bulunmaktadır. Üç helyum çekirdeği birleşerek karbon atomunu, dört helyum çekirdeği ise birleşip oksijen atomunu oluşturur. Tabiî ki bunların oluşumunu sağlayacak kimyasal tepkimeler daha sonra yıldızların verdiği yüksek ısıyla meydana gelebilecektir. Bu durumda su renginde saydam olan Evren’in içerdiği maddelerin içinde hidrojen ve oksijenden dolayı su molekülünün (H₂0) temel parçalarının ve karbonun bulunduğunu görüyoruz. Canlıların yapısında yaklaşık % 18 oranında karbon, % 80 oranında da su bulunduğu bugün bilinen bir gerçektir. Evren’in oluşmaya başlamasındaki büyük patlamadan 300,000 yıl sonra oluşan ve saydamlaşan Evren’in içerdiği maddelerin, canlılığın temel yapı taşlarını içerdiğini ve ayetin buna dikkat çektiğini anlayabiliriz.

Hud suresinin 7. ayetindeki ‘’arşı su üzerinde iken‘’ sözüne, Evren’in saydamlaşmasının yanında ve bunun paralelinde şöyle bir yorum da getirilebilir: Ayette altı günde yaratılan maddenin ilk şekli, tek proton ve elektrondan oluşan hidrojendir. Hidrojenin kelime anlamı ve tanımı ile ilgili olarak şu bilgiler dikkatimizi çekmektedir.


HİDROJEN

“Hidrojen” kelimesi Eski Yunancada “su oluşturan” manasına gelir. “su” anlamına gelen “hydro”, ve “oluşturan” anlamına gelen “genes” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Hidrojen Evren’de en fazla ve en yaygın bulunan elementtir. Diğer bütün elementler başlangıçtaki hidrojenden veya daha sonra ondan türemiş diğer elementlerden meydana gelir. Hidrojen Evren’deki atomların % 90’dan fazlasını, toplam kütlenin dörtte üçünü oluşturur. Yıldızları oluşturan temel elementtir. Buradaki füzyon prosesiyle birleşerek helyum atomlarının çekirdeklerini oluşturan hidrojen atomları büyük miktarda enerji açığa çıkarır.

Fark edeceğimiz üzere, altı gün (300,000 yıl) sonunda hidrojen atomları oluşmaya başlamış ve bu nedenle hidrojenin kelime anlamı da ‘’su oluşturan’’ olarak bir anlam birliğini oluşturmakta ve tüm dillerde ‘’hidrojen’’ söylenişiyle günümüzde de kullanılmaktadır. Kuran’da da buna uygun olarak ilk maddenin diğer bir deyişle hidrojenin yani ‘’su oluşturanın’’ yaratılmasına işaretle, Yüce Allah’ın arşının yani kudretinin su üzerinde olduğu vurgulanmıştır.

Bunun yanı sıra, ayetin anlamını daha net ve mucizevî şekilde ortaya koyabileceğine inandığımız bazı bilgileri dikkatlerinize sunmak istiyorum; Allah'ın arşının su (mai) üzerindeyken yerin ve göklerin yaratılması: “We kane arşuhu alel mai = O’nun arşı mai üzerindeyken” (11:7) ayetinin anlamına paralel yeni bilimsel bilgiler keşfedilmiştir.

Sürpriz; Evren’in ilk hali sıvı: 19 Nisan 2005

ABD'li bilim adamları atomları parçalayarak maddenin bilinmeyen yeni halini elde etti.
‘Kuark-gluon plazması' denilen yeni forum, Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'nda Relativistik Ağır İyon Çarpıştırıcısı'nda, altın iyonları ışık hızına yakın süratle çarpıştırılarak bulundu. Çarpışmanın yarattığı yüksek enerjiyle açığa çıkan ‘Kuark-gluon plazması'nın, beklenenin aksine gaz değil, ‘mükemmel bir kuark sıvısı' olduğu açıklandı. Bu buluş, Evren’in büyük patlamadan bir an sonra neye benzediğini, yani sıvı bir halde olduğunu gösterdi.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ ... wid=565485
http://physicsworld.com/cws/article/news/22043

Bilim adamları, Evren’in meydana geldiği Büyük Patlama'dan sadece bir an sonra tüm maddelerin "kuark-gluon plazması" denilen sıvı bir halde olduğunu belirtiyor.
http://www.maksimum.com/teknoloji/haber/28/29647.php

Mai: Su cinsinden. Akıcı, su renginde, mavi. ''Katı ve sert olmayıp su gibi, akıcı olan.''
http://www.osmanlicaturkce.com/?k=mai&t=@

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Evren’in oluşumun ilk anlarında ‘’kuark-gluon plazması’’ denilen özel bir haldedir. Ayette geçen Türkçe Latin harfli söylenişiyle ve ‘’kane arşuhu alel mai’’ (arşı mai üzerindeyken) cümlesindeki ‘’mai’’ kelimesinin anlamlarından biri de ''Katı ve sert olmayıp su gibi, akıcı olan’’dır. Genel olarak ‘’sıvı’’ kelimesinin karşılığını oluşturmaktadır. Bu durum Kuran’daki çok önemli bir mucizeyi daha ortaya koymaktadır. Hud suresinin 7. ayetinden, yaratmanın başlangıcında arşı mai üzerinde olduğunu anlarsak, bu sözü edilen ‘’sıvı, akıcı’’ anlamı devreye girmektedir. Eğer ayeti yaratmanın hemen sonunda arşı mai üzerinde olduğu şeklinde anlarsak da bu konunun başında geçen, Evren’in, atomların oluşarak saydamlaşması olayı ile “mai” kelimesinin su renginde yani saydam anlamında olması, tam bir paralellik gösterir. Doğrudan “mai” kelimesini su olarak anlarsak, “hidro-genes” yani ‘’su oluşturan’’ anlamı dikkate alınabilir ve Kuran’ a özgü bir mucize olarak, bu kelimenin değişik anlamlarıyla anlaşılması halinde bile doğru ve gerçekliği yansıtan anlamlar içerdiği ortaya çıkmaktadır.

BİG BANG’DAN SONRAKİ DİNLENME DÖNEMİ
(FARKLI BİR BAKIŞ)


300.000 yıllık dönem Evren’deki değişimler için bir ''dinlenme dönemi'' olarak nitelendirilmektedir. Bu dinlenme dönemi;

a) sıcaklık 3.000 derecenin altına düşer
b) Elektromanyetik kuvvetler devreye girer,
c) Elektronlar çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilir
d) İlk hidrojen ve helyum atomları oluşur''

Bu ilk dakikalardan sonra Evren büyük ölçüde soğumuştur. Bunun sonucu çekirdeksel kuvvetlerin etkinliği biter. Evren’in o sıradaki bileşimi %75 Hidrojen, %25 Helyum çekirdeğinden oluşur. Sonraki 300.000 yıl boyunca hiçbir değişim meydana gelmemektedir. Bu 300.000 yıllık süreç içinde evren soğumaya bırakılmış ve bu sürecin son bölümünde yeterince soğuyunca da elektromanyetik kuvvetler devreye girerek kendiliğinden elektronlar çekirdeklerin etrafına dizilip atomları oluşturmuştur. Şimdi bu konudaki ''dinlenme dönemi''ve elektronların kendiliğinden çekirdeğin etrafına dizilmeleri gibi nitelendirmeler şu ayeti anımsatmaktadır.

Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları 6 günde yarattık.
Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.

50 (Kaf)/38

Bu ayette Yüce Allah'ın bahsi geçen yaratma fiilini gerçekleştirirken ''yorulma'' gibi zayıflıklardan münezzeh olduğu kastedilmiştir. Fakat bu konudaki bilimsel kaynakların ifadesi ile Kuran'ın ifade şekli bu denli uyum içinde olduğu için, konuya daha önce hiç düşünülmeyen farklı bir boyuttan da bakılabileceği kanaatindeyiz.

25
SEBE SURESİ  - ARÎM SELİ

Sebe Halkı, Ad Kavmi konusunda bahsettiğimiz, Güney Arabistan yarımadasında yaşamış olan dört büyük uygarlıktan biridir.                                


34 (Sebe)/15, 16
15. Andolsun, Sebe' kavmi için oturduğu yerlerde büyük bir ibret vardır. Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. (Onlara:) Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. İşte güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!

16. Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arîm selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.

Harita:6


Sebe suresi, Kuran’da Yüce Allah’ın uyarılarına uymadıkları için helak edilen kavimlerin birinden ismini alan tek suredir. Hicr suresinin de ismini helak edilen kavimlerin birinden aldığı düşünülebilirse de bu gerçeği yansıtmaz. Çünkü ‘’Hicr’’ kelimesi aslen coğrafi bölgenin adıdır. Kavmin adı değildir. Bu nedenle Hicr suresindeki ayette Hicr halkından ‘’Ashab ul-Hicr’’ olarak söz edilir. Sebe suresinin 15. ayetine gelindiğinde konu birden değişir, Sebe halkından ve onların yaşadıkları yerlerde büyük bir ibret olduğundan, 16. ayette de onların helakine sebep olan büyük Arîm selinden bahsedilir. Burada dikkat çekici olan nokta, Sebe kavminin başkenti olan Ma’rib şehrinin ve Arîm selinin yaşandığı bölgenin, aynen bahsedildikleri ayetlerin numaraları gibi 15. ve 16. paraleller arasında bulunmasıdır.




AD KAVMİ’NİN YERİ  -  AHKAF BÖLGESİ - AHKAF SURESİ    



AD KAVMİ'NİN YERİ    “AHKAF BÖLGESİ”

Ahkaf (Dehna): Necid, Yemen, Hadramevt sıradağlarıyla çevrili bir kum deryasıdır. İçine girmeye kimse cesaret edemez. Haritalarda boş ve meçhul arazi olarak gösterilmektedir. Hadramevt'in kuzeyine isabet eden yerlere, Ahkaf denir. Dehna, mamuriyetten uzak bir yer olup, üzerinde kuş uçmaz. Ağaç değil, ot bile bitmez. Afrika'nın büyük sahrasından bile beterdir…

... Necd Yaylası'nın kuzey ve güneyinde büyük kum çölleri yer alır. Güneyde, “dünyanın en büyük kesintisiz kum çölü” olan Rubülhali (650.000 km2) Suudi Arabistan'ın dörtte birinden fazlasını kaplar…
http://www.yaklasansaat.com/eski_kavimler/ad/ad.asp

Suudi Arabistanın " Boş Bölge" adı verilen yerde, Rub-Al-Khali'de tuhaf bir arazi var. Burası siyah cam, beyaz kaya ve demir kırıklarıyla kaplı. Bu bölge dünyaya ilk kez 1932'de Harry st. John Abdullah Philby tarafından tanıtıldı. Buraya bedeviler Al-Hadida adını veriyorlar. Hadid ise Arapça da demir anlamına geliyor.

Kuran-ı Kerim'de ve klasik Arap metinlerinde yer alan bir kıssa var. Bu kıssalarda, Ad adında bir kral ve onun başında bulunduğu kavmin sakinlerinden bahsediliyor. Bu putperest kral ve tebası, Allah'ın peygamberini alaya alıyorlar ve Allah da Ubar'ı şiddetli bir rüzgarın getirdiği, karanlık bir bulutla helak ediyor.

Rehberleri Philby'a, bu helak olmuş şehri görmesi için gitmeyi teklif ettiklerinde Philby memnuniyetle kabul etti. Ve raporuna bu yerin adını “Wabar” olarak kaydetti. Bu isim  “saplanmış, batmış”  anlamına geliyor.

Fakat Philby'ın bulduğu kayıp şehir Ubar değil. Göklerden gelen bir afetin meskeniydi, bir meteorit vuruşunun. Meteoritin arkasında bıraktığı izler incelendiğinde patlama 12 kilotonluk bir nükleer infilaktan farksızdı ve Hiroşima bombasıyla boy ölçüşecek düzeydeydi. Neredeyse dünyaya düşen tüm meteorlar kayalara yada üstü toprakla kaplı kayalara düşmesine karşın Wabar meteroiti hepsinden farklı olarak yeryüzünün en büyük kum denizinin ortasına düştü. Son derece kuru ve izole bir bölge olan bu çöl jeolojik açıdan bir meteorun korunabileceği belki de dünyadaki en uygun yerdir…


… Çarpma noktasında meteor parçalarıyla, lokal kumdan oluşan koni şeklinde bir örtü havaya püskürdü. Bu akışkan,siyah camsı kayaları oluşturdu. Erimiş kayanın, akkor halindeki örtüsü, meteroit yere temas eder etmez, hızla genişledi ve meteroitin kendisi ise, ilk birkaç mili saniyede sıkıştı ve düzleşti. Bir şok dalgası meteroiti sürükledi. Geride kalanlar ise küçük parçalar halinde saçılıp, kıymık kıymık oldular. Bazı parçalar, bu örtü tarafından yutuldu. Fakat çoğu kaçtılar ve kumda 200 m. aşağıya indiler. Bunlar orijinal meteroitin bozulmamış kalıntılarıdır.

Bir şok dalgası da, aşağı doğru hareket etti ve yukarıdaki kumu karıştırarak ısıttı. Cam topakların içerdiği demirin kuma oranı gösteriyor ki, eriyen kumun hacmi meteorunkinden 10 kat fazladır ve bu oran 27m. yarıçaplı bir küre için geçerlidir. Bu hacmin dışına çıkıldığında, şok dalgasının etkisi zayıflamaktadır. Artık kumu eritemeyen şok dalgası, ancak onu yoğunlaştırarak küçük kayalar haline getirebilir.

Bundan sonra şok dalgası, yüzeyin püskürmesine neden oldu ve bu olduğunda kumtaşı, köpüğümsü camla yeniden etkileşime girdi. En büyük krater, 2 saniyenin biraz üzerinde oluştu, en küçüğü ise 1 saniyenin 4/5 inde oluştu. İlk başta kraterler daha büyüktü bu ise geçici bir durumdu, çünkü birkaç dakika sonra, gökyüzünden geri dönen materyal kraterlerin hacmini azalttı. En büyük geçici krater, büyük ihtimalle 120 m. çapındaydı. Orada bulunan tüm kum, bir mantar bulutla süpürülüp, binlerce metre havada yükseldi ve muhtemelen stratosfere ulaştı .


Peki tüm bunlar ne zaman oldu? Fizyon izi analizi ile yapılan deneylerde, tarih 6400 yıl önce olarak saptandı. Bu sonuçlar British Museum ve Smithson Enstitüsüne ait sonuçlardır. Farklı tarihlerden de bahsedilmektedir.
Kaynak: Scientific American, Kasım 1998, çev. Gökben Coşkun.   
http://www.yaklasansaat.com/eski_kavimler/ad/adkum.asp


AHKAF SURESİ: 21, 22

21. Ad kavminin kardeşini (Hud'u) an. Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkaf bölgesindeki kavmine: Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum, demişti.

22. "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

Kuran’ın birçok ayetinde Ad kavmi’nden bahsedilir. Ancak Ad kavminin yaşadığı yer olarak “Ahkaf” bölgesi olarak belirlenir. Bu nedenle Ad kavminin yaşadığı bölgenin haitadaki yerini görmek için “Ahkaf Suresi”ne yönlenmek gerekir. Ahkaf Suresinin 21. ayetinde Ad Kavminden ve Ahkaf bölgesinden bahsedilmektedir. Ahkaf denilen bölge, bugün Suudi Arabistan’ın güneyinde, dünyanın en büyük kesintisiz kum çölü olarak bilinen Rub’al Khali çölüdür. Zaten “Ahkaf” kelimesi de “kum tepeleri”anlamına gelmektedir.

Surenin adı suresinin 21. ayetindeki “Ahkaf” kelimesinden gelmektedir. Burada doğrudan surenin numarası değil, adı ön plana çıkmaktadır. (Sebe Suresinde de Sebe halkının yaşadığı yer, ayet numaraları ile belirlenmişti.)

Ahkaf olarak bilinen bu çölün ortasına en yakın olarak geçen enlemin numarasının da 21 olmasıdır. Yaklaşık 6400 yıl önce düştüğü tahmin edilen Wabar meteorunun parçalara ayrılarak kraterler oluşturduğu Wabar kraterleri olarak bilinen yerlerin de 21 ve 22. enlemlerin tam ortasında 21. 30 enleminde bulunmasıdır. Dikkat edilirse Ahkaf Suresinin 22. ayetinde “bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” şeklinde bir ifade vardır. Düşen bu meteor demir-nikel karışımı olup Hiroşima’ya atılan atom bombası ile kıyaslanabilecek bir etki oluşturduğu kaynaklarda geçmektedir. Ayetlerde Ad kavminin önce bu patlamayı bir bulut sandığı, ardında çok şiddetli bir rüzgarın onları helak ettiği belirtilmekte ve bu etkiler güçlü bir nükleer patlama etkisi yapan meteor çarpmasının sonuçlarıyla örtüşmektedir.

Sebe Suresi ve Ahkaf Suresiyle ilgili olarak önemli bir özellikten daha bahsetmek gerekir. Sebe Suresinde de tıpkı Ahkaf Suresi gibi sureye adını veren ayette geçen bir coğrafi bölge söz konusudur. Her iki surede de suredeki anlatımların akışı, tam olarak coğrafi bölgenin enlem değeri olan ayet numarasına gelince birden değişir ve sureye adını veren bölge ve olaylardan bahsedilir. (Sebe Suresinde 15. ve 16.ayetlerdi) Sanki tam olarak sureye adını veren ayetin numarasının, coğrafik olarak enlem numarasına denk gelmesi özellikle sağlanmış gibidir.


Alıntı
Ahkaf Suresi: 21, 22

21. Ad kavminin kardeşini (Hud'u) an. Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkaf bölgesindeki kavmine: Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum, demişti.

22. "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.






YASİN SURESİ- ASHAB – UL  QARYE

Yasin Suresinin 13. ayetinde elçiler gönderilen bir şehirden bahsedilir. Surenin numarası olan 36 rakamını ve ayetin numarası olan 13 rakamını enlem-boylam koordinatlarına uyarladığımızda çok ilginç sonuçlar çıkmaktadır. Ancak bu kez hem enlem değeri olarak hem de boylam değeri olarak 36:13 rakamlarını esas alacağız. Çünkü, aynı rakamlar derece ve dakikasına kadar ayrıntıya inebilecek şekilde enlem ve boylam olarak her iki değer için de mucizevi bir uyum göstermektedir. Yani, günümüzdeki yerleşim sınırları itibariyle hem  36 derece 13 dakika (kuzey) enlemi hem de 36 derece 13 dakika (doğu) boylamının geçtiği bir şehir araştıracağız. (Sure ve ayet numaraları doğal olarak pozitif tam sayılar olduğu için koordinat düzleminde her iki değerin de pozitif olduğu, yani harita üzerinde kuzey enlemleri ve doğu boylamları olan bölge esas alınacaktır). Dünya üzerinde bu kriterlere uyan tek bir şehir vardır: ANTAKYA


Yukarıda bahsi geçen ayette söz edilen şehir olarak rivayet edilen ve bu surenin devamındaki ayetlerde anlatılan olayların geçtiği yer olarak bilinen ve hatta günümüzde de bu olayın kahramanlarının adına ibadethaneler bulunan tek şehir yine Antakya’dır. Antakya şehri bu olayların asıl kahramanı olan Habib-i Neccar’ın adını taşıyan dağın eteklerindedir. Ayrıca, 36 derece 13 dk. kuzey enlemi ile 36 derece 13 dk. doğu boylamının kesiştiği nokta da Hatay ilinin merkez ilçesi olan Antakya merkez ilçe sınırları içinde bulunmaktadır.

36 (Yasin Suresi) / 13. Ayet

(36:13): Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.



Yukarıdaki haritada Hatay ilinin merkez ilçesi olan Antakya merkez ilçesinin ve diğer ilçelerin idari sınırları ince yeşil çizgilerle gösterilmiştir. 36 derece 13 dk. kuzey enlemi ile 36 derece 13 dk. doğu boylamının kesiştiği noktanın Antakya merkez ilçe sınırları içinde kaldığı açık bir şekilde görülmektedir.

26
…VE  KUTSAL   AYETLER
  
 9 (TEVBE) / 128, 129



32. Allah’a karşı yalan uyduran, kendisine gelen doğruyu yalan sayandan daha zalim kimdir? İnkârcılar için Cehennem’de bir yer mi yoktur?

33. Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlardır muttaki.

34. Rab’leri yanında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, muhsinlerin mükâfatıdır.

35. Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü amelleri örtecek, yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlarını ihsan edecektir.

                                                                         39 (Zümer) / 32-35





Tevbe suresinin son iki ayetini özel olarak bu son bölümde  Kuran’da oluşturduğu 7-19’lu tabloları inceleyeceğiz.

Tevbe suresinin son iki ayetinin Kuran’dan olmadığını iddia edenler, bu iddialarını 19 sayısını öne sürerek matematiksel çerçevede ele almaktadırlar. Esasen Tevbe suresinin 128 ve 129 ile numaralanmış bu son iki ayeti, Allah tarafından 7-19 ikili kodlamasıyla özel olarak vahyedilmiştir. Vahyin en enteresan yanı ise bu iki ayetin Kuran’da sayısal olarak merkez ayetler konumunda yer almalarıdır.  İleride yer alan tablolardan da anlaşılacağı üzere; Allah, kendi kitabı olan Kuran’daki iki ayete ileride şüphe ile bakılacağını önceden bildiği için, bu iki ayetin geçtiği sure ve ayet numaralarıyla, Kuran’daki konumlanmasıyla ve daha birçok matematiksel teknik yapılarıyla… hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde 7-19’la (özellikle 19’la) kodlayarak vahyettiği anlaşılmaktadır.

Kur’an harflerinin birbirine benzemesi ve yanlış okumaya meydan vermemek için, daha sonraları harf noktalama, hareke şedde ve cezim gibi çeşitli işaretler konularak Kuran’ın doğru okunabilmesi sağlanmıştır. Her ne kadar insan eliyle toplanıp doğru okunması için çalışmalar yapılmışsa da Kuran’ın toplanmasının ve doğru olarak okunmasının Allah’a ait olduğunu yine Kuran’ın kendisi beyan etmektedir.

“ Şüphesiz Onu toplamak ve okutmak bize aittir.”
75 (Kıyamet) / 17

Yukarıdaki ayet, Kuran’ın toplu halde orijinal olmasının ve doğru okunmasının Allah’ın kendi kontrolünde tuttuğunu apaçık bildirmektedir. Bu ayete rağmen birilerinin çıkıp ta Allah (hâşâ) sözünde durmamış ve beşere ait birkaç cümleyi kendi vahyine katmıştır demenin mantığı var mıdır? Kuran’dan önceki ilahi kitapların korunması, kitap ehline verildiği Maide suresinin 44. ayetinde belirtilmiştir. Son ilahi kitap olan Kuran’ın korunması ise bizzat Allah’a ait olduğu Hicr suresinin 9. ayetinde  belirtilmiştir. İster matematiksel kodlama olsun isterse olmasın, Kuran’ın değişmediğini,  ayetler beyan etmektedir.
 
“Şüphesiz zikri biz indirdik biz, onun korunması da bize aittir.”
15  (Hicr) / 9

Ayrıca, birçok ayette de Kuran’ın eksiksiz tam bir kitap olduğu anlatılmaktadır. (Bakın; Hakka: 43-47, Kehf: 1-4, Fussilet: 41,42 ) Allah, Kuran’ın sözel anlatımlarında bir tek kelimeye bile şüpheyle bakılmasını kabul etmezken bunu delillendirmek için ayetlerinde Evren’in dili olan matematiği kullanarak vahyetmiştir. Tevbe suresinin son iki ayetine şüpheyle bakanlar iddialarını matematiğe dayandırmaktadırlar. Ancak daha önce belirttiğimiz gibi Kuran’ın matematiksel kodlanışı iki adet sayı üzerine olduğu için, bunu fark edememeleri ve aceleci davranmaları nedeniyle yanılgıya girmişlerdir. Şimdi gerçeği ortaya çıkarabilmek için kitabımızın önceki bölümlerinde açıklandığı gibi, bu iki ayetin Kuran’dan olduğunu gösteren diğer matematiksel ispatlar serisi olan Kuran’ın sayısal verilerini sunalım.

Bu delilleri şu üç kategoride inceleyeceğiz.
  
A – Kuran’da “Allah” kelimesinin tekrarları
B – Kur’an’ın ayet yapısının özellikleri ve ayet sayısı
C – Tevbe suresi ve son iki ayetinin Kuran’daki matematiksel teknik yapısı





A –   KUR’AN’DA  “ALLAH” KELMESİNİN  TEKRARLARI



Bundan önceki bölümlerde herhangi 7-19’lu bir tabloda Tevbe suresi yer almışsa muhakkak bu surenin son iki ayetiyle birlikte ele alınmıştır. Burada “Allah” kelimesinin tüm Kur’an boyunca tekrarlarını ele alacağımız gibi Tevbe suresinin 129. ayetinde “Allah” kelimesi geçtiği için, özel olarak bu kelimenin bulunduğu konumun gerçekleştirdiği 7-19’lu tabloları açığa çıkartacağız.



TEVBE: 129. AYETTE “ALLAH” KELİMESİNİN TEKRARLARDAKİ GÖREVİ

Kuran’da en çok tekrarlanan kelime “Allah” kelimesi olup bunlardan bir tanesi Tevbe suresinin son ayeti olan 129. ayette geçmektedir. Bunu göz önünde bulundurarak Kuran'da oluşan 7-19’lu iki tabloya bir daha bakalım.





Tevbe Suresi başlangıç harfsiz surelerdendir. Başında da Besmele ayeti yoktur.  Eğer surenin başında Besmele ayeti olsaydı, bu gruptaki  “Allah” kelimesinin tekrarı bir fazla olacaktı. Aynı şekilde Tevbe suresinin son iki ayeti Kuran’dan olmasaydı, bu kez başlangıç harfsiz surelerde tekrarlanan “Allah” kelimelerinden bir tanesi eksik olacaktı ki her iki durumda da başlangıç harfsiz surelerdeki “Allah” kelimelerinin tekrarı 19’un katını vermeyecekti. Oysa başlangıç harfli surelerdeki “Allah” formunun tekrarı 1120 (7x160) iken, Tevbe:129. ayettekiyle birlikte başlangıç harfsiz surelerdeki “Allah” kelimesinin tekrarı 1691 (19x89) defa geçerek tam bir 7-19 mizanı gerçekleşmiştir.




BAŞLANGIÇ HARFSİZ SURELERDE “ALLAH” VE “ALLAHUMME” FORMLARI


Tevbe suresinin başlangıç harfsiz sure grubunda yer aldığını ve bu grupta “Allah” formunun 1691 (19x89) defa tekrarlandığını gördük. Kuran’da 5 tane “Allahumme” formu da olduğunu biliyoruz. Bunlardan 3 tanesi Tevbe suresinin de dâhil olduğu başlangıç harfsiz surelerde geçer.  Böylece farklı kalıpta geçen “Allah” ve “Allahumme”  kelimeleri başlangıç harfsiz surelerde 7-19’lu kodlamayı bir daha şu şekilde gerçekleştirir: Başlangıç harfsiz surelerde “Allah” formunun tekrar sayısı 19’un tam katı iken, hem “Allah” hem “Allahumme” formlarının tekrar sayısı ise 7’nin tam katıdır.

TABLO: 149




Başlangıç harfsiz surelerde “Allahumme” formunun katılımıyla gerçekleşen 7-19’lu tablonun tesadüf olmadığına bir başka delil ise Başlangıç harfsiz surelerdeki 1694 adet “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin geçtikleri sure ve ayet numaralarının toplamıdır. Bu toplam 120859 sayısıdır ve 19’un tam katını oluşturarak başka bir tablo daha gerçekleştirmektedir.

TABLO: 150






YEDİYÜZ  DOKSAN  SEKİZİNCİ  AYET


Kuran’da “Allah” formunun surelerin özelliklerine göre 7-19’lu bir tablo gerçekleştirdiğini ve Tevbe 129. ayetteki “Allah” kelimesi merkez olarak alındığında yine 7-19’lu bir tabloyu daha gerçekleştirdiğini gördük. Şimdi, Tevbe suresinin 129. ayetinde “Allah” kelimesi geçtiği için, Kuran’ın başından başlayarak içinde “Allah” formunun geçtiği ayetler içerisinde bu 129. ayetin kaçıncı ayet olduğuna bakacağız.
 
“Allah” kelimesinin geçtiği Tevbe suresinin 129. ayeti, Kuran’ın numaralı ayetleri içerisinde 791. ayettir. “Allah” formunun geçtiği numaralı ve numarasız tüm ayetler dikkate alındığında ise bu kez 798. ayete denk gelmektedir. Bu sayılar ise 7 ve 19’un tam katıdırlar.

(TABLO: 151) Tevbe: 129’a kadar “Allah” formunun geçtiği ayetlerin sayısı




Kuran’ın 1. suresi olan Fatiha suresinin başındaki Besmele ayeti numaralı ayet iken, 9. sure olan Tevbe suresinin başında da ise “Allah” kelimesinin bulunduğu Besmele ayeti yoktur. Başka bir anlatımla; 1. sure ile 9. sure arasında tam 7 tane numarasız ayet geçtiğinden, Tevbe: 129. ayete kadar içinde “Allah” formunun geçtiği ayetlerin sayısı 798’e tamamlanmakta ve mükemmel bir tablo daha oluşturmaktadır. Çünkü içinde “Allah” kelimesinin de geçtiği Tevbe 129. ayet,  798 sayısıyla, yani 7 ve 19’la Kuran’da tekrar tekrar kilitlenmektedir.

SEQAR: 152






BESMELEDE “İSİM” VE ALLAH  İSİMLERİ


Besmele kelimeleri birbirinden bağımsız olarak tekrarlandıkları  Kuran’ın numaralı ayetlerinde, Besmeledeki “İsim” kelimesi ile Allah’ın isimlerini oluşturan “Allah”, “Rahman” ve “Rahim”  kelimelerini birbirinden bağımsız olarak geçtikleri ayetleri iki grup üzerine gruplandırdığımızda 7 ve 19’lu bir mizan oluşturduğunu görürüz.

Yine Besmele kelimelerini tüm Kuran boyunca yani bu kez Kuran’ın numarasız Besmele ayetlerini de hesaba kattığımızda, simetrik 7-19’lu tablonun meydana geldiğini görürüz. Bu 7-19’lu simetrik tablomuzda da Tevbe suresinin son iki ayeti olmasaydı simetri bozulmuş olacaktı.

TABLO: 153




Besmelede Allah’ın isimlerini oluşturan kısmın sayısal değeri 684 (19x36)dır. Besmelede Allah’ın isimlerini oluşturan kısmın Kuran’daki tekrarlanma sayısı ise 2870 (7x410)dur.


TABLO: 154






TEVBE 129. AYETTE “ALLAH” FORMUNUN OLUŞTURDUĞU 7-19’LU  KİLİT


Tevbe 129. ayette geçen “Allah” formunun Kuran’ın başından başlayarak kaçıncı “Allah” formu olduğuna bakacağız. Bilindiği üzere Kuran’ın numaralı ayetlerinde 2699 tane “Allah” formu vardır. Tevbe suresinin 129. ayetinde geçen “Allah” kelimesinin Kuran’da “Allah” formları içerisindeki pozisyonu 7 ve 19’lu bir yapı arz ederek sayısal zincir halkalarına bir halka daha eklemektedir. Çünkü Tevbe suresinin 129. ayetindeki “Allah” kelimesi, Kuran’ın başından sayıldığında 1274(7x182)nci “Allah” kelimesi yapmaktadır. Bu ayetteki “Allah” kelimesinden sonra Kuran’ın sonuna kadarki “Allah” formlarını sayarsak, bu kez 1425 (19x 75) tane sayarız. Böylece, Tevbe 129.  ayetteki “Allah” kelimesinin Kuran’daki tüm “Allah” kelimelerini 7-19’la kilitleyen Kuran’ın bir başka tablosuna daha tanık oluruz.


TABLO: 155







BAŞLANGIÇ HARFSİZ SURELERİN “SON” AYETLERİNDE “ALLAH” KELİMELERİ


Tevbe suresinin Başlangıç harfsiz surelerden olması ve son ayeti olan 129. ayette bir tane “Allah” kelimesinin geçmesi nedeniyle başlangıç harfsiz surelerin son ayetlerinde bulunan “Allah” kelimelerini “son” kavramı içerisinde inceleyerek araştırmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Kuran’ın başından Tevbe suresinin sonundaki ayete kadar, başlangıç harfsiz surelerin son ayetlerinde geçen “Allah” kelimelerini sayarsak tam “7” tane olduğunu saptarız. Bu 7 tane “Allah” lafzının geçtiği sure ve ayet numaraları toplamı ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 156





(TABLO: 156’nin açılımı)
Kuran’ın başından Tevbe: 129’a kadar Başlangıç harfsiz surelerin “son” ayetlerindeki “Allah” kelimeleri






NUMARALI İKİ BESMELENİN BAŞLANGIÇ HARFSİZ SURELERDE
“ALLAH” FORMUNU 7-19 ÜZERİNE PAYLAŞIMI


Kuran’ın 1. Numaralı Besmelesinin geçtiği (1:1) ile 2. Numaralı Besmele ayetinin geçtiği (27:30) ayetine kadarki Başlangıç harfsiz surelerde “Allah” formunun tekrar sayısı 19’un tam katı iken, 27:30 ayetindeki numaralı Besmele ayetinden Kuran’ın sonuna kadarki Başlangıç harfsiz surelerde “Allah” formunun tekrarlanma sayısı ise 7’nin tam katıdır ve bu tabloda da her zamn olduğu gibi yine “Tevbe Suresinin Son İki Ayeti” mevcuttur.


TABLO: 157







B –   KUR’AN’IN AYET SAYILARINDAKİ DENGELER



Kuran’ın ayet sayılarını Kuran’ın 7 & 19 sistematiği içerisinde analiz ederek Tevbe suresinin son iki ayetiyle birlikte oluşan 7-19’lu tabloları açığa çıkaracağız.




NUMARALI  İKİ  BESMELENİN OLUŞTURDUĞU 7-19’LU MİZAN


Kuran’da 114 (19x6) Besmele olduğunu, bunlardan 112 (7x16) tanesinin sure başlarında numarasız ayet olarak geçtiklerini daha önce görmüştük. Numaralı olan diğer iki adet Besmele ayetinden birincisi Kuran’ın ilk ayeti olan Fatiha suresinin 1. ayetinde ve ikincisi de Neml suresinin 30. ayetinde diğer 112 Besmele’ye göre farklılık arz eden numaralanmış ayetler olarak geçmektedir. İşte, 114 Besmele ayetinden iki tanesinin numaralı olarak geçmesinin bir hikmeti de Kur’an ayetlerinin sayısını 7 ve 19’la kodlamak içindir. Buna göre içinde Tevbe suresinin son iki ayetinin de geçtiği 1. numaralı Besmele ayetinden 2. numaralı Besmele ayetine kadarki ayetlerin sayısı 7’nin tam katını oluşturur. 2. numaralı Besmele ayetinden Kuran’ın sonuna kadarki ayetlerin sayısı ise 19’un tam katını oluşturur.







7.SUREDEN  19. SUREYE


Şimdi, kod sayılarımız 7 ve 19 olduğu için Kuran’ın 7. ve 19. sureleri arasında kalan ayet sayılarını kontrol edelim. Kuran’da 7. sure olan A’raf suresinin Besmele’sinden 19. sure olan Meryem suresinin sonuna kadar tam 1406 (19x74) ayet mevcuttur. Geriye kalan diğer tüm Kur’an ayetlerinin sayısı ise 4942 (7x706)dır. Bu durum şu üç gerçeği bir daha açığa çıkarmaktadır.

Bir: Kuran’ın genel ayet sayısı toplamının 7 ve 19’la kodlandırıldığı gerçeği pekişmektedir.

İki: Kuran’daki sure dizilişlerinin de Allah katından olduğu bir kez daha kanıtlanmaktadır.

Üç: Tevbe suresinin son iki ayetinin 7. ve 19. sureler arasında yer alarak bu ayet sayılarının 19’la özel olarak kodlanmasını sağlayan özel iki ayet olduğu anlaşılmaktadır.


SEQAR: 158




Kuran’ın 7.suresinden 19. suresine kadar “Allah” formunun geçtiği ayet sayısı 475(19x25)tir.  “Allah” formunun 7. sureden 19. sureyer kadar geçmediği ayetlerin sayısı ise 931(7x133)tür.

TABLO: 159




7. sureden 19. sureye kadar  sadece 1 adet “Allahumme” formu yer almakta  ve bu sayede, 7 ile 19. sure arasında 475(19x25) ayette “Allah” formuna 1 adet “Allahumme” formunun geçtiği ayet de  katıldığında bu ayetlerin sayısı 476(7x68) yapar ve bir 7-19’lu mizan daha gerçekleşir.

TABLO: 160




Kuranda “Allah” ve “Allahumme”  formları tam 1825 ayette bulunmaktadır.  Bunlardan 476(7x 68) tane ayet 7 ile 19. sureler arasındaki  ayetlerde geçmekteydi. Geriye “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin geçtiği 1349(19x71) ayet ise 7 ile 19. sureler arasındaki surelerin dışında kalan diğer surelerin ayetlerinde geçmektedir. Böylece 7-19’lu bir tablo daha gerçekleşir.

TABLO: 161






TEVBE SURESİNDE  BESMELE GEÇMEYİŞİNİN 7-19’LU PLANI


Bilindiği üzere Kuran’daki tüm surelerin başında Besmele ayeti bulunurken Tevbe suresinin başında Besmele ayeti bulunmamaktadır. Diğer surelerin başında bir Besmele’nin olması ve Neml suresinin hem başında hem de 30. ayetinde olmak üzere iki Besmele’nin geçmesi, Tevbe suresinin başında Besmele’nin olmamasıyla yakından ilişkilidir.

Çeşitli hikmetlerini gördüğümüz Kuran’daki Besmelelerin bir özelliği, Tevbe suresinin başında geçmesi beklenen Besmele’nin bu sureden sonra ileride, Neml suresinin 30. ayetinde geçmesidir. Şimdi, Tevbe suresinin başından Neml suresinin ikinci Besmelesine kadar geçen ayetlerin sayısını ve bu ayetlerin bulunduğu sureleri tablolaştıracağız.

Besmelesi olmayan Tevbe suresinin başından iki Besmele’ye sahip Neml suresine kadarki surelerin toplamı 19 iken; yine, Besmelesi olmayan Tevbe suresinin başından Neml suresinin ikinci Besmelesine kadarki ayetlerin toplamı ise 7’nin tam katıdır.


TABLO: 162
Besmelesi olmayan Tevbe suresinin başından iki Besmele’ye sahip Neml suresinin ikinci Besmelesine kadarki sureler ve ayet sayıları






TEVBE: 129’A  KADAR  KELİME AYETLERİNİN SAYISI


Kur’an ayetleri iki(!) özellik taşımaktadır. Bu özelliklerden biri; okunduğunda anlam ifade eden kelime ve/veya kelime gruplarından oluşan ayetlerdir. Buna “Kelime Ayetleri” diyebiliriz. Diğer özellik ise bunun tam tersine kelime olmayan “Bağımsız Harf Ayetleri” olarak geçmektedir.

Ayetlere bu özellikleriyle baktığımızda Kuran’da 20 tane “Harf Ayeti” olduğunu görürüz. Ancak bu harf ayetleri 19 surenin başlangıcını oluşturmaktadır. Kuran’ın “Kelime Ayetleri” toplamı ise 7’nin tam katını vermektedir. Kuran’daki tüm kelime ayetlerinin sayısı 6328 (7x904)’tür. Kelimelerden oluşan ayetlerinin toplamı olan 6328’in oluştuğu rakamların toplamı ise 6+3+2+8= 19 dur.  Konumuz Tevbe suresinin son iki ayeti olduğundan, Kuran’ın başından Tevbe suresinin son ayeti olan 129. ayete kadarki kelime ayetlerini saymaktır. Sonuç; 19’un tam katı olan 1368 ayet.

Kuran’ın başından Tevbe: 129’a kadarki kelime ayetlerinin sayısı



TABLO: 163



İsterseniz yukarıdaki tabloda numarasız Besmele ayetleri yerine sure numaralarını yerleştirerek tablomuzu çizelim. Bu durumda Besmeleler ve sure numaraları arasındaki yer değişimleri sonucunda yine dönüşümü mükemmel bir koordinasyon örneği oluşturan bir tablo oluşmaktadır. Kuran’ın başından Tevbe:129’a kadarki sure no ve kelime ayetlerinin toplamı 1406 (19x74)tür.




Eğer kelime ayetlerinin sayısı yerine bu kez kelime ayetlerinin geçtiği ayet numaralarını ve sure numaralarını toplarsak 130298(7x18614) sayısını elde ederiz ki bu da 7-19’lu bir tablo daha gerçekleştirir.


(TABLO: 164)
Kuran’ın başından Tevbe suresinin sonuna kadar
sure numaraları, “Kelime Ayetleri” sayısı ve ayet numaraları toplamı






C –  TEVBE SURESİ  VE SON İKİ AYETİNİN  KUR’AN’DAKİ MATEMATİKSEL TEKNİK YAPISI




Bu bölümde hem Tevbe suresinin son iki ayetini hem bu surenin Kuran’daki konumunu göz önünde bulundurarak bazı matematiksel teknik analizler yapacağız. Aşağıda inceleyeceğimiz analiz sonuçları, Tevbe suresinin 128. ve 129. ayetleri Kuran’ın öz iki ayeti olması durumunda gerçekleşmektedir. Şimdi bunları alt başlıklar halinde inceleyelim.




9. SURE VE SON  İKİ AYETİ


Kuran’ın bir kitap olarak bir araya gelmesinde doğal olarak iki sayısal veri vardır. Bunlardan birincisi, arka arkaya gelen ayetlerin sayısı ve arka arkaya gelen surelerin diziliş sayılarıdır. Bunlara ister numara verilsin isterse verilmesin, sure ve ayet numaraları kendiliğinden var olacaktır. Örneğin; 2 göz, 2 kulak, 2 el veya ellerimizdeki 10 parmak… gibi. Bu saydığımız organların hiçbirisinin üzerinde rakam yoktur.

Allah’ın beşer eliyle bir araya getirdiği Kuran’ı, kıyamete kadar kendi kontrolünde tutacağını bildirmiş ve bunu ispatlamak için Kuran’ı detaylarıyla birlikte İkizkod’la kodlayarak evrensel olan matematiği kullanmıştır. Bunun en bariz örneğini Tevbe suresinin sure numarası ile son iki ayetinin doğal sıralama olan sayısal verilerinde görebiliriz. Çünkü Tevbe suresinin sure numarası olan “9” ile son iki ayetinin numarası olan “128” ve “129”un toplamı, 7 ve 19’un katlarda birbirine kilitlendiği sayıyı vermektedir. Bu durum aynı zamanda bir gaybi haber vermenin matematiksel gösterimidir, matematiği konuşturmaktır. Çünkü söz konusu ayetler 19 ile inkâr edilmek istenmiştir. Oysa bu ayetlerin Kuran’daki koordinatlarını belirleyen sure ve ayet numaraları tam da 19’un katını vermekte, dahası 7’nin de katını oluşturmaktadır. İnişinden 1400 yılı aşkın süre sonra şüpheyle bakılacak olan bu ayetlerin, şüpheye sebebiyet veren sayıyla önceden kodlanmış şekilde Kuran’daki yerinde kenetlenmiş olması, olağanüstü gaybi bir mucizenin günümüzdeki görüntüsüdür.


SEQAR: 165


                                  

Tevbe suresinin sure no ile son iki ayetinin toplamı olan 266 sayısında İkizkod 7-19’un tekrarı açısından anlamlı sayısal bir ilişki vardır.

Analizimiz, Kuran’ın bu iki ayeti üzerinde olması nedeniyle bu sayısal ilişki, ayetlerin koordinat toplamında ortaya çıkan 266 sayısının 7 ve 19’un katlarda ikinci defa buluştuğu sayıyı oluşturmasıdır.  


2 x 7 x 19 = 266




“KUR’AN”  KELİMESİ VE MUHTEŞEM KODLANIŞ


Daha önce Kuran’da 70 tane “Kur’an” kelimesi geçtiğini ve bu kelimelerin Kuran’daki sıralanış özellikleriyle mükemmel 7-19’lu tablolar meydana getirdiğini incelemiştik (7. Bölüm).  Kuran’daki 70 tane “Kur’an” kelimesinden bir tanesi Tevbe suresinin 111. ayetinde geçmektedir. Birçok hikmet üzerine geçen bu “Kur’an” kelimesi, Tevbe suresinin Kuran’daki konumunu ve ayet sayısını 7-19 üzerine kodlamaktadır.


Tevbe suresinde geçen “Kur’an” kelimesinden Tevbe suresinin 129. ayetine kadar tam “19 ayet” vardır.


Tevbe suresinde “Kur’an” kelimesinin geçtiği 111. ayetten 129. ayete kadarki ayet numaralarını toplarsak matematiğin bir özelliği olarak 19’un katı olan 2280 sayısını elde ederiz. Bununla birlikte 111. ayetten 129. ayete kadar olan 19 ayet numarasının üstüne sure numarasını tekrarlı olarak toplarsak yine 19’un katı olan sayıya ulaşırız. Bu durum matematiğin bir özelliğidir. Çünkü arka arkaya gelen her 19 adet sayının toplamı, yine 19’un tam katını verecektir. Bu toplam 19’un katı olan 2451’dir ve belirttiğimiz gibi bu matematiğin bir özelliğidir. Bu nedenle bu bir mucize oluşturmaz. Ancak; çıkan sonuç, matematiğin bir özelliği değil, tam bir mucizedir. Şöyle ki:

Tevbe suresinde geçen biricik “Kur’an” kelimesinin geçtiği 111. ayetten surenin sonundaki 129. ayete kadar 19 tane ayet geçtiği için her bir ayete sure numarası verildiğinde 19 tane sure numarası olan 9’ların toplamı ile birlikte Tevbe suresinin son 19 ayetinin toplamı 2451 (19x 129)’dur. 19’un katsayısı olan 129, Tevbe suresinin ayet sayısı kadar olan 129 sayısını mucizevî olarak meydana getirmektedir. bu ayet numaralarına surenin numarası olan 9’u da eklersek bu kez 7’nin katı olan 2289 sayısını elde ederiz.

Tevbe suresinde geçen biricik “Kur’an” kelimesinin sure bitimine 19 ayet kala yerleştirip bu surenin ayet sayısını da 129 olarak belirleme kudreti tamamen Yüce Allah’a aittir.

(TABLO: 166)
 Tevbe suresinde geçen biricik “Kur’an” kelimesinden surenin sonuna kadarki sure ve ayet numaraları





TEVBE: 128’DEKİ  “RAHİM”  KELİMESİ


Tevbe suresinin son iki ayetinden birincisi olan 128. ayette Hz. Peygamber için kullanılan bir adet “Rahim” kelimesi vardır. Daha önce “Rahim” kelimesi üzerinde vermiş olduğumuz tabloların hiç birisinde anlam itibariyle buradaki “Rahim” kelimesini hesaba katmadık. Çünkü bu kelime anlamca Hz. Peygamberi kastederken, diğer “Rahim” kelimeleri de Allah (cc.) adına kullanılmıştır. Şimdi anlam yönünden değil de sadece kalıp benzerlikleri yönünden “Rahim” kelimelerini incelediğimizde, Tevbe suresindeki son “Rahim” kelimesini sayım işleminde merkez konumuna geçirirsek, Kuran’ın tüm “Rahim” kelimelerini 7 ve 19’la tam olarak kodladığını görürüz. Buna göre Kuran’ın başından Tevbe: 128’de “Rahim” kelimesine kadarki “Rahim” kelimelerinin tekrarı 7’nin tam katı iken; bu kelimeden sonraki tüm “Rahim” kelimelerinin tekrarı ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 167




Hz. Peygamber için kullanılan “Rahim” kelimesinin 9. surenin 128. ayetinde geçmesi, matematiksel ahenk açısından da son derece önemli sayısal bir veri ortaya çıkarmaktadır. Çünkü Hz. Peygamber için kullanılan biricik “Rahim” kelimesinin geçtiği sure ve ayet numarası 9 ve 128 iken, Allah adına kullanılan diğer “Rahim” kelimelerinin geçtiği sure ve ayet numaraları toplamı da 9128’dir ki bu sayı Hz. Peygamber için kullanılan “Rahim” kelimesinin geçtiği sure ve ayet numarasının (9:128’in) arka arkaya dizimine eşit olan sayıdır.







ÜÇ  BASAMAKLI AYETLER


Bundan sonra Tevbe suresinin son iki ayeti üzerine matematiksel teknik araştırmalarımızı biraz daha derinleştireceğiz. Burada Tevbe suresinin hem başlangıç harfsiz sure grubunda yer alması, hem ayet sayısı toplamının üç basamaklı bir sayı (129) olması nedeniyle başlangıç harfsiz sureler içerisindeki ayet numaraları “üç basamaklı” olan ayetleri inceleyeceğiz.

Tüm Kur’an boyunca ayet numaraları üç basamaklı olan 966 (7x138) ayet mevcut iken, Tevbe suresinin mensub olduğu Başlangıç harfsiz surelerde ise ayet numaraları üç basamaklı olan tamtamına 361 (19x19) ayet mevcuttur. Ayrıca ayet numarası üç basamaklı surelerin toplam ayet sayısı ise 7’nin tam katını vererek tam bir 7-19 tablosunu gerçekleştirmektedir.

(TABLO: 168)
Ayet sayısı toplamı üç basamaklı olan Başlangıç harfsiz sureler ve bu surelerdeki ayet numaraları üç basamaklı olan ayetlerin sayısı






TEVBE 129’A  KADARKİ  TEK SAYILI AYETLER


Tevbe suresinin 129. ayetinin numarası tek sayıdır. Bu nedenle Tevbe suresinin 129. ayetini baz alarak Kuran’ın başından tüm tek sayılı ayetlerini  incelediğimizde; Kuran’ın başından Tevbe 129. ayete kadarki tek sayılı ayetler 684(19x36) tane ayet yapmaktadır. Kuran’ın başından Tevbe suresine kadarki 9 adet sureyi ve bu surelerin tek sayılı 684 ayetini topladığımızda (tek sayılı 684 ayet Kuran’ın ilk 9 suresine aittir.) 693 (7x99) sayısını oluşturduğunu görürüz.

TABLO: 169





KUR’AN’DAKİ “129”LAR


Bilindiği üzere Tevbe suresinin sure numarası “9” ve toplam ayet sayısı da “129”dur.  Kuran’ın tüm ayet numaralarını incelediğimizde ise Kuran boyunca tam 9 tane ayetin numarası 129 ile numaralanmış olarak karşımıza çıkmakta ve sayısal bir ahenk oluşmaktadır. Nasıl olur da Kuran’ın 6236 numaralı ayetinden sadece 9 tanesinin ayet numarası 129 ile numaralanarak Tevbe suresinin sure numarası ile ayet sayısına eşit olarak tekrarlanmaktadır?




Kuran’da 9 tane 129 ile numaralanmış ayet olmasının kodlanmış durumu ise, 129. ayetleri içinde bulunduran 9 adet surenin, sure numaraları toplamı 114 (19x6) ve bu sayıya bu surelerin toplam ayet sayıları eklendiğinde ise 1820 (7x260) sayısını vermesidir.

TABLO: 170






KUR’AN’DA 128 VE 129 İLE  MÜHÜRLENMİŞ “19”  AYET


Kuran’ın 6236 numaralı ayetleri içinde, ayet numarası 128 ve 129 ile numaralanmış tamtamına 19 ayet mevcuttur.




Kuran’a en son yerleşen ayetler Tevbe suresinin son iki ayetiydi.  Eğer bu iki ayet Tevbe suresinden başka herhangi bir surenin sonuna yerleşmiş olsaydı, 128 ve 129 ile numaralanmış ayetlerin sayısı asla 19 tane olmayacaktı. Kuran’daki bu 128 ve 129 ile numaralanmış ayetlerin geçtiği surelerin toplam ayet sayıları ise 7 ve 19’un katlarını oluşturmaktadır. Bu oluşum iki tablo sunmaktadır.


SEQAR: 171




İkinci tablo; 128 ve 129 ile numaralanmış ayetlerin bulunduğu surelerin ayet sayıları 7’nin katını vermesiyle birlikte buna yine o surelerdeki “numarasız Besmele” ayetleriyle birlikteki toplamı bu kez 19’un katını vermesidir.

(TABLO: 172)
İçinde 128 ve 129 ile numaralanmış ayetleri bulunduran surelerin ayet sayıları toplamı




İçinde 128 ve 129 ile numaralanmış ayetleri içeren surelerin numarasız Besmeleler ile birlikte toplam ayet sayısı 1843 (19x97) olarak gerçekleşmekte ve ancak Tevbe suresinin son iki ayetinin katılımıyla ve Tevbe suresinin başında Besmele ayetinin olmaması nedeniyle 19’un tam katı çıkmaktadır. Eğer Tevbe suresinin başında Besmele ayeti olsaydı veya son iki ayet olmasaydı, hem Kuran’daki 128 ve 129 ile numaralanmış ayetlerin sayısı hem de bu ayetleri ihtiva eden surelerin toplam ayet sayıları 19’un tam katı çıkmayacaktı. Bu nedenle Mutaffifin suresinde iki kez vurgulanan “Kitabun Merkum” (Rakamlanmış Kitap) deyimine uygun olarak Allah’ın kontrolündeki Kuran’ın da 7-19’lu rakamlardan oluşan mührünün olması ve bu “Kitab ün Merkum” deyiminin Kuran’da iki kez vurgulanarak açıklanmış olmasının bir hikmeti vardır. Bu hikmetlerden en önemlisi, Tevbe suresindeki 128 ve 129 ile rakamlanmış ayetlerine işaret etmektedir ki bu, Kuran’daki 128 ve 129 rakamlarının fonksiyona girerek ikizkod 7-19’la bire bir uyum içerisinde Kuran’ın olmazsa olmaz iki ayeti olduğunu defalarca ispat etmesidir.




SURELERDE SİMETRİ

Allah Evrendeki her şeyi çiftler halinde yaratmıştır (36:36). Simetriye vücudumuzdaki iki göz (sol ve sağ göz), iki kol (sol ve sağ kol)… en güzel örnekler olarak verilebilir.

Matematikteki simetri konusu da bu çift yaratılmanın sayısal gösterimidir. Kur’an Allah’ın ezeli kitabı olmakla birlikte bunu insanların anlayabileceği bir sistem olan yazıya dönüştürmüştür. İşte bu yazılı kitaptaki surelerin 7 ve 19 açısından simetrik dizilimdeki ayet sayılarına bakacağız. Bu incelememiz Kuran’daki bütün surelerin simetrileri olacaktır.

Örneğin; Kuran’ın baştan 1. Suresi Fatiha’nın ayet sayısı 7 ile Kuran’ın sondan 1. Suresi olan Nas suresinin ayet sayısı 6’nın toplamı, 7’nin veya 19’un katını verip vermediğini kontrol edeceğiz. Bunu tüm Kuran surelerine uyguladığımızda ortaya aklı başında hiçbir insanın itiraz edemeyeceği sayısal tablolar çıkmaktadır.

Kuran surelerinin simetrileri sonucu, Kuran’da tam 20 surenin toplam ayet sayılarının simetrisi 7-19 üzerine gerçekleştiğini görürüz.  

Aşağıdaki 173. Tabloda bulunan surelerden başka, Kuran’ın hiçbir suresinin simetrik ayet toplamları 7 ve 19’un katsayısını oluşturmaz. Bu surelerden 9.Tevbe suresi 129 ayet ile simetrik suresi olan sondan 9. surenin ayet sayısı olan 4’ün toplamı 7 ve 19’un aynı anda ortak katını oluşturan sayı meydana çıkmıştır.


(TABLO: 173 )
Kuran surelerinin (baştan & sondan) simetrilerinin 7 ve 19’a denk gelen toplamları




Bununla birlikte, birbirlerine simetrik olan Kuran’ın bu 20 suresinin toplam ayet sayıları 1099+91= 1190 (7x170)tir. Bu 20 sureden bir tanesi olan Tevbe suresinin başında Besmele ayeti olmadığı için, yine bu simetrik 20 surenin başındaki numarasız Besmele ayetleri de tam 19 adet yapmakta ve bir tablo daha sunmaktadır.


TABLO: 174





TEVBE 128, 129 VE KAREKÖK


Kuran'da, sure numarası kareköke dönüşebilen on sure vardır. Bu surelerin toplam ayet sayısı 676’dır. Bu sayının karekökü ise 7+19’un tam kendisi veya bu sayı 7+19’un karesidir.


Sure Numarasında Karekök Olan Kuran’ın 10 Suresi


   
Sure numaraları kareköke dönüşebilen surelerin, sure numaraları ve bu surelere ait numarasız Besmele ayetleri de hesaba katıldığında, Tevbe suresinin başında Besmele ayetinin olmaması gerektiğine ve bu surenin 129 ayetten müteşekkil olması gerektiğine aşağıdaki tabloda görüleceği üzere bir daha şahit oluruz.

 
Sure numarasında karekök olan Kuran’ın 10 suresinin sure numaraları
ve numarasız Besmele ayetleriyle birlikte bu surelerin toplam ayet sayıları






BESMELE KELİMELERİNİN GEÇTİĞİ & GEÇMEDİĞİ SURE VE AYET SAYILARI

Tevbe suresinin son iki ayeti olan 128 ve 129. ayetler, Kuran’da Besmele kelimelerinin geçişi açısından son derece önemli bir 7-19 tablosunu meydana getirmektedir. Tevbe suresinin 128. ayetinde daha önce belirttiğimiz gibi Allah adına kullanılan Besmele kelimelerinden hiç birisi yoktur. Tevbe suresinin 129. ayetinde ise Besmele kelimelerinden olan bir tane “Allah” kelimesi bulunmaktadır.

Besmele kelimelerinin geçtiği sure sayısı 88, geçtiği ayetlerin sayısı da 1923’tür.  Sayıların ardışık yazılma özelliğinden yola çıkarak Besmele kelimelerinin geçmediği sure sayısı olan 26 ile geçmediği ayet sayısı olan 4313(19x…) sayısını da kullanarak açığa çıkan bir tabloyu daha görelim.

Kuran’da Besmele’yi oluşturan kelimelerin geçtiği sure sayısı 88 ile geçtiği ayet sayısı 1923’ün arka arkaya dizimi 19’un tam katı iken, bu anlatımın simetriği ise yani Besmele kelimelerinin geçmediği sure sayısı olan 26 ile geçmediği ayetlerin sayısı olan 4313’ün arka arkaya dizimi ise 7’nin tam katını vermektedir. Kuran’ın kalan vermeyen, eksik bırakmayan ikiz kodlaması, Besmele’yi oluşturan kelimelerin geçtiği/geçmediği sure ve ayet sayısıyla mükemmel bir tabloyu biz akıl sahiplerine sunmaktadır. Bu tablonun bir tarafında Tevbe: 128. ayet, diğer tarafında ise Tevbe: 129. ayet vardır.

TABLO: 175




Bu tabloda numarasız Besmele ayetleri yer almamıştır. Numarasız Besmele ayetleri de dâhil edilseydi tablodaki hiçbir sayısal veri görünmeyecekti. Çünkü Kuran’ın 113 suresinin başında Besmele ayeti geçtiği için tablomuzun her iki tarafındaki sure sayılarından her biri (88 ile 26) 113’e tamamlanacağı için tabloda 7 ve 19 görünmeyecekti. Böylece sure başlarında Besmele ayetlerinin neden numarasız olarak geçtiğinin bir hikmeti bu tabloda da gün ışığına çıkmaktadır. Kuran’daki bu tablolar bir bakıma “Müddessir” (örtünerek gizlenen) ve “Müzzemmil” (bürünerek gizlenen)dir. Esasen bu iki kelime Kuran’da Resul-i Ekrem Hz. Muhammed (s) için kullanılmıştır. Bunun nedeni ise kendisine vahyedilen Kur’an ayetleri karşısında titreyerek abasıyla örtünmesinden dolayı Kuran’da bu isimlerle anılmıştır. Kalbi katı olmayan insanlar da günümüzde bu Kur’an ayetlerinin oluşturduğu tekrarlanan ikili tablolar karşısında titrememesi mümkün değildir. Hem Allah Zümer suresinin 23. ayetinde şunu dememiş miydi?

“Allah sözün en güzelini birbiriyle benzeşen, tekrarlanan ikili kitap olarak indirdi. Rabbine saygı duyanlar ondan derileri ürperir. Sonra hem derileri hem kalpleri onun mesajına doğru yumuşar…”




İLK VE  SON  SURELERDE 128 VE 129  MÜHRÜ

Kitabımızın çeşitli bölümlerinde Kuran’ın matematiksel sistemindeki yapılanmanın “ilk” ve “son” oluşumları, 7-19’lu kodlamada önemli yer tuttuklarını gördük. Örneğin¸ Kuran’daki ilk sayı 7 iken, son sayı 19’dur. Kuran’daki “ilk secde ayeti” baştan 7. surenin son ayeti iken “son secde ayeti” ise sondan 19. surenin son ayetini teşkil etmektedir.

Tevbe suresinin son iki ayetinin Kuran’a katılımı sayesinde gerçekleşen Mesani (Tekrarlanan İkili) sayısal kodlamasında, bu iki ayetin rakamlanmış mühürleri bulunmaktadır. Buna Kuran’ın “ilk” ve “son” oluşumlarında meydana gelen önemli bir örnek vereceğiz.

Bu örnek yapı, Kuran’ın “ilk” ve “son” surelerinde yer alır. Kuran’ın “ilk” ve “son” surelerinin, sure ve ayet sayıları toplamı 128 ve 129 rakamlarını vermektedir. Bu sayılar Tevbe suresinin son iki ayetinin numaralarıdır.






SON SECDE AYETİ  VE  “129”


Kuran’a en son yerleşen Tevbe suresinin son iki ayetinin vahiy olması nedeniyle Allah’a tevbe edip, secde edilmesi gerekir. Deliller apaçık ortadadır. Hatırlayacağımız üzere, ilk secde ayetinden son secde ayetine kadar tam 5054 ayet mevcuttur.

Bu sayı 7 ve 19’un kilitli olduğu sayıdır. İlk ve son secde ayetleri arasında Tevbe suresinin son iki ayeti de bulunduğu halde 5054 ayet yapmaktadır. Ancak; 19 sayısıyla şüphe edilen bu surenin sure ve her iki ayetinin sayıları (sure no:9, ayet no:128 ve 129), ne ilginçtir ki 5054 sayısında kalan vermeden, eksik bırakmadan (la tubqi, we la tezer) 19’un katsayılarını da oluşturur. 5054= 19x (9+128+129)





İlk secde ayetinden son secde ayetine kadar 5054 ayetin geçmesiyle verilen sayısal mesaj burada bitmemektedir. Çünkü ilk secde ayetinden son secde ayetine kadar saydığımız 5054. ayet, aynı zamanda 14 (7x2)inci secde ayeti ve Alak suresinin 19. ayetidir. Üstelik sondan 19. surenin son ayeti olan Alak suresinin 19. ayeti, aynı zamanda sondan sayıldığında bu ayete kadar saydığınızda, sıkı durun; tamtamına 129 ayet mevcuttur.

Bu sayısal ve anlamsal ilişkiler birer rastlantı olabilir mi?



“Rakamlanmış bir kitaptır. Ona yakınlaştırılmış olanlar tanık olur.”

83(Mutaffifin)/20,21





TEVBE SURESİNİN SON “2” AYETİ “19” İLE KUŞATILMIŞTIR


Tevbe suresinin son ayetinin numarası ilahi takdir gereği 129 rakamına bürünebilmesi için ancak Tevbe suresinin sonuna gelecek şekilde vahyedilmiştir. Bunun hikmeti nedir? Neden son ayet 129 rakamına bürünmüştür? Kur’an-ı Kerim’e yerleşen en son iki ayet, rastlantı olarak Tevbe suresinin sonuna yerleşmemiş olduğunun kanıtlarını tablolar şeklinde gördük.  19 sayısıyla inkâr edilmeye çalışılan bu ayetin yine 19 sayısıyla hem matematiksel hem rakamsal olarak Kuran’dan olduğuna dair direkt göze çarpan görsel bir ilişkisi daha vardır.

Ayet numarası 129’un 19 ile olan matematiksel bağlantısını şöyle izah edebiliriz: 1 sayısından 19 sayısına kadar rakamları yazmaya başlarsak tam 29 tane rakam kullanmış oluruz ve bu 29 tane rakamın sayı değerlerini toplarsak 100 sayısını elde ederiz ki 19 sayısına kadar oluşan 29 rakam + bu rakamların değerleri toplamı olan 100’ün toplamı  (29+100)= 129’u vermektedir.

129’un 19 ile rakamlanmış olmasının bir diğer yönü ise, Tevbe suresinin ayet sayısı olan 129’un göze yansıyan görsel ilişkisidir. Tevbe suresinin son ayet numarası olan 129’ a bir fotoğraf karesini inceliyormuşçasına bakalım.


                                             




Bu görüntü ilk önce bize bir şey ifade etmeyebilir. Şimdi bu görüntüyü biraz daha büyüterek renklendirelim:






Tablodaki resimsel ifadeden de anlaşılabileceği üzere “129”un merkezindeki “2” rakamı, sembolik olarak Tevbe suresinin son iki ayetini temsil ederken, sağına ve soluna gelen “1” ve “9” rakamları da 19’un rakamları olup zebani (meleklerin) sayısını sembolize etmektedir. 2 rakamı (son 2 ayet), 19’un rakamları olan 1 ve 9 tarafından sağdan ve soldan kuşatılarak mührünü vurur ve dışarı çıkmasına izin vermez.


15. Hayır. O, “buna son vermezse” biz onu alnından tutup sürükleriz (Tablolu Seqar’a /Cehenneme)    

16. Hatalı, yalancı alnından

17. O halde çağırsın meclisini (yardımcılarını)

18. Biz de çağıracağız zebanileri ( 7 kapının 19 muhafızını )

19. Hayır! Sakın ona uyma. Secde et ve yaklaş.

                      96 (Alak)/15-19





İKİ ŞAHİT MAKAMINDAKİ ZAT


Teknik açıdan Tevbe suresinin son iki ayeti üzerine matematiksel incelemelerimizi burada sonlandırıyoruz. Şimdi son olarak, bu iki ayetin tek yazılı senetle Kuran’a katılımını sağlayan Ebu Huzeyme’nin ismi ve Hz. Peygamber’in ona verdiği sıfat olan Zi’ş- Şehadeteyn (iki şahit makamındaki zat) kelimelerine matematiksel açıdan inceleyelim.

“Ebu Huzeyme” isminin sayısal değeri 1071(7x153)tür. Resul-i Ekrem’in Ona verdiği sıfatla birlikte anılan  “Zİ’Ş- ŞEHADETEYN EBU HUZEYME” (iki şahit makamındaki zat Ebu Huzeyme) kelimelerinin harf sayısı ise tam 19’dur.





Bilindiği üzere Kuran’ın bir araya toplanması Hz. Peygamber’in vefatından sonra olmuş ancak Resulullah (s) henüz hayatta iken Ebu Huzeyme’ye “iki şahit makamındaki zat” anlamında “Zi’ş- Şehadeteyn” sıfatını vermiştir. Bu nedenle Tevbe suresinin son iki ayetinin yazılı tek belge olarak yanında bulunan “İki şahit makamındaki zat olan Ebu Huzeyme’nin harf sayısının 19 çıkması başlı başına bir mucizedir. Reddetmeye şartlanmış olandan başka hiç kimse bu iki ayetin tek senet olarak bir kişinin yanında sonradan bulunacağı ve bu nedenle bu kişinin önceden isminin sayısal değerinin 7’nin tam katı çıkartıp ona ad olarak verildiğini, künyesinin de 19 harf olarak tespit edilmesi için O’na “Zi’ş-Şehadeteyn” sıfatının yakıştırıldığını ve bunun 1400 yıl sonra açığa çıkacağını iddia edemez. Bu tamamen her şeyden haberdar olan Allah’ın takdiridir.
      



***




Kuran’da 128 ve 129 rakamları ile numaralanmış ayetler ilk defa Bakara suresinde geçmekte, baba ve oğul iki(!) peygamberin birlikte yaptıkları dua aktarılmakta ve bu duanın da Tevbe suresinin son iki ayeti olan 128 ve 129. ayetlerle anlamsal ve sayısal bir ilişki içinde olduklarını görürüz.


128. Rabbimiz! Bizi sana teslim olan iki kul ve zürriyetimizden de sana teslim olan bir ümmet kıl. Bize ibadet yollarını göster ve tevbemizi kabul et. Zira tevbeleri kabul edip bağışlayan ancak sensin.

129. Rabbimiz! Onlara kendi içlerinden kendilerine senin ayetlerini okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları arındıran bir Resul gönder. Şüphesiz Aziz ve Hikmet sahibi olan ancak sensin, sen.

                                                                         2 (Bakara) /128,129



Doğrusu, Hz. Muhammed (s), onların zürriyetinden olmak üzere tüm Dünya milletlerine Son Resul olarak gönderilmiş ve ona Tevbe suresinin son iki ayeti dâhil olmak üzere son kitap olan Kur’an ve Hikmet verilmiştir.


… Ve Kutsal Ayetler


128. Andolsun, size kendinizden öyle bir Resul gelmiştir ki sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Çünkü O size çok düşkün, mü’minlere karşı şefkatlidir, merhametlidir.

129. Yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter. Ondan başka ilah yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O, büyük Arş’ın Rabbidir.”
  
                                                                            9 (Tevbe) / 128,129


"Rabbinin kelimesi dogru ve adilce tamamlanmıstır.
O'nun kelimelerini degistirecek yoktur..."

                                                                         6 (Enam) / 115





27
SES VE 7 -19 / SES VE 7 -19
« Son İleti Gönderen: İmran Akdemir 22 Eylül 2010, 10:10:56 »
SES  VE
7-19


27.   Andolsun ki biz bu Kuran’da insanlar için her türlü misali vurguladık. Umulur ki mesajı alırlar.

28.   (Bu mesaj) pürüzsüz Arapça  (yazılıp-okunan)  bir Kuran’dır ki böylece korunsunlar.

39 (Zümer) / 27-28



EDEBİ YAPI

Okunuşuyla insana haz veren Kur’an, bir ömür boyu okunsa bile asla bıkkınlık vermeyen eşsiz ses harmonisine sahiptir. Kelimelerinin sunuş tarzında bir ahenk oluşturulmuş ve sesleri algılamada kulağı etkileyici kafiyeleme sistemi kullanılmıştır.

İnsanlar,  meydana getirdiği yazılı eserlerinde ya şiir ya da nesir  (düz yazı) metotlarını kullanırlar. Kur’an ne bir şiir ne de düz yazılı bir kitaptır. Kendisine has tertil üzere okunan, şiirsel bir üslup taşıyan, musikisi İlahi vahye dayanan bir kitaptır.  Kur’an, üslubunu kafiyeleme sistemine benzeten ancak, ayetlerin anlamına bakıldığında ise düz yazıya benzeyen bir kitaptır. Aynı anda hem şiirsel hem düzyazı olarak algılanabilen Kur’an, asla bir şiir kitabı veya normal düzyazılı bir kitap değildir. Bu durum yeryüzündeki hiçbir kitapta rastlanılmaz. Buna benzer birçok yönleriyle Kuran’ın edebi yazımı bir mucizedir. Ancak Arapça bilmeyenler bu edebi yazı mucizesini gereği gibi anlayamazlar. Bu nedenle Kuran’da insanlığın ortak dili olan matematik kullanılarak, Kuran’daki yazıların da sayısal fonksiyonlu bir mucize kitap olduğunun anlaşılması sağlanmıştır. Evrensel olan Kuran’ın sözlü çağrısı bu kez kesin ve yanılmaz özellikteki matematik ile vahyedilmiş olan mucizelerini açığa çıkararak insanlığa evrensel çağrısını yinelemektedir.

Allah’ın eseri olan ve tüm detaylarıyla vahiy olan Kur’an’ın her bir bölümüne “sure”, surelerin bölümlerine “ayet” ve ayetlerin sonlarına da “fasıla” (durak) denmektedir. Bu duraklar birbirleriyle kafiyelenmiş durumdadırlar. Kur’an bir şiir kitabı olmadığı halde duraklarında neden kafiye sistemi kullanıldığına dair bugüne kadar hiçbir bilimsel araştırmaya rastlayamıyoruz. Zaten Kur’an’ın birçok yerinde, Kur’an mucizelerinin inişinden sonraki zamanlarda açıklanacağı bildirilmektedir. İşte bu mucizelerden bir tanesi ve bütün Kuran’ı kaplayan ayet sonlarındaki fonetik kafiyeleme sistemidir ki bu kafiyelenme örgüsü 7-19’lu matematiksel kilitlenmelerden meydana gelmektedir. Bu bölümde inceleyeceğimiz Kuran’ın 7-19’lu kafiyelenme sistemi ayrıca Kuran’ın şu anki sure ve ayet dizilişlerinin de orijinal olduğunun olağanüstü bir başka kanıtıdır. Ayrıca Kuran’ın bu mucizesi, gözlerin görmemesi halinde bile bunu duyma organına duyurarak insanın buna şahit olabilme özelliğini oluşturmaktadır.




AYETLERDE KULLANILAN  “SON”  HARFLER

Bilindiği üzere kafiye (ses uyumu), mısra sonlarında en az son harflerin birbirlerine benzer olmalarını gerektirmektedir. Kuran’da inceleyeceğimiz kafiyeler de ayetlerin en son harfleri üzerinde olacaktır. Kuran’ın yazıldığı Arap alfabesi 28 harftir. Kuran’ın numaralı ayetlerinin sayısı da 6236’dır. İşte bu 6236 ayetin en son harflerini incelediğimizde alfabenin üç harfinin hiç kullanılmadığını görürüz. Bu harfler Waw, Kha ve Ğayn  ( و خ غ )   harfleridir. Kuran’ın tüm ayetlerinin son harflerini kontrol ederseniz bu üç harfi asla göremezsiniz. Şimdi, bu üç harf dışında ayet sonlarında kullanılan alfabenin 25 harfinin sayısal değerlerini toplayalım. Çıkan sonuç, 7 ve 19’u katlarda kilitleyen 4389 sayısıdır.


(TABLO: 133)
Kur’an ayetlerinde “son harf” olarak kullanılan alfabe harfleri





26  ( 7 +19 )  SES  VE  İLK GEÇİŞLERİ

Arap alfabesinin 25 harfinden başka, ayet sonlarına yerleştirilen son harfler içerisinde ses mucizesini harf kullanımı bakımından gerçekleştiren bir başka oluşum daha vardır.

Arapçada alfabeden alınan iki harf birleştirilerek yapay bir harf meydana getirilmiştir. Bu harf “he” ve “te” harflerinin birleşerek oluşturduğu “müennes te” harfidir ve ayet sonlarında bu yapay harf olan “müennes te” harfi de kullanılarak Kuran’ın ayet sonlarında 26 sesin geçmesini sağlamaktadır. 26 sayısı ise 7+19’dur. Yapay “müennes te harfi”, bulunduğu kelimenin ancak son harfi olarak yazılabilir. Okuma esnasında bu harfte durulursa “h” sesi çıkartılır. Eğer durmadan diğer kelimeye geçilirse bu defa “t” sesiyle okunma zorunluluğu vardır.


TABLO: 134




Şimdi ayet sonlarında kullanılan 26 sesin sayısal değerleriyle birlikte Kuran’ın ayet sonlarındaki “ilk” geçişlerinin koordinatlarını (sure ile ayet numaralarını) tablolaştıracağız. Sonuç olağanüstüdür.

Ayet sonlarında kullanılan 26 sesin sıra numaraları ile sayısal değerleri toplamı 7’nin tam katı iken, bu 26 sesin Kuran’da ilk geçişleri olan sure ve ayet numaralarının toplamı ise 19’un tam katıdır.

(TABLO: 135)  
Kafiyelemede kullanılan 26 harf ve Kuran’daki “ilk” geçiş koordinatları



Yukarıdaki  tabloda iç içe geçmiş 7-19’lu bir tablo daha mevcuttur. Tablonun içinde yer alan başlangıç harfli sureleri ve ayet numaraları ile bu surelerde ilk defa geçen kafiye harflerini, Kuran’daki geçiş sıraları ile birlikte ayıklarsak, aşağıdaki  tabloyu elde ederiz. Buna göre 26 ses veren kafiye harfleri tablosundaki 14 tane harf başlangıç harfli surelerde yer alır. İşte bu harflerin sıra numaraları ile sayısal değerleri toplamı 19’un tam katı iken, geçtikleri sure ve ayet numaraları toplamı ise 7’nin tam katıdır.

(TABLO: 136)
26 çeşit ses veren kafiye harfleri tablosunda (Tablo: 135’in içindeki)
 Başlangıç harfli surelerin kafiye harfleri ile sure ve ayet numaraları




Şimdi, 26 kafiye harfinin geçtiği 135. tabloyu biraz daha inceleyelim. Kuran’da kafiye harfi olarak seçilen 26 çeşit harf, tekrarsız olarak ilk defa (Tablo 135’te görülebileceği üzere) 18 surede yer almaktadır. İşte, bu sure numaraları; 1,2,3,6,7,11, 13,18, 20,22, 36,41,51,53,77,93,101 ve 110. olmak üzere toplamı 665 yapmaktadır. Bu sayı, 7 ve 19’u aynı anda katlarda kilitleyen sayıdır.


TABLO: 137




26 kafiye harfinin ilk defa geçtikleri surelerin sure numaraları toplamı 7 ve 19’un katlarda kilitlendiği 665 sayısını oluşturması önemlidir. Çünkü bu sayı, kilitli bir başka 7-19’lu tablonun zincirini oluşturmaktadır. 26 kafiye harfinin ilk geçtikleri surelerin ayet sayılarının toplamı 7’nin katını oluşturur ve 7-19’lu zincirleme kodlama bir daha gerçekleşmiş olur.

(TABLO: 138)
26 (7+19) kafiye harfinin ilk geçtikleri surelere ait sure no ve ayet sayıları






TEK KULLANIMLIK İKİ   HARF


Kafiye harfi olarak seçilen 26 çeşit harfin ayet sonlarındaki kullanımlarına bakarsak çok önemli belirgin bir fark görürüz. Kafiye harflerinin birçoğu ayet sonlarında onlarca hatta yüzlerce defa kullanılmasına rağmen, bunlardan iki tanesi,  Kur’an boyunca sadece birer defa kullanılmıştır. Bu harfler, Tablo: 135’te görülebileceği üzere kafiye harfleri sıralamasının 19.sunda yer alan “Dad” harfi ve 7 sıra sonraki, 26. sırada yer alan “Ha” harfidir. İşte Kur’an boyunca kafiyelemede tek kullanımlık olan bu iki harf, Kur’an sureleri ve ayetleri arasında 7 ve 19’ la bir kez daha kodlanmış durumdadır. Bu kodlama şöyledir: 41. surenin 51. ayetindeki tek kullanımlık olan “Dad” harfinden, 110. surenin 1. ayetindeki tek kullanımlık “Ha” harfine kadar geçen surelerin sayısı 70(7x10) iken; yine tek kullanımlık “Dad” harfinden tek kullanımlık “Ha” harfine kadar (harften harfe kadar) tam 2014(19x106) ayet vardır.

TABLO: 139






KURAN’IN  “İLK”  VE  “SON”  KAFİYE HARFLERİ


Kuran’da kullanılan 26 çeşit kafiye harfinin ilk ve son kullanımlarını inceleyeceğiz. 26 çeşit kafiye harflerinden ilki doğal olarak Kuran’ın ilk ayetindeki Besmele’nin son harfi olan “Mim” harfidir. Son kafiye harfi yani 26. kafiye harfi ise Nasr suresinin birinci ayetindeki son harf olan “Ha” harfidir.




Her iki ayetin harf sayısı 19’ar harften meydana gelmekte ve bu kafiye harflerinin sayısal değerleri ile birlikte sure ve ayet numaraları toplamı 7’nin tam katını vermektedir.


(TABLO: 140)
Kur’an’ın “ilk” ve “son” kafiye harfleri




Şimdi de Kur’an’ın bu ilk ve son kafiye harflerinin 7-19’la nasıl kodlandığını bir başka açıdan izleyelim.  “İlk” kafiye harfinin geçtiği sure (1), ayet (1) ve harfin sayısal değeri olan (40)ın arka arkaya dizimi 19’un tam katı iken; “Son” kafiye harfinin geçtiği sure (110), ayet (1) ve harfin sayısal değeri olan (8)’in arka arkaya dizimi ise 7’nin tam katıdır.

TABLO: 141




İlk ve son kafiye harflerinin geçtikleri ayetlerin anlamlarına bakalım. İlk kafiye harfinin geçtiği ayetin meali (1/1), “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile” Son kafiye harfinin geçtiği ayetin meali (110/1), “Allah’ın yardımı ve açılışı geldiği zaman”

Allah’ın geçmişte mü’minlere verdiği yardım ve fetihler (açılışlar) sayesinde insanların Kur’an-ı Kerim ile tanışmasına neden olmuştur. Günümüzde ise inkârcılığın ve şüpheciliğin yaygın olduğu bir zamanı yaşamamız nedeniyle Allah’ın kendi koruması altında planladığı birbirine kilitli, tahrife maruz kalmadığı ispatlanabilir, her an test edilebilir özelliğindeki Kuran’ı, matematik çağını yaşayan biz insanlara doğruyu görmemiz için matematiksel yardım ve açılışları olabilen bir yapıda, 7-19’lu matematiksel sistemli kodlamayla vahyetmiştir. Bu matematiksel yapılanmayı birer  “Seqar” olan tablolar halinde gözlerimizle tanık olabiliyoruz.


İnkâr edenler: Sen gönderilmiş değilsin derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter ve yanında Kitap İlmi olanın da şahitliği yeter.”
13 (Ra’d) / 43

Şüphesiz, Resullerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin kalkacağı günde yardım ederiz.”
40 (Mü’min) / 51





AYET SONLARI AYNI HARFLE TEKRARLANAN SURELER

Bazı Kur’an surelerinde, surenin başından bitimine kadar hep aynı harf kullanılarak kafiyelenmiştir. Bunlar; “Elif”, “Ra”, “Nun”, “Ye”, “Lam”, “Dal” ve “Sin” olmak üzere tam 7 kafiye harfidir. İşte bu 7 harf, Kur’an’ın 13 suresinin kafiye harflerini teşkil ederler. Örneğin; Nas suresinin ayet sonları hep “Sin” harfi ile bitmektedir. Geriye kalan Kur’an’ın diğer 101 suresi ise surelerin ayet sonları tek harfle değil, birden fazla harf kullanılarak kafiyelenmiştir. İşte bu surelerde de tam 19 kafiye harfi kullanılmıştır. Örneğin; Fatiha suresinin ayet sonlarında  “Mim” ve “Nun” harfleri olmak üzere iki çeşit kafiye harfi kullanılmıştır ve bu iki harf seçilen 19 kafiye harfinden sadece iki tanesidir.

TABLO: 142





Şimdi, surenin başından bitimine kadar ayet sonları aynı harfle tekrarlanan sureleri inceleyeceğiz. Surelerin kafiyelenmesinde kullanılan kafiye harfleri 26 tanedir. Bu 26 harften de 7 tanesi seçilerek 13 surenin kafiyelenmesinde kullanılmıştır. Ancak bu surelerin, sure bitimine kadar ayet sonları hep aynı harfle bitmektedir. İşte, bu 7 çeşit harfin “ilk” geçtikleri 7 sureyi tablolaştırdığımızda, bu surelerin sure numaraları toplamı 7’nin tam katını verdiğini, kafiye harflerinin geçtiği ayet numaraları toplamı ise 19’un tam katını oluşturduğunu görürüz.


(TABLO: 143)
Sure bitimine kadar ayet sonları aynı harfle tekrarlanmalarını sağlayan 7 kafiye harfinin
“ilk geçtikleri sureler”in sure numaraları toplamı ve bu surelerde geçtikleri ayetlerin numaraları toplamı




Yukarıdaki tabloda yer alan kafiye harflerinin geçtikleri sureler 7 taneydi (7 harfe 7 sure). Bu 7 harfin geriye kalan diğer 5 suredeki tekrarları ise şunlardır:  Cin, İnsan ve Şems surelerinin ayet sonları hep “Elif” harfiyle, Kadir, Asr ve Kevser surelerinin ayet sonları da hep “Ra” harfiyle kafiyelenmiştir. İşte bu surelerin sure numaraları ile kafiye harflerinin geçtiği ayet numaraları toplamı da 7 ve 19’u birbirine kilitleyen 1596 (7x228) ve (19x84) sayısını oluştur-maktadır. Kuran’da bu surelerden başka ayet sonları aynı harfle tekrarlanan başka hiç bir sure yoktur.





7’ŞER KAFİYELİ SURELERDE 19


Kuran’daki tüm ayetlerin son harflerini oluşturan kafiyeleri bir bütün olarak ele alıp inceleyeceğiz. Burada kompleks bir kafiyelenme örgüsüyle oluşan ve İlahi vahyin eseri olduğuna şüphe getirmeyen 7 ve 19’la kodlanmış Kuran’ın bir başka olağanüstü genel kafiye tablosuyla karşılaşmaktayız.

Kuran’ın genel kafiye tablosunu şu algoritmik sırayı taklip ederek tespit edebiliriz.



3.  Adım:  Bu işlemimiz bittikten sonra 114 surenin her birinde kaç kafiye harfi kullanıldığına bakacağız. Anahtar sayılarımız 7 ve 19 olduğu için, 7 veya 19 çeşit kafiye harfi kullanılan sureleri seçeceğiz.

4.  Adım: Kur’an surelerinin hiç birisinde 19 çeşit kafiye harfi kullanılmadığı için; zorunlu olarak 7 çeşit kafiye harfi kullanılan sureleri seçip bu surelerde kullanılan kafiye harfi çeşitlerinin ilk geçtiği ayet numaralarını toplayacağız.

Bu algoritma sonucunda ortaya çıkan Kuran’ın bu tablosu, 7-19’la örülmüş İlahi mizanı göstermektedir. Buna göre; ayet sonlarında kullanılan 7’şer kafiye harfli 12 sure mevcuttur. Bu surelerin sure no ve ayet sayıları toplamı 7’nin tam katı iken, bu surelerde kafiye harflerinin “ilk geçtikleri” ayet numaraları toplamı ise 19’un tam katıdır ve bu 7’şer kafiyeli surelerde alfabenin toplam 19 çeşit harfi kullanılmıştır.


(TABLO: 144)  
7 çeşit kafiye harfinin kullanıldığı sureler ve bu surelerdeki kafiye harflerinin “ilk” geçtiği ayetler







19.  SUREDE ÖZEL 7 AYET



Ondokuzuncu surenin kafiye kelimelerini duyduğumuz zaman, diğer hiçbir surede benzeri olmayan kelime kafiyelenmesi durumuyla karşılaşırız. Bu farklılık hem kafiye kelimelerinin son hecelerindeki ekseriyetle şeddeli okuma hem de bu 19. surenin şeddeli kafiye kelimelerinin geçtiği ayetlerin arasında tam 7 ayette farklı kafiye kelimeleri grubunun arka arkaya yerleşik olmasıdır. Hiçbir surede benzeri olmayan “Zekeriyya”, “Khafiyya”, “Şaqiyya”, “Weliyya”, “Radiyya”, “İtiyya”… gibi şeddeli kafiye kelimeleri geçerken, surenin 34.  ayetinde aniden değişik kafiyeli bir ses grubuyla karşılaşırız. Bu durum surenin ta 40. ayetine kadar devam eder. Bu değişik kafiye grubu tam 7 ayetin kafiye kelimeleridir. Özel olarak değişik ses grubunu oluşturacak şekilde arka arkaya yerleşik olan bu özel 7 ayetten sonra, tekrar önceki kafiye kelimeleri düzenine devam edilmektedir. 19. suredeki genel kafiyeleme kelimelerinden farklı olan ve sureyi ortalayan bu özel ardışık 7 ayetin kafiye kelimeleri ve ayet numaraları şunlardır:

…………………
…………………
32  Şeqiyya
33   Hayya


             34    YEMTERUN      
           35    FEYEKUN          
           36    MÜSTEQİM      
           37    AZİM                  
           38    MUBİN              
           39    YÜ’MİNUN      
           40    YURCE’UN  


    
41  Nebiyya
42  Şey’a
43  Sewiyya
.................
…………………



İşte, 19. surede gerçekleşen  bu ardışık  7  özel kafiye kelimeleri, olağanüstü 7-19’lu tablolar gerçekleştirmektedir. Bunları tek tek inceleyelim.

19. surenin farklı ve arka arkaya gelen 7 kafiye kelimelerinin geçtiği 34’ten 40’a kadarki ayet numaralarının arka arkaya dizimi 7’nin tam katıdır. Kuran’daki yerleşim yönüne göre ( 40’tan 34’e doğru) dizimi ise 19’un tam katıdır.


TABLO: 145



Her 7 adet sayının arka arkaya gelerek (ardışık diziminin) 7’nin tam katı çıkması, matematiğin bir özelliği olmadığı gibi arka arkaya gelen aynı sayıların simetrik diziminden oluşan sayının da bu kez 19’un tam katını vermesi ise matematiğin bir özelliği hiç değildir. Bu nedenle 19. suredeki bu özel ardışık 7 ayet, grup halinde sadece bir farkla geriye veya öne kaysaydı yukarıda yer alan tablodaki gibi ardışık dizimleri asla 7 ve 19’un katını oluşturmayacaktı. Bu, ancak Allah’ın Kuran’daki sayısal mucizelerinden olan özel bir tablodur.

Ayrıca, 19. surede surenin başlangıç harflerini oluşturan beş başlangıç harf vardır. Bunlar “Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad” harfleridir. İşte 19. surede özel olarak bu 7 ayetin içinde geçen başlangıç harflerin tekrarlarını sayacağız. Buna göre bu özel 7 ayetin içerisinde 7 Kaf, 16 Ha, 29 Ya, 6 Ayn ve 2 tane de Sad harfi mevcuttur. Bu 7 ayetteki başlangıç harflerinin tekrar sayılarını da arka arkaya dizdiğimizde, meydana gelen 7 basamaklı sayı 19’un tam katını oluşturur.

19. surenin özel 7 ayetinde ( 34 ile 40. ayetler arasında) başlangıç harflerinin tekrarlanma sayıları ve  ardışık dizimi:




Şimdi 19. suredeki kafiye kelimelerinden farklı olarak geçen ve arka arkaya gelen bu 7 değişik kafiye kelimelerinin geçtiği 7 ayetin suredeki diğer ayetleri 7 ve 19’la kilitlediği konumlanmasına bakalım:

Surenin başındaki Besmele ayetinden değişik kafiyeli ayetlerin başlangıcına kadar (Meryem suresinin Besmelesinden 34. ayete kadar) tam 34 ayet vardır. Farklı kafiyeli ayetlerin sonundan (40. ayetten) surenin sonuna kadar ise 58 ayet mevcuttur. İşte 19. surede arka arkaya gelen 7 farklı kafiye grubunu oluşturan ayetlerin öncesindeki 34 ayet ile sonrasındaki 54 ayetin sayısal birleşimi, yani 34 ve 58’in arka arkaya dizimi 3458’dir. Bu sayı, 7 ve 19’un tam katıdır. Ancak dikkat edelim, bu sayı 7 ve 19 açısından önemli bir sayısal veridir. Çünkü 3458 sayısı, 7 ve 19’un katlarda 26. defa yani 7+19. defa kilitlendiği sayıdır.  

3458 = (7+19) x (7x19)

TABLO: 146



Kuran’ın 19. suresinin içindeki tüm kafiye kelimelerinden farklılık arz eden ve matematiksel olarak özel konumda arka arkaya gelen 7 ayetin kafiye kelimelerini ayetler içerisindeki meallerinden ayrı, bağımsız olarak anlamlarına baktığımızda ise Kuran’a veya Kuran’ın herhangi bir ayetine karşı şüphede olanlara 7 kelimeden oluşan bir parola gibi mesaj verdiğini anlarız. Bu 7 ayetin son kafiyelerini oluşturan 7 kelime, anlamlı bir cümle oluşturmaktadır.


                         
  

69.  O’na şiir öğretmedik, zaten O’na yakışmaz da. O, ancak bir mesaj ve açıklanmış bir okumadır.

70.  Dirileri uyarır ve inkârcılara sözün gerçek olduğunu söyler.


36 (Ya-Sin)/69,70




19. SUREDE 7 “NEBİYYA”

Ondokuz’uncu suredeki kafiye kelimelerini incelediğimizde tam 63 (7x9) farklı kafiye kelimelerinin kullanıldığını görürüz. Bu kafiyeler içerisinde en çok tekrarlananı ise “Nebiyya” kelimesidir.    19. surede bu kafiye tam 7 defa tekrarlanmıştır.

TABLO: 147





“Nebiyya” kafiyesi surenin 30,41,49,51,53,54 ve 56. ayetlerinde geçer. İşte,  sure numarası (19) ile ilk “nebiyya” kafiyesinin geçtiği ayet numarası (30) un toplamı olan 49 sayısı 7’nin tam katı iken; diğer “Nebiyya”  kelimelerinin tekrarlandığı (41,49,51,53,54,56) ayetler ile sure numarası (19)un toplamı olan 323 sayısı ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 148



Ondokuz’uncu surenin 63 çeşit kafiye kelimeleri içerisinde 7 defa ve en çok tekrarlanan “Kuvvetli Haber Verici” anlamındaki “Nebiyya” kelimesinin enteresan bir özelliği ise sayısal değeridir.

“Nebiyya” kelimesinin sayısal değeri olan 63 ile 19. suredeki kafiye kelimeleri çeşidinin sayısı olan 63, birbirine eşittir ve 7’nin tam katıdır. Yine “Kuvvetli Haber Verici” anlamındaki “Nebiyya” kelimesinin sayısal değerinin 63 olması ile kuvvetli haber vericilerin sonuncusu olan Hz. Peygamber’in 63 yıl yaşaması daha da enteresandır.

Okunuşuyla haz veren, anlamıyla doğru yola ileten, matematiksel yapısıyla da Allah katından olduğunu ve değişmediğini ispat eden Kuran’ın bir başka yönü olan kafiyeleme örgüsünden birkaç örnek tablo inceledik. Sözel anlatımlarıyla da Allah’tan gelen vahiy olduğunu ve hiç değişmediğini/değiştirilemeyeceğini bildiren Kur’an, kendisi için Hakka  (Gerçek)  suresinde bakın ne diyor?


41.  O bir şair sözü değildir, ne de az iman ediyorsunuz (!)
42.  Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz (!)
43.  (Kur’an) Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
44.  Eğer (Peygamber Kuran’da) Bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı,
45.  Elbette Onu kuvvetle yakalardık.
46.  Sonra onun can damarını koparırdık.
47.  Hiç biriniz buna engel de olamazdınız.
48.  Doğrusu O, sakınanlar için bir mesajdır.
49.  İçinizde (Onu) yalan sayanların bulunduğunu elbette bilmekteyiz.
50.  Muhakkak O, inkârcılar için bir hasrettir.
51.  Ve O, kesin bilginin tamı tamına gerçeğidir.
52.  O halde Yüce Rabbinin adını tesbih et.


               69 (Hakka) / 41-52





28

  SECDE AYETLERİ ve 7 - 19


Kur’an’ın bazı ayetleri okunduğu zaman ayetlerin içerdiği anlam nedeniyle secdeye varmak gerekir. Bunlara “Secde Ayetleri” denir. Bu ayetler namazda dahi okunsa namazın secde ve rükûlarına bakılmaksızın secdeye varmak gerekir. Secde ayetlerinin fark edilebilmeleri için bazı Kuran’larda secde ayetlerinde geçen “Secde” kelimelerinin üstüne bir çizgi çekilmiş, bazı Kuran’larda ise secde ayetlerinin geçtiği hizada çerçeve dışında “secde” kelimesi yazılı bir şekil ile belirtilmiştir.

Kuran’da ayrıcalıklı işaretlerle de belirtilmiş olan secde ayetleri 14 tane olup 7 tanesi başlangıç harfsiz surelerde diğer 7 tanesi de başlangıç harfli surelerde olmak üzere her iki grupta eşit sayıda geçerek (yarısı 7 için, diğer yarısı da 19 için)7 ve 19’la tam bir uyum içerisinde kodlanmış durumdadırlar. Başlangıç harfsiz surelerde geçen secde ayetlerinin, ayet numaraları toplamı 7’nin tam katı iken; başlangıç harfsiz surelerde ise 19’un tam katıdır.


(TABLO: 99)  Kuran’da Secde Ayetleri




Başlangıç harfsiz ve başlangıç harfli surelerde eşit sayıda secde ayetleri geçmesinin bir başka mucizesine tanık olalım.  Secde ayetlerinin her iki grupta eşit sayıdaki dağılımları nedeniyle  her  iki gruptaki secde ayetleri    o l m a y a n   ayetlerin sayısı da 7 ve 19’ la kodlanmış durumdadır. Başlangıç harfsiz surelerde secde ayetleri dışında kalan diğer ayetlerin toplamı 7’nin tam katı iken, aynı durum, başlangıç harfli surelerde 19’un tam katını oluşturmaktadır.


TABLO: 100




“Onu Seqar’a atacağım.

Bildin mi Seqar nedir?

Kalan vermez (eksik)te bırakmaz.

Beşer için tablolar sunar.

(kilitli 7 kapının ) üzerinde 19 var."


     74 (Müddessir)/26-30






KUR’AN’IN  İLK  VE  SON  SECDE  AYETLERİ


Secde ayetlerinin önemli bir özelliği, “ilk” ve “son” secde ayetlerinin Kuran’daki yerleşim planıdır. İlk secde ayeti A’raf suresinde, son secde ayeti de Alak suresinde yine birbirlerine eşit olarak her iki surenin son ayetlerini teşkil etmektedirler. Yani,  ilk ve son secde ayetleri, Kuran’ın baştan 7. ve sondan 19. surelerinin son ayetleridirler.


TABLO: 101



Kuran’ın ilk secde ayetinden son secde ayetine kadar yani A’raf suresinin 206. ayetinden, Alak suresinin 19. ayetine kadar tamtamına 5054 ayet mevcuttur. Sizce ilk ve son secde ayetleriyle birlikte aralarında 5054 ayetin var olması da bir rastlantı olabilir mi? Çünkü bu sayı 7 ve 19’u katlarda kilitleyen sayıdır.


TABLO: 102




Yukarıdaki tabloya göre eğer bir Besmele ayeti fazla olsaydı örneğin; Tevbe suresinin başında Besmele olsaydı veya 129 ayetten oluşan Tevbe suresinin bir ayeti eksik olsaydı 7-19’lu bu tablo asla oluşamayacaktı.

Kuran’daki Besmelelerin önemi o kadar büyük ki konumuzla ilgili ilk ve son secde ayetleri arasında 7 ve 19’lu bir mizan oluşturan Besmelelere ait ek bir bilgi verelim. Önce de belirttiğimiz gibi Kuran’da iki tane numaralanmış Besmele ayeti vardır. Biri Fatiha suresinde diğeri Neml suresinin ortasında (30. ayette) geçmektedir. Kuran’ın 1. numaralı Besmele ayeti ilk ve son secde ayetleri arasında olmadığı için Kuran’ın 2. numaralı Besmele ayeti burada devreye girmektedir. Şöyle ki: Kuran’ın “ilk” secde ayetinden Neml suresinin 30. ayetinde geçen numaralı Besmele ayetine kadar tam 19 tane Besmele mevcut iken; bu numaralı Besmeleden “son” secde ayetine kadarki Besmelelerin toplamı ise tam 70(7x10) tanedir.


TABLO: 103





 
FATİHA SURESİ ve 7 - 19




Bir Müslüman Kur’an okumasını bilmese dahi namaz kılmak için Kuran’dan bir parça okuması gerekir (bakın, İsra suresi 78. ayet). Hz. Peygamber uygulamalarında her namazda Fatiha suresini okumuş ve namazlarda okunacak asgari metnin Fatiha suresi olduğunu belirtmiştir. Kuran’ın 1. Suresi olan ve 7 ayetten oluşan bu sure, bir günlük farz namazlarda 17 defa okunmaktadır. 1400 yıldan fazla bir zamanda Müslümanlarca en az günde 17 defa okunan bu sure, ona dünyada en çok okunarak tekrarlanan bir metin olma özelliğini vermektedir. Kuran’ın ilk suresi olması nedeniyle bu surenin fiziksel yapısını oluşturan elemanları diğer surelerden farklı olarak yoğun bir şekilde 7-19’lu taklidi imkânsız matematiksel sonuçlar oluşturmaktadır. Aşağıda Fatiha suresinin meali ile matematiksel yapısını bir arada gösteren tabloyu verdikten sonra 7-19’lu matematiksel verilerini maddeler halinde inceleyeceğiz.

 

         1.sure; Fatiha (Açılış)

1. Bağışlayan, esirgeyen Allah’ın adı ile
2. Övgü âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.
3. O, merhametlidir, şefkatlidir.
4. O, din gününün sahibidir/hükmedenidir.
5. Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.
6. Bizi dosdoğru yola ilet.
7. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna (ilet), gazap edilmiş olanların ve sapmışlarınkine değil






● Kuran’ın ilk suresinin ayet sayısı 7’dir. Bu sureyi temsil eden sure ve ayet numaralarının ardışık dizimi ise 19’un katıdır.

TABLO: 104





● Fatiha suresinin sure numarası ile her 7 ayetindeki harflerin toplamı, 7’nin tam katı iken; aynı değerlerin ardışık dizimi dizimi ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 105





● Fatiha suresinin sure numarası ile her ayetinin harf sayısı ve her ayetinin sayısal değerleri toplamı 7’nin tam katı iken; aynı değerlerin ardışık dizimi dizimi ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 106





●Fatiha suresinin matematiksel yapısını oluşturan tüm sayısal elemanlarını topladığımızda, yani Fatiha suresinin sure numarası, ayet numaraları, her ayetin harf sayısı ve her ayetin sayısal değerleri toplamı 7’nin tam katı iken; aynı sayısal elemanların ardışık dizimi dizimleri ise 19’un tam katıdır.


TABLO: 107





●Fatiha suresinin sure numarası (1), toplam ayet sayısı (7), toplam harf sayısı (139) ve toplam sayısal değeri olan ( 10143)’ün toplamı 7’nin tam katı iken; aynı sayıların ardışık dizimi dizimi ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 108





●Fatiha suresi Kuran’ın “1.” Suresidir. Bu sure “7” ayet ve bu ayetler  “29” kelimeden meydana gelmektedir. İşte bu surenin sure numarası (1), toplam ayet sayısı (7) ve toplam kelime sayısı olan (29) un arka arkaya dizimi olan 1729 sayısı da 7-19’u katlarda kilitleyen sayıdır.

TABLO: 109


 


Fatiha suresinin birbirine kilitli 7-19’lu matematiksel yapısının ahenkli ve eşsiz bir açılım sergiliyor olması ve bunun bir tek surede yoğun olarak gerçekleşmesi, insana ister istemez Kuran’ın taklit edilemez surelerden meydana geldiğini beyan eden şu ayetlerini hatırlatmaktadır.

“De ki: İnsanlar ve cinler Kur’an’ın bir benzerini meydana getirmek üzere bir araya toplansalar, bir benzerini getiremezler, birbirlerine arka çıksalar bile.”

17 (İsra) / 88



Yukarıdaki ayette Kur’an’ın bir bütün olarak benzerinin getirilemeyeceği iddia edilmektedir. Belki de Kur’an’ın bir benzerini meydana getirmenin zor bir iş olabileceğini düşünenlere Kur’an bu iddiasını daha da derinleştirerek bunu on sureye indirgemektedir.

13. Yoksa “Onu kendi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Haydi onun gibi “ON” (uydurma) sure getirin. Allah’tan başka gücünüzün yettiğini de çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız bunu yaparsınız.”
14. Eğer size cevap veremedilerse, artık onun ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiş olduğunu, Ondan başka tanrının olmadığını bilin. Nasıl, artık teslim olup Müslüman oluyorsunuz, değil mi?


11(Hud)/13,14




Alıntı
Kuran’ın İkizkod 7-19 olarak kodlandığını fark edemeyenler bugüne kadar araştırmalarını sadece19 ile geliştirmişler, 7’nin kodlamadaki fonksiyonel özelliğini keşfedememişlerdir. Bu nedenle eksik kodlama  sayısıyla yapılan araştırma sonuçları bir bütün olarak düzensiz sonuçlar vererek bazı konularda şiddetli tartışmalara yol açmıştır. Gerçekte ise  7 ve 19 birbirine kilitli olduğu için Kuran’da 19’un olduğu yerde 7’nin varlığını aramak, 7’nin olduğu yerde de 19’u aramak gerekir. Fatiha suresinin 7-19’lu tablolarını oluşturan Tablo:110’dan Tablo: 115’e kadarki 6 adet tablomuzun 19’lu sıralamalarını, Kur’an Araştırmaları Grubu’nun, Abdullah Arık’ın “Beyond Probobility” (Olasılıkların Üzerinde) adlı kitabından alıntı yaparak yayınladıkları “Kur’an Hiç Tükenmeyen Mucize” adlı kitabından alıntı yaptık. Böylece bu bölümde yer alan Fatiha suresindeki 7 ile 19’lu kilitlenmelerin ortaya çıkmasını sağladık.

Yukarıdaki ayetlerde büyük bir iddia, büyük bir meydan okuma var. Eğer Kur’an surelerinden 10 tanesinin taklidi yapılsaydı, Kuran’ın Allah katından gelmediği ispatlanabilecek, geçmişten günümüze, tarihteki din savaşları olmayacaktı. Oysa bu meydan okuma Evren’in en büyük iddiası olarak karşımıza bu kez sadece bir tek surenin benzerinin getirilmeyeceği iddiasıyla çıkmaktadır.

23.“Eğer kulumuza indirdiğimizden şüphedeyseniz, Haydi onun mislinde (uyduruk) BİR sure getirin doğru sözlü iseniz.”

24. Yok yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının ki o ateş inkâr ediciler için hazırlanmıştır.

2 (Bakara) / 23,24




38.“Yoksa Onu peygamber uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz, Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de çağırın da (hep beraber) onun benzeri BİR sure getirin”

39.“Bilakis onlar ilmini asla kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş bir şeyi yalanladılar...”

10 (Yunus) / 38,39



Bir tek surenin dahi benzerinin oluşturulamayacağı iddiası büyük bir meydan okumadır. Bu kadar büyük bir iddiayla ortaya çıkan böyle bir kitabın benzerini hiç gördük mü? Bu kez on sure değil de eğer bir tek surenin benzeri uydurulabilse,  kılıç kullanmaya, kan dökmeye gerek kalmayacaktı. Bu çok kolay yapılacak bir şeydi! Zoru seçmeye kan dökmeye gerek kalmayacaktı. Yazı yazmak mı kolay yoksa savaşmak mı? Oysa tarih şahittir ki Kuran’a karşı çıkanlardan hiç kimse bir tek surenin benzerini uyduramadılar ve zor olanı yani savaşmayı seçtiler.  Kuran’ın bu ayetleri ve 7-19’lu tabloları, Kuran’ın her bir suresinin, her bir ayetinin hatta her bir kelimesinin bir puzzlenin parçaları gibi Kuran’ı tamamlayan unsurlar olduğunu gösterir. Eğer yukarıda incelediğimiz Fatiha suresinin içinden bir tek kelime çıkartılmış olsa, örneğin bir tek “Rahman” kelimesi olmasa Fatiha suresinin 7-19’lu tabloları oluşamayacağı gibi Kuran’da tekrarlanan “Rahman” kelimelerinin 7-19’lu tabloları da gerçekleşmeyecek ve Kuran’ın fiziksel yapısının sistematiği bozulmuş olacaktı. Bu durum, Kuran’ın bir tek kelimesinin bile Kuran’daki matematiksel sisteminin gücüne eşit olduğunu göstermektedir.


33. Yahut “Onu kendisi uydurdu” mu demektedirler? Bilakis  onlar inanmıyorlar.

34. Eğer doğru iseler, Onun mislinde “bir söz” getirsinler.

52 (Tur) / 33,34






  KURAN’DA “Kur’an” KELİMELERİ



Kuran’da incelenmesi gereken önemli bir kelime, kendi ismiyle de anılan “Kur’an” kelimesidir. Bu kelime üç türevli olarak tam 70 defa tekrarlanmaktadır. Bu türevler ve tekrarları şöyledir:





Kuran’da 70 defa tekrarlanan “Kur’an” kelimeleri 7 ve 19’la tam bir uyum içerisinde 38 surede geçmekte ve 7-19’lu bir tablo gerçekleştirmektedir.

TABLO: 111




Yukarıdaki tablonun içinde 7-19’lu bir alt tablo daha vardır. Bu da “Kur’an” kelimesinin başlangıç harfsiz surelerdeki geçişleridir. Buna göre; “Kur’an” kelimesinin başlangıç harfsiz surelerdeki tekrar sayısı 19’un tam katı iken, “Kur’an” kelimelerinin geçtiği başlangıç harfsiz sure sayısı ise 7’nin tam katıdır.


TABLO: 112




Şimdi Kuran’ın “kalan vermeyen, ardından bırakmayan” özelliğini gösteren  bir Kuran tablosunu daha görelim.

TABLO: 113




“Kur’an” kelimelerinin kalıp olarak tekrarlanma ve geçtikleri sure sayılarının 7 ve 19’lu yapıyı oluşturduğunu gördük. “Kur’an” kelimelerinin geçtiği ayetleri anlam yönünden incelediğimizde, 10(Yunus)/15. ayetinde “Kur’an” kelimesinin de içinde geçtiği anlatımın diğer “Kur’an” kelimelerinin geçtiği ayetlerin anlatımından negatif olarak farklı bir anlatımla geçtiğini görürüz. Bu ayette geçen “Kur’an” kelimesi, inkâr edicilerin Hz. Peygamber’e yönelttikleri bir teklif olarak “Başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” şeklinde geçmektedir. “Kur’an” kelimesi bu ayet dışında başka hiçbir ayette olumsuz anlamda geçmemektedir. Ayet mealen şöyledir:

“Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman bize kavuşmayı beklemeyenler: “Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir (!)” Dediler. De ki: “ O’nu kendiliğimden getirmem olacak şey değildir. Ben bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.”
10 (Yunus)/15

Şimdi 38 (19x2) surede, 70 (7x10) defa tekrarlanan “Kur’an” kelimesi ve türevlerini sıra numarasıyla birlikte geçtikleri sure ve ayet numaralarını gösteren tabloyu inceleyeceğiz. Bu tabloda Yunus suresinin 15. ayetinde geçen “Kur’an” kelimesini bu tablomuzda göstereceğiz ancak, inkâr edicilerin ağızlarından çıkan “Kur’an” ifadesi anlamca olumsuz olarak farklı geçtiği için, Yunus 10. ayetteki bu “Kur’an” kelimesinin sayısal verilerini hesaba katmayacağız.

Bu durum ortaya birçok 7-19’lu tabloyu gün ışığına çıkarmaktadır.  Eğer sunulan bu “Kur’an” kelimeleri tablolarını inceledikten sonra hala birilerinin, tüm bunların rastlantılarla oluştuğu düşüncesini taşıyorsa, bu düşünceye sahip kişinin ya bilimsel pencereden bakmadığını ya da Kuran’a karşı art niyet taşıdığını kendi kendine anlayabilecek ve inancını Kur’an’ın eşsiz bir kitap oluşuyla test ederek tanıma fırsatını bulabilecektir. Çünkü örneklerini incelediğimiz birçok kelimede olduğu gibi burada da Kuran’da “Kur’an” kelimelerinin gelişigüzel serpiştirilmediği, bu işin insanlarca yapılamayacağı ancak her şeyden haberdar, her şeye ölçü veren Allah tarafından yapıldığı apaçık ortaya çıkmakta ve Kur’an’ın Allah katından olduğu yine Kur’an ile tekrar tekrar kanıtlanmaktadır.

Yedinci sırada ve 10. surenin 15. ayetinde geçen “başka bir Kur’an veya değişiğini getir” anlatımındaki “Kur’an” kelimesi dışında kalan diğer tüm “Kur’an” kelimelerinin sıra numaraları ile geçtikleri sure ve ayet numaralarının toplamı 7980’dir. Bu sayı, 7 ve 19’un katlarda kilitlendiği sayıdır.

7980 = 7 x 1140      ve      7980 = 19 x 420


(TABLO: 114) Kuran’da geçen “Kur’an” kelimeleri ve türevleri


      

“Kur’an” kelimelerinin geçişlerini gösteren Tablo: 114’ün içinde daha birçok 7-19’lu alt tabloları da mevcuttur. Şimdi bu alt tablolardan birkaç tanesini inceleyeceğiz.

“Kur’an” kelimesinin türevlerinden olan “Kur’anehu” kalıbı Kur’an boyunca iki defa geçmekte ve Kuran’da “Kur’an” kelimeleri sıralamasının 66 ve 67. sırasını oluştururlar. Bu sıra numaraları toplamı:

66+67 =133 (7x19)’dur.

Bu sayının, hem 7’nin hem 19’un katı çıkması önemlidir. Çünkü “Kur’an” kelimesinin diğer türevi olan “Kur’anen” kalıbının sıra numaraları toplamı ise 380 yapmakta ve bu sayı da 19’un tam katı yaparak her iki farklı kalıbın sıra no toplamları 7 ve 19’un tam bir uyumunu gerçekleştirmektedir. “Kur’anen” kalıbının “Kur’an” kelimeleri tablosundaki ( bakın, Tablo: 114)  geçiş sıraları şunlardır: 10+12+27+30+45+46+ 48+ 49+ 50+63=380

TABLO: 115



 

“Kur’an” kelimesi ise Kur’an’ın 56 ayetinde 57 defa tekrarlanarak 7 ve 19’lu bir tablo oluşturmaktadır.

TABLO: 116




57 tane “Kur’an” kelimesinin 56 ayete sığdırılmasına sebep olan yer,  İsra suresi olan 17. surenin 78. ayetidir. Acaba bu ayette neden iki tane “Kur’an” kelimesi sığdırılmıştır dersiniz? İşte cevap: İki tane “Kur’an” kelimesinin bir ayete sığdırıldığı yer olan (17.) sure ve (78.) ayetin numarası arka arkaya dizildiğinde 7’nin tam katını oluştururken; toplamı ise 19’un tam katını oluşturmaktadır.

TABLO: 117




Şimdi, “Kur’an” kelimelerinin geçişlerini gösteren tablomuzda (Tablo: 114)  7’nin ve 19’un katlarını oluşturan sıra numaralarını inceleyelim. Kur'an-ı Kerim’i kasteden “Kur’an” kelimelerinin Kur’an boyunca 7’nin katları 14,21,28,35.42.49.56.63 ve 70. olan sıra numaralarıdır. 19’un katlarını oluşturan sıra numaraları da 19, 38 ve 57’dir. Bu,  7 ve 19 açısından doğal olan bir sıralamadır. Ancak, dikkat edersek sıra numaraları 7’nin katları karşısında olan ayet numaralarının toplamı aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere 7’nin tam katı iken; sıra numaraları 19 ve katları karşısındaki ayet numaraları toplamı ise 19’un tam katını vermektedir ki herhangi bir “Kur’an” kelimesinin geçtiği bir surede “Kur’an” kelimesinin geçtiği bir ayet, bir farkla yer atlasaydı bu 7-19’lu tabloların hiç birisi gerçekleşmeyecekti.


TABLO: 118




Tablo: 114’ten buraya kadarki tablolar içerisinde  “başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” anlatımının geçtiği Yunus: 15. ayeti anlam yönünden hesaba katmadık. Ancak bu ayette geçen “Kur’an” kelimesi de özel olarak 7 ve 19’la kodlanmış durumdadır. Çünkü Kur’an’ın 7 ve 19’lu matematiksel sistemi, kendi deyimiyle; kalan vermez eksik te bırakmaz. Kuran’da  “Kur’an” kelimelerinin 7. sırasında geçen bu kelimenin sure ve ayet numarası olan 10 ve 15’in arka arkaya dizimi 7’nin tam katı (1015 = 7x145), rakamları toplamı da 7’dir (1+0+1+5=7). Kur’an’ın başından sayıldığında 1379. ayet olan Yunus 15. ayet, numarasız Besmele ayetleriyle birlikte Kuran’ın başından sayıldığında ise 1387. ayet yapmaktadır ki her iki sayım, 7 ve 19’un katlarını vermektedir.


TABLO: 119




Yedinci sırada yer alan Yunus:15. ayetteki “Kur’an” kelimesi 7.  “Kur’an” kelimesi iken; bu 7 adet “Kur’an” kelimesinin geçtiği sure ve ayet numaraları toplamı ise 19’un tam katıdır. ( İlk 7 adet “Kur’an kelimesinin geçtiği sure ve ayet numaraları: 2:185, 4:82, 5:101, 6:19, 7:204, 9:111 ve 10:15’tir.)


TABLO: 120




Yunus 10. ayetteki “Kur’an” kelimesiyle birlikte Kuran’da en çok tekrarlanandan en az tekrarlanana doğru; 58 “Kur’an”, 10 “Kur’anen” ve 2 “Kur’anehu” kelimesi geçmekteydi. Şimdi bu türevlerin Kuran’daki geçiş sayıları olan 58, 10 ve 2’yi tablolaştıralım. Kuran’da “Kur’an” kelimeleri ve türevlerinin geçiş sayıları olan 58, 10 ve 2’nin toplamı 7’nin; aynı sayıların ardışık dizimi ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 121




Şimdi, Kuran’da geçen bu üç türevi sayısal değerleriyle birlikte ele alalım. En az tekrarlanan “Kur’anehu” türevinden en çok tekrarlanan “Kur’an” türevine doğru, sayısal değerleri ve Kuran’daki tekrar sayılarıyla birlikte olan değerlerinin arka arkaya dizimi 7’nin tam katı iken; en çok tekrarlanandan en az tekrarlanana doğru olan dizimleri ise 19’un tam katını vererek taklidi imkânsız bir tablo oluşturmaktadır.


TABLO: 122




“Kur’an” kelimelerinin yerleşim planında daha pek çok 7-19’lu tablolar çıkmaktadır. İncelediğimiz bu kadar tablodan sonra bu tabloların inceliğini anlatmaya gerek duymuyoruz. Çünkü birbirine geçmeli Kuran’ın fiziki sayısal sistemi ve Kuran’ın sözel beyanı fazla söze yer bırakmamaktadır. “Kur’an” kelimesinin de geçtiği bir Kur’an ayeti şöyle demektedir:


“Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer O, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı Onda birçok tutarsızlık bulurlardı.”
4 (Nisa) / 82






KURAN’IN BİRKAÇ 7-19’LU TABLOSU



Bu başlık altında çeşitli sayısal yönleriyle inceleyeceğimiz birkaç örnek tabloyu açıklayacağız. Bu tablolarla Allah’ın indirmiş olduğu kitabın en ince detaya kadar 7 ve 19 sistemli bir yapıyla nasıl kodlandırıldığına tanık olacağız.

Kuran’ın indiği dönemin şartları ve Kuran’ın bir kitap olarak bir araya nasıl getirildiğini göz önünde bulundurursak konunun özünü iyice kavraya-bileceğiz. O dönemde bu işlemleri gerçekleştirecek ne herhangi bir materyal vardı ne de bu işlemlerle uğraşılabilecek matematiksel bilgi birikimi vardı. Ayetlerin vahiy yoluyla arka arkaya geldiğini ve ilk ağızdan alındığı gibi inananların ezberlerinde tuttuklarını, hurma yapraklarına ve derilerin üzerine yazarak kayıt altına aldıklarını göz önünde bulundurmalıyız. Bunun yanı sıra, Kuran’ı ilk duyuran Hz. Peygamber’in (s) okumayı bilmediği gibi eliyle hiçbir hattı çizmediğini de buna eklersek 7-19’lu sistemi gerçekleştirmek için hiç bir beşeri müdahalenin olmadığını anlarız. Kaldı ki 7-19 sistemli Kuran’ın bir suresini dahi aynı matematiksel oranlarda (mislinde) oluşturmak için insanların bir araya gelerek ve yardımlaşarak meydana getirmeleri mümkün değildir. Bu, Kuran’ın bir iddiasıdır.

Hem Kuran’ın anlatımıyla hem içindeki 7-19’lu sayısal sisteminin ortaya çıkışıyla Kuran’a batıl karışamadığının delillerini birlikte görmekteyiz. Bu durum hem mü’minlerin imanını artırıcı bir özellik olmakta hem de Kuran’a şüpheyle bakanların şüphelerini gidermektedir. (Ancak inkârcı ve aşırı şüpheci psikolojisinde olanlar, hiç şüphe yok ki yaşamın her evresinde var olacaktır.) İşte, şüpheleri yok edici özellikteki Kuran’ın detaylanmış birkaç 7-19’lu tablosu
 



19’LU  SURELERİN 7 İLE KİLİTLENİŞİ


Kuran’ın 114 suresinden 6 tanesinin sure numaraları 19’un katıdır. Bunlar: 19 (Meryem), 38 (Sad), 57 (Hadid), 76 (İnsan), 95 (Tin) ve 114 (Nas) sureleridir. Bu surelerin, sure numaraları toplamı doğal olarak 19’un katını vermektedir. Ancak bu toplam, aynı anda 7’nin de tam katıdır. Aynı şekilde bu surelerin numarasız Besmele ayetleriyle birlikte toplam ayet sayıları da 7 ve 19’un katlarda kilitlendiği sayıyı oluşturarak birbirine kilitli bir tablo oluşturmaktadır.


(TABLO: 123) Sure numarası 19’lu surelerin sure no ve ayet sayılarıyla 7’ye kilitlenişleri





KURAN’DA GEÇEN İKİ (!) “MESANİ” (TEKRARLANAN İKİLİ)


Daha önce kitabımızın 2. bölümünde Kuran’da iki adet “Mesani” (tekrarlanan ikili) kelimesinin geçtiği ayetleri incelemiştik. Bunlardan ilki başlangıç harfli sure gurubundan olan Hicr suresinin 87. ayetinde geçerken, diğeri başlangıç harfsiz sure grubunda yer alan Zümer suresinin 23. ayetinde geçmektedir. “Mesani” kelimesinin bir defa başlangıç harfli sure grubunda ve bir defa da başlangıç harfsiz sure grubunda olmak üzere iki farklı grupta kendi adının anlamı kadar iki defa tekrarlanarak geçmesinin sayısal bir anlamı vardır. 1. “Mesani” kelimesi başlangıç harfli sure grubunda bulunur ve o surelerin sure ve ayet sayılarını kilitlemektedir.  2. “Mesani” kelimesi ise başlangıç harfsiz sureler grubunda yer alarak o surelerin sure ve ayet sayılarını kilitlemektedir. İşte bu iki kelimenin Kuran’daki konumu 7 ve 19’lu bir tablo gerçekleştirir. Bu tabloyu şöyle açıklayabiliriz: 1. “Mesani” kelimesinden 2. “Mesani” kelimesine kadar, başlangıç harfli surelerin sure numaraları ile ayet sayıları toplamı 19’un tam katı iken, başlangıç harfsiz surelerin sure numaraları ile ayet sayıları toplamı ise 7’nin tam katıdır. Böylece her iki “Mesani” kelimesi arasında bulunan sure ve ayetler birbirleriyle 7-19’lu kilidi oluşturarak kenetlenmektedirler.


TABLO: 124






BASAMAKLAR


Sayı basamakları üzerine iki tablo sunacağız. Bunlar, sure numaraları ve surelerin oluşturduğu toplam ayet sayıları üzerine olacaktır. Önce sure numaralarının oluşturduğu basamak gruplarını görelim. Kuran’ın sure numaraları üç farklı basamak grubundan oluşur.

Sure numarası “bir basamaklı”  9 sure vardır.  (sure numarası 1’den 9’a  kadar olanlar)
Sure numarası “iki basamaklı” 90 sure vardır   (sure numarası 10’dan 99’a kadar olanlar)
Sure numarası “üç basamaklı” 15 sure vardır   (sure numarası 100’den 114’e kadar olanlar)

İşte sure numaralarının basamak türlerine göre oluşan grupların toplamları olan 9, 90 ve 15’in toplamı 19’un katı iken; arka arkaya dizimi ise 7’nin tam katını vermektedir. İlk bakışta 1’den 114’e kadarki sayıların oluşturduğu basamak grupları matematiğin bir özelliği olduğu düşünülebilir. Ancak şunu unutmamak gerekir ki Allah Kur’an’ın sure sayılarını 114 olarak tamamlamıştır. Eğer bir tek sure eksik veya fazla olsaydı, basamak gruplarının ne toplamı 19’un katını verecek ne de ardışık dizimleri 7’nin katını oluşturabilecekti.


TABLO: 125




Şimdi basamak sayılarını incelediğimiz ikinci tablomuza geçelim. Kuran’ın 114 suresinin sure numaralarında olduğu gibi aynı sistematikte,  aynı surelerin toplam ayet sayılarını işleme sokacağız. Herhangi bir Kur’an indeksine bakarsak sure adlarının karşısında o sureye ait toplam ayet sayılarını görürüz. Surelerin Kuran’daki diziliş sırasını takip edelim. İlk sırada Fatiha suresi vardır. Bu surenin ayet sayısı 7’dir ve bu sayı bir basamaklıdır.  O halde toplam ayet sayıları bir basamaklı olan diğer sureleri saydığımızda ayet sayısı bir basamaklı 19 tane sure olduğunu tespit ederiz. Fatiha suresinden sonra toplam ayet sayısı üç basamaklı olan Bakara suresi gelmektedir. Bu nedenle zorunlu olarak iki basamaklı değil de ayet sayısı üç basamaklı olan gruptaki sureleri bulacağız. Buna göre toplam ayet sayıları üç basamaklı olan 18 sure mevcuttur. Geriye iki basamaklı sureler ise 77 tane kalmaktadır. Şimdi, sure numaraları tablosunun aynısını toplam ayet sayılarına da uyguladığımızda yine 7-19’lu bir tablonun daha gerçekleştiğine tanık oluruz.


TABLO: 126




Görüldüğü üzere Kuran’ın 114 suresi ve bu surelerin birbirinden farklı ayet sayıları, basamaklara göre gruplar oluşturmakta ve 7-19’lu tablolar gerçekleştirmektedir. Kuran’ın sure sayılarında olduğu gibi toplam ayet sayılarında da bir değişiklik olsaydı, örneğin ayet sayısı 9 olan Humeze suresine dışarıdan sadece 1 ayet eklenseydi ayet sayısı 10 olacak ve basamak sayısı bir’den ikiye çıkacaktı ki sistem bu yönüyle çökmüş olacaktı.




ADI  “GİZLENEN”  İKİ (!)  SURE


Kuran’da iki surenin adı “Müzzemmil” ve “Müddessir” olarak geçer. Bu iki isim “örtünen”, “bürünen”, “gizlenen” gibi anlamlara gelmektedir. Kuran’da 7 ve 19 olmak üzere iki farklı sayının tekrarlarda kilitlenmelerle benzeşerek kod olarak seçilmesi ile bu iki surenin “gizlenen” anlamında benzeşen iki farklı kelime olması ve Kuran’da arka arkaya gelmesi ilginçtir.

Bu iki surenin dışında isimleri birbiriyle benzeşerek arka arkaya gelen başka iki sure yoktur. Bu iki surenin Kuran’da arka arkaya gelmesi elbette rastlantı sonucu değildir. İşte bu iki surenin Kuran’daki yerleşim sıraları ve ayet sayıları, matematiksel açıdan da rastlantı sonucu arka arkaya gelmediğini kanıtlamaktadır. Çünkü arka arkaya gelen her iki surenin, sure numaraları ile toplam ayet sayılarının da ardışık dizilmeleri sonucu ortaya çıkan sayı, 7 ve 19’un tekrarlarda kilitlendiği sayıyı verir.


TABLO: 127




Yine her iki surenin ilk iki ayetlerinin sayısal değerleri de 7 ve 19 ile kodlanmıştır. Çünkü her iki surenin ilk iki ayetleri önemli mesajlar içerir.


TABLO: 128




19 sayısı kodlamada bir elmanın yarısı gibi yarım parçayı temsil etmektedir. Müzzemmil suresinin ilk ayetleri, sanki 19’a seslenircesine karanlık dönemin az bir kısmında veya yarısında ya da gecenin ilerlemiş (sabaha yakın) kısmında kalkmasını ve henüz uyarma vaktinin gelmediğini öğütler. (Aceleciliklerinin kurbanı olmamak için henüz uyarma vaktinin gelmediği ortaya çıkmaktadır.) İşte Müzzemmil suresinin ilk iki ayeti, anlamına da uygun olarak sayısal değerini  19 olarak belirler.
 
Daha sonra ikili kodlamanın tam olarak ortaya çıkmasını sağlayan 7 sayısı ise Müddessir suresinin ilk iki ayetinin anlamına ve sayısal değerine uygun olarak kalkma zamanının geldiğini bildirir. İşte Müddessir suresinin ilk iki ayeti, anlamına uygun olarak sayısal değerini 7 olarak belirler ve bu nedenle Müddessir suresinin ilk iki ayetinin sure ve ayet numaraları öyle anlamlı ve gizemlidir ki, sanırım anlatılmak istenenin, sayılarla ifade etmenin en somut delillerini oluşturmaktadır. (aynı surede aydınlık olan sabah vaktinin geldiği de bildirilir.)


TABLO: 129





“DUR” -  7  & 19


Bir Kur’an okuyucusunun okuma akışı içerisinde durmasını zorunlu kılan dört yer vardır. Bu yerler okununca mutlaka ortalama bir saniye bekledikten sonra devam edilmelidir. Bu duraklamalara “Sekte” adı verilmektedir. Kuran’da durulması gereken bu dört yerin hemen altında  “sekte” yazısıyla küçük bir not konulmuştur. (Bazı Kuran’larda küçük bir “sin” harfiyle belirtilmiştir.) Okuma esnasında durulmadığı takdirde ne olur? Elbette ayetlerin anlamında olumsuz değişiklikler olur.

Kuran’ın bu dört sektesinden bir tanesi diğerlerinden fiziksel farklılık göstermektedir. Kuran’ın ilk sektesinde görülen bu farklılık bulunduğu ayetin son kelimesini oluşturmasıdır. Geriye kalan diğer üç sekte ise birincinin aksine, bulundukları ayetlerin ortanca kelimeleri olmasıdır. Bir başka anlatımla; Kuran’ın birinci sektesi okuma esnasında iki ayeti birbirinden sesi keserek ayırırken, diğer sekteler cümledeki ortanca kelimelerin sesini keserek birbirinden ayırmaktadır. Bu sekteler Kuran’da çok belirgin fiziksel bir farktır.
Ayetin son kelimesini oluşturan ve diğer ayetle aynı anda okunmasını engelleyen sekte 18. surenin 1. ayetidir. Ayetlerin orta yerlerinde geçen sekteler  (36:52), (75:27) ve (83:14) geçmektedir




                                 

Ayetin son kelimesini oluşturan sektenin geçtiği sure ve ayet numarası toplamının 19 olması iken; ayetlerin orta kelimelerini oluşturan diğer üç sektenin geçtiği sure ve ayet numaraları toplamı ise 7’nin tam katıdır.


TABLO: 130
Ayet sonunda ve ayet ortalarında geçen sektelerin sure ve ayet numaraları




Sektelerin geçtiği sure ve ayet numaralarının toplamlarının 7 ve 19’a denk düşmesi basit bir işlem olarak algılanmamalıdır. Kur’an surelerinin tertibini düzenleyerek bir araya toplayan sahabeler, sırf bu sektelerin 7 ve 19’a denk gelebilmesi için çaba harcadıkları düşünülemez. Eğer sayısal sistemi gerçekleştirmek için Kuran surelerini bir araya toplamış olsalar bunu neden hiç kimseye duyurmadılar ki? 1400 yıllık bu sessizlik neden? Aklı başında hiç kimse sahabelerin, Kuran’ı şimdiki okuduğumuz düzende sayısal olarak bir araya topladıkları kanısına varamaz. O halde geriye bir tek seçenek kalmaktadır. O da kudreti sonsuz yaratıcının indirmiş olduğu vahyi (Kuran’ı) ayrıntılarıyla birlikte 7 ve 19’un ahenkli yapısını gerçekleştirerek bir araya topladığı gerçeğidir.


17. Şüphesiz Onu (Kuran’ı) t o p l a m a k   ve  okutmak bize aittir.

18. O halde biz onu okuduğumuz zaman, Kur’an okunuşuna tabi ol

19. S o n r a (!)   Şüphesiz onun açıklaması da bize aittir.

75 (Kıyamet) / 17-19






KURAN’DA KAREKÖK





Matematikte çokça kullanılan bir metot karekök alma metodudur. Karekökü bilmeyenler olduğunu varsayarak basit bir örnekle açıklayalım. Örnek sayımız 4 olsun. Bu sayıyı yine kendisiyle çarparsak 4x4 = 16 olur. O halde 16 sayısı 4’ün karesi olduğundan bu “4” sayısı 16’nın karekökü olur ve √16=4 şeklinde gösterilir. Her sayının tamsayı olarak bir karekökü yoktur. Örneğin herhangi bir sayı kendisiyle çarpımı sonucu 15’i oluşturamaz ve 15’in karekökü yoktur denir. İşte belli bir kuralı olan karekök yöntemini Kuran’ın sure numaralarına ve surelerin toplam ayet sayılarına uygulayacağız. Çünkü böyle bir uygulama tüm Kuran’ı kapsayacaktır.

Doğal sure sıralamasında Kuran’ın 114 suresinden 10 tanesinin sure numarası kareköke dönüşebilmektedir. Bu sureler; Fatiha, Nisa, Tevbe, Nahl, Furkan, Ya-Sin, Hucurat, Teğabun, Tekvir ve Adiyat surelerinin sure numaralarıdır. Bu surelerden başka Kuran’ın hiçbir suresinin sure numarası kareköke dönüşmemektedir.

İşte, sure numarası kareköke dönüşebilen bu on surenin toplam ayet sayısı 676’dır. Bu sayının karekökü ise 7+19’un tam kendisi veya bu sayı 7+19’un karesidir.


(TABLO: 131)
Sure Numarasında Karekök Olan Kuran’ın 10 Suresi


   
 


İsterseniz şimdi sure numaraları kareköke dönüşebilen surelerin, sure numaralarını ve bu surelere ait numarasız Besmele ayetlerini de hesaba katalım ve Kuran’daki bir tabloya daha şahit olalım.


(TABLO: 132) 
Sure numarasında karekök olan Kuran’ın 10 suresinin sure numaraları
ve numarasız Besmele ayetleriyle birlikte bu surelerin toplam ayet sayıları




“Andolsun biz bu Kuran’da insanlar için her türlü örneği sayıp dökmüşüzdür.
Ancak; insanoğlu tartışmaya her şeyden çok düşkündür.”

18 (Kehf) / 54


Kur’an her türlü misal ile 7-19 yapılanması üzerine vahyedildiği görülmektedir. Eğer Kuran’dan bir ayet çıkarılmış olsaydı, örneğin; Tevbe suresi 129 ayetten oluşmasaydı veya bu sureye bir ayet ilave edilseydi, 7-19’lu karekök tabloları görünmeyecekti. Kuran’ın sayısal materyalleri bu tabloda da gerçekleşerek Kuran’ın değişmediğini, Kur’an dışı bir tek ayetin ilave edilmediğini veya eksilmediğini Evren’in dili olan matematiğin karekök metoduyla da kendini ispat etmektedir.

“Bilakis onlar ilmini asla kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş bir şeyi yalanladılar...”
10 (Yunus) / 39


Kuran’ın, indiği dönemde hiç bilinmeyen ve o dönemin şartlarına göre bilinemeyecek olan 7-19 sayısal sistemi, ancak günümüz bilim çağında yaşayanlarca anlaşılabilecek sayısal bir ilim ile yüklü olarak vahyedildiği anlaşılmaktadır.

Yaşadığımız bu dönemde ise Kuran’ın 7-19 İkiz kodlaması, yeri gelirken günümüzde hiç öğrenim görmemiş birisinin anlayabileceği tablolar sunarken, ilimde derinleşen bilgin insanların anlayabileceği örnekte kompleks tablolar da sunmaktadır. Buna rağmen her konuda olduğu gibi bu mucize tabloları anlamayanlar da çıkabilecektir. Zaten Kur’an, bilenle bilmeyenleri birbirinden ayrı tutmaktadır.


“…De ki: Hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu? Bunu ancak akıl sahipleri anlar.”

39(Zümer)/9






 
29


“ALLAH” İSMİNİN OLUŞTURDUĞU 7-19’LU MÜHÜRLER VE   
KUR’AN’DA  ALLAH’IN  BİRLİĞİ



“Andolsun; Rahman’dan kendilerine sözcükleşmiş bir zikir ile geliyor olmasın ki
ondan yüz çevirmiş olmasınlar. Bu nedenle onlara alay ettiklerinin haberleri gelecektir.”


26 (Şura) / 5,6



7 VE 19’LU MÜHÜRLER


Önceki bölümde Besmele’yi oluşturan kelimeler içerisinde “Allah” isminin Kuran’da oluşturduğu 7-19’lu birçok tabloyu inceledik. Ancak Kuran’ın sahibi olan Allah, kendi özel adını Kuran’ın her yerinde değişik açılardan 7-19’lu bir planlamayla kodlamış olduğunu görmekteyiz.

Bu bölümde  “Allah” kelimesinin Kuran’da oluşturduğu 7-19’lu tabloları inceleyeceğiz. Bu tablolar, “Allah” kelimesinin Kuran’da adeta birer mühür görevinde olduklarını da ortaya çıkarmaktadır.




SURE NUMARASI 19’UN KATI OLAN SURELERDE “ALLAH” İSMİ


Kuran’ın 114 suresinden 6 tanesinin sure numarası 19’un katıdır. Bu surelerde “Allah” ismi acaba kaç defa tekrar etmiştir dersiniz? Tahmin edeceğiniz gibi 7’nin katı kadar, hem de tam 7x7 defa.


(TABLO: 88) Sure numarası 19’un katı olan surelerde “Allah” isminin (7x7) defa tekrarı





AYET SAYISI 19’AR OLAN ÜÇ SUREDE “ALLAH”  İSMİ

Kuran’ın 114 suresinin ayet sayıları incelendiğinde ise üç surenin 19’ar ayetten oluştuğunu görürüz. Bu sureler 82. sure İnfitar, 87. sure A’la ve 96. sure olan Alak suresidir. 19’ar ayetli bu üç surede “Allah” isimleri birer defa tekrarlanmaktadır. Geçtikleri ayet numaraları ise 19 ve 7’nin katlarıdırlar.


(TABLO: 89) Ayet sayısı 19’ar surelerde “Allah” isminin geçtiği ayet numaraları

           



“ALLAH” İSMİNİN EN  ÇOK TEKRARLANDIĞI AYET


Kuran’ın bazı ayetlerinde “Allah” ismi hiç geçmez. Bazı ayetlerde ise birer ikişer, bazı ayetlerde de üçer dörder veya beşer defa “Allah” kelimesi geçmektedir. Bu ayetler “Allah” kelimesinin en çok tekrarlandığı ayetler değildirler. Hatta Kuran’ın en uzun ayeti olan Bakara suresinin 282. ayetinde bile 6 tane “Allah” ismi geçmesine rağmen “Allah” isminin en çok tekrarlandığı ayet değildir. Kuran’da 6236 numaralı ayet mevcut olduğu halde bunlardan sadece, evet sadece bir tek ayette 7 tane “Allah” ismi tekrarlanır. Bu ayet Müzzemmil suresinin son ayeti olup Kuran’da” Allah” isminin en çok tekrarlandığı ayet ünvanını almakta ve 7-19 açısından özel bir konum kazanmaktadır.




Kur’an ayetleri içerisinde sadece Müzzemmil suresinin son ayetinde en çok “Allah” isminin tekrarlanması, “Allah” isminin kendisinden daha az tekrarlandığı diğer Kur’an ayetlerini 7-19’la kodlayarak “Allah” adıyla mühürlenen istisnai bir ayet olduğunu göstermektedir.


TABLO: 90


   
En çok “Allah” ismini barındıran Müzzemmil suresinin son ayeti, Kur’an ayet sayısını 7 ve 19’la dengelediği gibi içinde bulunduğu surede “Allah” kelimesinin geçişleri açısından da 7-19’lu bir denge oluşturmaktadır. Denge şudur: 20 ayetten oluşan Müzzemmil suresinin ilk 19 ayetinde “Allah” kelimesi hiç geçmezken, son ayetinde ise 7 tane “Allah” ismi geçmektedir.


TABLO: 91





SON KELİME   “ALLAH” 


Kuran’da geçen “Allah” kelimelerini gözlemlediğimizde 82. sure olan İnfitar suresinin son ayetindeki  “Allah” kelimesinin diğer tüm “Allah” kelimelerinin geçtiği ayetlerdeki yerleşim düzeninden farklı biçimde, ayetin son kelimesi olarak geçtiğini görürüz.




Bu özel durum hem Kur’an ayetlerini hem numaralı ayetlerin içinde geçen Allah” formunun tekrar sayısını 7 ve 19’la iki defa kodlamaktadır.

Son kelimesi “Allah” olan İnfitar suresindeki bu ayet, Kuran’ın başından sayıldığında 5928. ayet iken; bu ayetten sonra Kuran’ın sonuna kadar ise 420 ayet vardır. Her iki toplam 7 ve 19’un katlarını paylaşmaktadır.


TABLO: 92



Numaralı ayetler içerisinde geçen “Allah” formlarını hesapladığımızda ise ayetin son kelimesini oluşturan “Allah” isminin Kuran’da 2681. “Allah” formu olduğunu görürüz. Kuran’ın sonundan saydığımızda ise 19. “Allah” kelimesi olarak geçmekte ve 7-19’u kendi bünyesinde bir araya getirerek kilitlemektedir.


TABLO: 93





KURAN’DA GEÇEN İLK SAYIYA KADAR “ALLAH” İSMİNİN TEKRARI


Kuran’da geçen sayılar bölümünde belirtildiği üzere, Kuran’da geçen ilk sayının “7” olduğunu hatırlayalım. Kuran’da geçen birinci sayının “7” olması nedeniyle bu sayıyı “Allah” isminin geçişleri açısından inceleyelim. Kuran’ın ilk sayısı olan 7’ye kadar Kuran’da geçen “Allah” kelimelerini sayarsak, bu ilk “7” sayısına kadar tam “19” tane “Allah” kelimesinin geçtiğini görürüz.


TABLO: 94





“ALLAH”  İSMİNİN SIRRI VE  “7-19”


Orijinal yazılımla “Allah” kelimesinin harfleri öyle mucizevîdir ki dünyada bu ismin harf diziliş özelliklerini taşıyan başka bir isim yoktur. Tur suresinin 32. ayetinde “Eğer doğru iseler O’nun benzeri bir söz getirsinler.” denilerek meydan okunmaktadır. Bizce Kuran’da en büyük söz “Allah” lafzıdır. Çünkü daha önceki tablolarımızda görüldüğü üzere puzzlenin en büyük parçasını “Allah” ismi oluşturmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki tablolarda da görebileceğimiz gibi bu kelime hem anlam olarak hem lafız olarak harflerin diziliş tertibi taklit edilemez bir “mühür kelime” olduğunu göstermektedir. Bir mucize oluşturan “Allah” kelimesini harfi harfine bir başka açıdan inceleyelim.

“Allah” kelimesini oluşturan harfler baştan sona doğru birer birer eksildiğinde oluşan kelime ve harfler, mucizevî bir şekilde Allah isminde bir değişiklik yapmamaktadır. Birer birer harf eksilmesiyle oluşan Allah isimleri ve Allah’a işaret eden zamirler, Kuran’da tekrar tekrar geçmektedir.





İşte yukarıda harf eksilmesiyle oluşan isim ve zamirlerin sayısal değerleri toplamı 19’un tam katı iken, sadece harf eksikliğiyle gerçekleşen son üç isim ve zamirlerin sayısal değerlerinin toplamı ise 7’nin tam katıdır.


“Allah” kelimesinden birer harf eksilmesiyle oluşan isim ve zamir formları

   


“Allah” kelimesinden birer harf eksilmesiyle oluşan “lehu” ve “hu” (O’na ve O) zamirleri, Allah’tan başka, diğer varlıklar için de kullanılabilir. Sadece Allah adına kullanılabilen kelimeler ise “Allah” ve “Lillah” kelimeleridir. İşte bu iki kelime de 7 ve 19’lu bir yapıdadır. “Allah” kelimesini oluşturan harflerin sayısal değerlerinin arka arkaya dizimi 7’nin tam katı iken; “Lillah” kelimesini oluşturan harflerin sayısal değerlerinin arka arkaya dizimi ise 19’un tam katıdır.







KUR’AN’DA  ALLAH’IN  BİRLİĞİ



Kuran’ın en temel mesajı “Allah’ın Bir’liği”dir. Bu nedenle burada Kuran’da Allah’a isim olan “Bir” kelimelerini inceleyeceğiz. Allah’ın birliğini ifade eden dört form kelime vardır. Kuran’da Allah adına kullanılan bu formlar ve tekrarları şöyledir:

واحد      -   VAHİD        :  19

وحده     -   VAHDEHU   :    6

واحدا     -   VAHİDEN    :    3

احد       -    AHAD        :    1


Kuran’da Allah adına toplam 29 defa tekrar ederek geçen bu dört form, dikkatlice incelendiğinde sadece “Bir” tanesinde çok belirgin bir fark olduğunu görürüz. Bu belirgin farkın bir tane olması ve bir tek isimde gerçekleşmesi, “Bir” isminin anlamına da uygun olmakta ve birçok 7-19’lu tabloları meydana getirmeye sebep olmaktadır. Bu formlardan 28 tanesi Allah isimleriyle bir’leşik iken sadece bir tanesi “Kuran” kelimesiyle bir’leşiktir ve bu durum önemli bir fark oluşturmaktadır. Bu “Bir” isimlerinin “Birleşme” özelliğiyle ilgili birkaç örnek tabloyu inceleyelim. Kuran’da Allah adına kullanılan “Bir” kelimesinin “Kur’an” kelimesiyle birleşerek geçtiği sure ve ayetin numarası toplamı 7’nin tam katı iken; Allah’ın adlarıyla birleşen diğer “Bir” kelimelerinin geçtiği sure ve ayet no toplamı ise 19’un tam katıdır.


(TABLO:95)
“Kur’an” ve “Allah isimleri” ile bir’leşerek Allah adına kullanılmış olan “Bir” kelimelerinin
geçtiği sure ve ayet numaraları



Allah’ın adları ile birleşen Vahid türevlerinin 7. si, Tevbe suresinde geçmekte olup; sure ve ayet numarası 9 ve 31’dir. Bunun 7. sırada bulunması nedeniyle sure ve ayet numarasının (anlamlı) bir’leşimi ise 19’un tam katını verir.  Aynı şekilde, Allah’ın adları ile birleşen Vahid türevlerinden 19.su da Sad suresinde geçmekte olup; sure ve ayet numarası 38 ve 5’tir. Bunun 19. sırada olması nedeniyle sure ve ayet numarasının (anlamlı) bir’leşimi ise 7’nin tam katını verir ve bu durum simetrik olarak 7 ve 19’lu bir tablo oluşturur. (bakın, Tablo: 95 ve 96)


TABLO: 96



Yukarıdaki 7. ve 19. sırada yer alan “Bir” isimlerinin sure ve ayet numaraları, Tablo: 100’ün sağ tarafında yani sonucu 19’un katı olan taraftadır. Tablonun sol tarafı ise sure ve ayet toplamı 7’nin katını veren taraftır ki buradaki “Vahdehu” kelimesi diğerlerinden farklı olarak  “Kur’an”  kelimesiyle bitişik olduğu için sure ve ayet numarası toplamı 7’nin katı çıkmakta ve Kuran’daki 19. “Kur’an” kelimesiyle birleşmiş durumdadır.

 “Kur’an” kelimesiyle birleşmesi sonucu birçok 7-19’lu tabloların oluşmasını sağlayan “Bir” kelimesi, kalıp olarak “VAHDEHU” formuyla yazılıdır. İşte bunu sırf kendi kalıbı içerisinde incelersek, bir defa “Kur’an” kelimesi ile bitişik olan bu kelimenin beş defa “Allah” kelimesiyle de birleşerek 7-19’lu bir tablo daha gerçekleştirdiğini görürüz.  “Kur’an” kelimesiyle birleşik olan “VAHDEHU”  kalıbının geçtiği sure ve ayet numarası toplamı 7’nin tam katı iken; “Allah” kelimesiyle birleşik olan diğer beş adet “VAHDEHU” kalıbının geçtiği sure ve ayet numaralarının tekrarsız toplamı ise 19’un tam katıdır.


TABLO: 97




“Vahid” formu 19 defa tekrar etmesine rağmen 17 surede geçmektedir. Bu form İbrahim ve Nahl surelerinde ikişer defa tekrarlanmaktadır. İşte aynı surede ikinci tekrarları oluşturan “Vahid” (Bir) isminin geçtiği sure ve ayet numaraları toplamı, 7 ve 19’un tekrarlarda bir-leştiği bir-inci sayıyı vermektedir. “Vahid” formunun aynı surelerdeki tekrarının geçtiği sure ve ayet numaraları 14/52 ve 16/51dir.


TABLO: 98




İçinde “Vahid” kelimesinin de geçtiği bir Kur’an ayeti şöyle demektedir.


“İşte bu, insanların uyarılmaları, ancak bir tek ilah olduğunun bilinmesi

ve akıl sahiplerinin düşünüp ibret almaları için (gönderilmiş) bir bildiridir.”

14 (İbrahim) / 52







30
BESMELE VE 7-19 / BESMELE VE 7-19
« Son İleti Gönderen: İmran Akdemir 22 Eylül 2010, 10:00:02 »
BESMELE  VE    7-19


•  Önceki peygamberlere de vahyedilmiştir
•  Dünya’da en çok tekrarlanan kelime topluluğudur
•  Kuran’ın ilk ayetidir
•  Kuran’da en çok tekrarlanan ayettir
•  Kuran’ın tüm ayetleri numaralı olduğu halde, İki tane Besmele ayetinden başka diğer tüm Besmele ayetleri numarasız olarak geçer.

Bu son özellik ve Besmele ayetinin harf yapılanması, tekrarlanan ikili 7 ve 19’un ana tablolarını gerçekleştirmekte ve Besmele ayetlerinin neden numarasız tekrarlandıkları sorusuna 7 ve 19’lu sistemle cevap vermektedir.





BAŞTAKİ BESMELELER VE SURE ORTASINDAKİ BESMELE


Kur’an surelerinin genel özelliği, Besmele ayetleriyle başlamalarıdır. Ancak, Kuran’ın 114 suresinden sadece bir tanesinin başında Besmele ayeti yoktur. Bu sure Tevbe suresidir. Sure başlarına konumlanmış olan 113 Besmele ayetini de incelersek 112 tanesinin “numarasız” ayet, 1 tanesinin de Fatiha suresinin ilk ayeti ve “numaralı” olarak geçmekte olduğunu görürüz. Acaba başka sureler değil de neden sadece Fatiha ve Tevbe surelerinde bu farklı durum vardır? Problem gibi görünen bu duruma  Kuran’ın 7 ve 19’lu matematiksel sistemi buna çözüm getirmektedir.  

Surelerinin başındaki numarasız Besmelelerin sayısı 112 (7x16) iken; numarasız Besmelelerin geçmediği Fatiha ve Tevbe surelerinin numaraları da 19’un rakamları olan 1 ve 9’dur.
 


SEQAR: 50



İster numaralı olsun ister numarasız olsun, sure başlarındaki Besmelelerin toplamı (Tevbe suresinde olmadığı için) 113 tanedir. 113 sayısı ise ne 7’nin ne de 19’un katıdır. Eğer tüm surelerin başında Besmele olsaydı bile bu bir problem olacaktı. Çünkü Kuran’ın tüm oluşumu 7 ve 19’lu yapı ile kilitlendiği halde, Besmeleler sadece 19’un katını oluşturacak ve ikili sistemin diğer sayısı olan7’nin bir fonksiyonu kalmayacaktı. İşte, Kuran’da 7 ve 19’lu sistemin gerçekleşmesi, Tevbe suresinin  Besmele ayetiyle vahyedilmemiş olmasından kaynaklanır.

Tevbe suresinin başında olması gereken Besmele’yi aramaya başlarsak, olması beklenen yerden 19 sure sonra karşımıza çıkan Neml suresinin 30. ayetinde, Besmelelerin sayısını 114’e tamamlayan 2. numaralı Besmele ile karşılaşırız. Bu Besmele, Kur’an-ı Kerim’i defalarca 7 ve 19’la aynı anda kodlamaktadır.  Besmele’nin Neml suresinin orta yerinde ortaya çıkmasının sayısal verilerini tablolaştıralım. Bu tablomuz Tevbe suresinden Neml suresine kadar olan 19 surenin sıralaması ve bu surelerin, sure numaraları toplamı olacaktır. Sonuç 7 ve 19’un katlarda kilitlendiği sayıdır.



(TABLO: 51) Tevbe suresinden Besmelesi’nin geçtiği Neml suresine kadarki surelerin sayısı
ve bu surelerin, sure numaraları toplamı



Besmeleler içerisinde tek istisna olarak surenin orta yerinde geçen bu biricik Besmele’nin Kuran’daki koordinatı olan sure ve ayet numarasını inceleyelim. Bu Besmele’nin geçtiği surenin numarası 27, ayet numarası da 30’dur. Kuran’daki bu yerleşime göre; sure ve ayet numarasının arka arkaya dizimi 7’nin tam katıdır, aynı sure ve ayet numarasının toplamı ise 19’un tam katıdır.

TABLO: 52

   



KURAN’IN AYET SAYISI


Tevbe suresinin başında olması beklenen Besmele’nin, Neml suresinin orta yerinde geçmesi nedeniyle Kuran’da iki tane numaralı Besmele ayeti oluşmakta ve Kuran’ın toplam ayet sayısını tekrarlanan ikili 7 ve 19’la kilitlemektedir. Fatiha suresinin başındaki 1. numaralı Besmele ayetinden Neml suresindeki 2. numaralı Besmele ayetine kadarki toplam ayet sayısı 7’nin tam katı iken; Neml suresinin ortasında bulunan Kura’nın 2. numaralı Besmele ayetinden Kuran’ın sonuna kadarki toplam ayet sayısı ise 19’un tam katıdır. Böylece Kuran’da neden iki adet numaralı Besmele ayeti geçmektedir sorusuna, 7 ve 19 tekrarlanan ikili sayısal sistem buna cevap vermektedir. Eğer Kuran’daki bütün surelerin başındaki Besmele ayetleri numaralı olsaydı, aşağıdaki tablolarda görebileceğimiz üzere 7-19’lu sistem bozulmuş olacaktı.  


TABLO: 53



Neml suresinin ortasında geçen ve Kur’an ayetlerini 7 ve 19’la ortalayan bu biricik Besmele ayetinin Kuran’daki tüm Besmeleler içerisindeki konumuna bakarsak, bu Besmeleye kadar Kuran’da 26 Besmele geçtiğini rahatlıkla sayabiliriz. 26 sayısı ise Tekrarlanan İkili 7-19’un toplamı kadardır.


TABLO: 54



İşte, 1. numaralı Besmele’den 2. numaralı Besmele’ye kadar Tekrarlanan İkilinin toplamı kadar (7+19) Besmele geçerken, bu Besmeleden sonra Kuran’ın sonuna kadar ise 87 tane Besmele geçmektedir ki 87 sayısı da Tekrarlanan İkilinin verildiğini bildiren Referans ayetin numarası olan Hicr: 87’ye eşittir.”   (Neml:30. ayetteki Besmele’nin öncesinde 26, sonrasında 87 Besmele)          




BESMELE’DEKİ HARFLER VE 7-19

Besmele’nin Kuran’daki tekrarlarında olduğu gibi, harflerinde de iç içe geçmeli 7-19’lu matematiksel bir yapı vardır. Ancak, biraz sonra göreceğimiz gibi Besmele’nin ilk kelimesi olan ve “Elif” harfinin düşmesiyle gerçekleşen BSM (Bismi) kalıbı, 7 ve 19’u oluşturmada en etkili kelimedir.

Arapça yazım kurallarına göre “Bismi” kelimesi yazılırken “Be” ve “Sin” harfleri arasında “Elif” harfinin yazılması gerekir. Bu şekilde yani “Elif” harfiyle yazılı Bismi kelimeleri Vakı’a: 74, 96 - Hakka: 52 ve Alak: 1 ayetlerinde olmak üzere Kuran’ın dört ayetinde geçmektedir. Örneğin; Alak suresinin 1. ayetinde görülebileceği üzere “Bismi” kelimesi “Elif” harfiyle yazılıdır.
 




Böyle yazılması da gerekli bir kuraldır. Ancak, Kuran’daki hiçbir Besmelenin “Bismi” kelimelerinde elif harfi kullanılmamıştır. Yukarıdan aşağıya doğru bir çizgi çekilerek yazılabilen elif harfini, Besmelelerdeki Bismi kelimelerine yazmak belki dünyanın en kolay işi gibi görünebilir. Kolay gibi görünen bu durum, aslında kâinatın en zor işidir. Çünkü Kur’an Allah’ın kitabıdır ve bu kitabın korunması işini de kendisi üstlenmiştir. Hiçbir el o çizgileri çizemedi. Bunun ilk Kur’an yazıcılarının unutkanlığından kaynaklandığını düşünmek ise gülünç bir iddia olur. Kuran’ın dört yerinde geçen Bismi kelimelerine elif harfini yazmayı unutmayan yazıcılar, Hud suresi 41. ayette ve diğer tüm 114 Besmelede “Bismi” kelimesine elif harflerini yazmayı mı unuttular? Hayır, unutmadılar. Böyle yazmakla emrolundular. Çünkü Kuran’ın en ince bir ayrıntısı dahi İlahi direktifin eseri olduğuna tanık oluyoruz.

O halde Besmele neden bu şekilde yazılıdır? Bunun sırrı elbette Besmele harflerinin 7 ve 19’la kodlanmış olmasındadır. Allah, Besmele harfleri konusunda “Bism” kelimesinden “elif” harfini düşürmesiyle bizi Besmelenin harf yapılanması üzerine düşünmeye ve araştırmaya sevketmektedir…
 “Elif” "harfinin düşmesiyle oluşan “Bismillahirrahmanirrahim” 19 harftir.  Bu 19 harf Arap alfabesinin 10 harfinden oluşmuştur. Başka bir anlatımla; Besmele’yi oluşturan 10 tane harf “Asıl” (tekrarsız) iken, 9 tanesi de tekrarlı harflerdir. Aşağıdaki tabloda da görülebileceği üzere koyu sütunlar Besmelede ilk defa geçen tekrarsız 10 asıl harfi, beyaz sütunlar ise Besmele’deki tekrarlı 9 harfi gösterir.


Besmele’nin tekrarsız 10 harfi, tekrarlı 9 harfi ve harflerin sayısal değerleri




İşte, Besmele’de tekrarsız olan 10 harfin sayısal değerleri toplamı 406 (7x58) iken; tekrarlanan 9 harfin sayısal değerleri toplamı ise 380 (19x20) dir.


(TABLO: 55) Besmele’de tekrarsız 10 harf ve tekrarlı 9 harfin sayısal değerleri



19 harften meydana gelen Besmele kelimeleri ve takılarının 7’nin katını veren sayısal değerlere sahiptir. Besmele dört kelime ve iki takıdan oluşur. Buna göre her dört kelimenin yalın halde sayısal değerlerini arka arkaya dizersek, meydana gelen sayılar 7’nin katlarını verir. Eğer Rahman ve Rahim kelimelerinin başına gelen “El” takılarının sayısal değerlerini de arka arkaya dizersek, yine 7’nin katını elde etmiş oluruz.


1. Kelime    “BİSM”,    harfler;      Be-Sin-Mim,    sayısal değerleri;  2,60,40        
                                                                      
Ardışık dizimi:  2 60 40 = 7 x 3720


2. Kelime  “ALLAH”, harfler; Elif- Lam-Lam-He, sayısal değerleri;1,30,30,5  
                                                                
Ardışık  dizimi: 1 30 30 5 = 7 x 18615


3. Kelime “RAHMAN”, harfler; Ra-Ha-Mim-Nun, sayısal değerleri; 200,8,40,50
                                                                  
Ardışık  dizimi: 200 8 40 50 = 7 x 2869150


4. Kelime “RAHİM” , harfler Ra-Ha-Ye-Mim, sayısal değerleri;200,8,10,40
                                                            
Ardışık dizimi: 200 8 10 40 =  7 x 2868720


Takılar     “Elif-Lam, Elif-Lam”,     sayısal değerleri;  1,30,1,30
                                                
 Ardışık dizimi:  1 30 1 30 = 7 x 18590



TABLO: 56






FATİHA SURESİNDEKİ BESMELE KELİMELERİNİN TEKRARI


Kur’an surelerinin başlarında geçen Besmele’lerden sadece Fatiha suresinin başındaki Besmele ayeti numaralı olarak geçmektedir. Bu durum Fatiha suresini özel kılmaktadır. Bu özellikleri ilerideki bölümlerde ele alacağız. Burada sadece Besmele kelimelerinin Fatiha suresindeki tekrarlarına ve geçtikleri sure ile ayet numaralarının toplamına değineceğiz. Fatiha suresinde Besmele kelimeleri tam 7 defa tekrarlanmıştır. Geçtikleri sure ve ayet numaraları toplamı ise tam 19’dur.


(SEQAR: 57) Fatiha suresinde Besmele’yi oluşturan kelimelerin tekrarlı geçişleri
Fatiha suresindeki Besmele kelimelerinin tekrarı






BESMELE  KELİMELERİNİN  KUR’AN’DAKİ  TEKRARLARI



Bism, Allah, Rahman ve Rahim kelimelerinden oluşan Besmele kelimelerinin Kuran’daki geçişlerini tek tek ele alacağız. Bu incelemelerimizde bir tek prensip olacaktır. Bu da Besmele’yi oluşturan kelimelerin Kuran’daki geçişlerinde sadece Allah adına kullanılan kelimeler olacaktır. Örneğin; “ism-ul fusuk” veya Hz. Peygamber için kullanılan “ismuhu Ahmed” ibarelerindeki “ism” kelimeleri Allah adına kullanılmadığı için bu ve benzer kelimeler inceleme alanımız dışında kalacaktır.

Buna göre, Besmele’yi oluşturan kelimeleri birbirinden bağımsız olarak Kuran’daki yerleşimlerini incelediğimizde, bu kelimelerin geçtikleri sure ve ayet numaraları olsun, tekrarlanma sayıları olsun veya başlangıç harfli/başlangıç harfsiz sure gruplarındaki geçişleri olsun, her yönüyle bir puzzle gibi 7-19’lu sistemin ana parçalarını oluşturan tabloları gerçekleştirmektedir.





“İSİM”  “BİSM”  “İSMUHU”  VE  7 - 19


Allah’ın adlarıyla bitişen “İsm” ve “Bism” kelimeleri numaralı ayetlerde 21, numarasız ayetlerde de 112 defa olmak üzere toplam 133 defa tekrarlanmaktadır. Besmele’nin “ilk” kelimesini oluşturan “Bism/ism” kelimelerinin Kur’an boyunca tekrar sayısı olan 133, aynı zamanda 7 ve 19’un tekrarlarda kilitlendiği “ilk” sayıdır.

133 = 7 x 19

Önce “ism” formuyla yazılı kelimeleri ele alalım. Kuran’da Allah adıyla bitişen “isim” kelimesinin geçtiği ayetlerin numaraları toplamı 19’un katı iken; buna ayetlerin geçtiği sure numaralarını da eklersek ikili kodlamanın diğer sayısı olan 7’nin tam katını veren sayıyla karşılaşırız.


TABLO: 58



Allah’ın adıyla bitişen “İsm” formlarının tümü başlangıç harfsiz surelerde geçmektedir. Bu sure ve ayet numaraları şunlardır:(5:4), (6:118,119,121,138), (22: 28,34,36,40), (55:78), (56:74,96), (69:52), (73:8), (76:25), (87:1,15), (96:1)

“İsm” formundan başka Allah adıyla bitişen üç “bism” kelimesi mevcuttur. Bunlar; Fatiha: 1, Hud: 41 ve Neml: 30 ayetlerinde geçer. İlk “bism” formunun geçtiği Fatiha suresi, başlangıç harfsiz sure grubunda yer aldığı için,  hem “ism”, hem “bism” formundaki kelimelerinden 19 tanesi başlangıç harfsiz sure grubunda yer almaktadır. Başlangıç harfli sure grubunda ise iki tane  “Bism” geçmektedir. Acaba bu ikili yapıyı bozmamakta mıdır? Bir grupta 19 tane iken, diğer grupta ise 7 tane olması gerekirken neden 2 tanedir?
   
Durum sanılanın ötesinde mükemmel bir planlamayla gerçekleşmiştir. Terazinin bir yanında (başlangıç harfsiz surelerde) 19 tane “İsim/Bism” kelimeleri yerleşik iken, diğer yanında ise (başlangıç harfli surelerde) bulunan iki “Bism” kelimesinin geçtiği sure ve ayet numaraları arka arkaya dizildiğinde hikmetli bir şekilde açığa çıkan sayılar 7’nin tam katıdırlar.

Hud suresinde geçen “Bism” kelimesinin sure ve ayet numarası 11:41’dir.
   
Arka arkaya dizimi : 11 41 =  7 x 163

Neml suresinde geçen “Bism” kelimesinin sure ve ayet numarası 27:30’dur.
   
Arka arkaya dizimi : 27 30 =  7 x 390

Başlangıç harfli sure grubundaki bu iki adet “Bism”  formunun geçtiği sure ve ayet numaraları olan (11:41) ve (27:30)un birlikte arka arkaya dizimleri ise daha çok hikmetlidir. Çünkü çıkan sonuç 7 ve 19’u aynı anda birbirlerine kilitlemektedir.


TABLO: 59



“İsm/Bism” kelimelerini incelerken kural olarak sadece “Allah” lafzıyla bitişik olanlarını ele aldık. O halde yukarıda belirtilen ve sure ile ayet numaraları birleştiğinde 7-19’un katlarda kilitlendiği sayıyı veren Hud ve Neml suresindeki bu iki adet Bism” kelimesinin bulundukları surede kaçıncı “Allah” lafzı ile bitişik olduklarına bakalım. Sonuç son derece olağanüstüdür. 27:30 ayetindeki” Bism” formu Neml suresindeki 7. “Allah” kelimesiyle bitişen “Bismillah” lafzı iken; 11:41 ayetindeki “Bism” formu ise,  Hud suresindeki 19. “Allah” kelimesiyle bitişen “Bismillah” lafzıdır.


TABLO: 60



Kuran’da geçen üç adet “Bism” kelimesinin geçtikleri surelerde kaçıncı “Allah” kelimeleriyle bitiştiklerini arka arkaya dizersek yine 7-19’lu tabloyla karşılaşırız. Buna göre yine Kuran’daki sıralamayı takip edelim:

Birinci “Bismi” kelimesi  Fatiha suresindeki  “ 1.”  “Allah” kelimesiyle bitişiktir.

İkinci  “Bismi”  kelimesi  Hud suresindeki    “19.”  “Allah” kelimesiyle bitişiktir.

Üçüncü “Bismi” kelimesi Neml  suresindeki  “7.”  “Allah” kelimesiyle bitişiktir.


İşte “Bism” kelimelerinin “Allah” kelimeleriyle bitiştikleri sıra numaraları olan 1, 19 ve 7’nin arka arkaya bitişmesi, ikili kodlamanın bir başka kilidini oluşturur.


TABLO: 61


   
Bunlardan başka  “2. surenin 114. ayetinde” ve “24. surenin 36. ayetinde” olmak üzere iki adet “isim” kelimesi daha geçmektedir. Bunlar “Allah” kelimesiyle bitişik değildirler ancak, Allah’a işaret eden “o” zamiriyle bitişiktirler. “İsmuhu” formuyla yazılı bu kelimelerin geçtiği sure ve ayet numaraları da bitiştiğinde 7’nin tam katlarını oluşturmaktadır.
            
(2 :114)……..2 114 = 7 x 302

(24: 36)……...24 36 = 7 x 348

“İsmuhu” olarak zamirle geçen bu iki “isim” kelimesi, esasen Besmeleyi oluşturan kelimelerin Kuran’daki tekrarlarında 7 ve 19’lu dengeyi sağlamaktadır. Bunu tüm Besmele kelimelerinin tekrarlarını açıkladıktan sonra bir daha ele alacağız.




“ALLAH”  KELİMESİ VE 7-19


Besmelenin ikinci kelimesi “Allah” kelimesidir. Kuran’da en çok tekrarlanan kelime olma özelliğine sahiptir. Numarasız ayetlerde 112, numaralı ayetlerde 2699 defa tekrarlanmaktadır.

• “Allah” kelimesi Kuran’ın 85 suresinde geçmektedir. Bu surelerden 28 tanesi başlangıç harfli sure iken, 57 tanesi ise başlangıç harfsiz suredir.


TABLO: 62




•  Başlangıç harfli surelerde “Allah” kelimesinin tekrarı 7’nin tam katı iken, başlangıç harfsiz surelerde 19’un tam katıdır.


TABLO: 63



Bu oluşum sure başlarındaki numarasız Besmele ayetlerinde geçen “Allah” kelimelerini de kapsamaktadır. Bu tablonun açılımını aşağıdaki tablodan takip ederek hangi surelerde kaç tane “Allah” kelimesinin geçtiğini tespit edebilirsiniz.


(TABLO: 63’ün açılımı)

 Tüm Kur’an boyunca “Allah” formunun tekrarı



Yukarıdaki tabloya dikkat ediniz. Tevbe suresi başlangıç harfsiz sure grubunda yer almakta ve başında Besmele ayeti bulunmamaktadır. Eğer olsaydı, bu grupta “Allah” formunun tekrar sayısı 19’un katını vermeyecekti. Aynı şekilde Tevbe suresinin son ayeti olan 129. ayetteki “Allah” lafzı ile birlikte toplam tekrarlanma sayısı 19’un tam katı çıkmaktadır. Tevbe suresinin son iki ayeti hakkında şüpheye düşenlere bu tablo bile tek başına yeterli olacaktır. Ancak; Kuran’ın toplanmasında bu son iki ayetin Kuran’da yerini alması, Kuran’ın 7-19’lu sayısal fonksiyonlarının olağanüstü bir üslupla vahyedildiğini anlamamızı sağlamıştır. Bunun için, bu delilleri son bölümde geniş bir çerçevede detaylıca ele alacağız.

Kuran’daki kodlamanın bakiye vermeyen ve eksik bırakmayan özeliğinin bir örneğini Besmele kelimelerinin Kuran’daki yerleşiminde de görmekteyiz. Besmele’deki İsim, Allah, Rahman ve Rahim kelimeleri, başlangıç harfli ve başlangıç harfsiz surelerde 7 ve 19’la simetrik olarak birbirine kilitlenmektedir. Başlangıç harfli surelerde “Allah” formunun tekrarı 1120 (7x160) idi. O halde aynı grupta Besmele’deki “Allah” kelimesinin dışında kalan diğer “İsim”, “Rahman” ve  “Rahim” kelimelerinin tekrarı, 19’un katı olmalıdır. Sonuç muhteşem; tamı tamına 171(19x9). Yine aynı şekilde başlangıç harfsiz surelerde “Allah” formunun tekrarı 1691(19x89) idi. O halde başlangıç harfsiz sure gurubunda Besmele’deki “Allah” kelimesinin dışındaki  diğer “İsim”, “Rahman” ve “Rahim” kelimelerinin tekrarı ise 7’nin tam katı olmalıdır. Sonuç yine olağanüstü; tamı tamına 357(7x51) adet ve tam bir 7-19 simetrisi.

  

 
TABLO: 64



Peki, şu fiziksel gerçeğe ne diyeceksiniz? Yukarıdaki tabloda geçen Besmele kelimelerinin bu sayımları tamtamına 112(7x16) adet numarasız ayette ve 1919 (19x101) adet numaralı ayette geçmektedir.


TABLO: 65


        
Kuran’ın 1919 ayetinde tamı tamına 2891adet Besmele’yi oluşturan kelimeler tekrar etmektedir. Bu sayı 7’nin tam katıdır. Böylece birbirine zincirli 7-19’lu bir tablo daha gerçekleşmektedir.

TABLO: 66



Yukarıdaki tablolarda sadece “Allah” formu kullanılarak hesaplanmıştır. Şimdi, “Allahumme” formunu da ele alarak bu iki formun birbirleriyle olan 7 ve 19’lu kilitlenmelerini görelim.




“ALLAH”  VE  “ALLAHUMME”


Kuran’da Yüce Yaratıcının özel ismi “Allah” ve “Allahumme” olarak iki farklı formda kullanılmıştır. 2699 tane “Allah” ve 5 tane de “Allahumme” ismi, Kuran’ın numaralı 1825 ayetinde geçer ve bu iki form sadece ve sadece bir tek ayette aynı anda bulunur. Bu ayet 10. surenin 10. ayetidir.




İşte, farklı formdaki “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin Kuran’daki geçişlerinde bir tek istisna olarak kesiştikleri 10. surenin 10. ayeti, birçok 7 ve 19’lu tabloları oluşturan kilit noktadır. Kuran’ın başından bu kilit noktaya kadar, “Allah” ve “Allahumme” kelimesinin geçtiği her ayete, o ayetin sure numarasını da vererek topladığımızda 19’un tam katını verir. Aynı tarzda, yine bu kilit noktadan sonra yani Yunus suresinin 10. ayetinden sonra, Kuran’ın sonuna kadarki “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin geçtiği yerlerin sure ve ayet numaralarını topladığımızda ise 7’nin tam katını oluşturan sayıya ulaşırız.

TABLO: 67



Yukarıdaki tablo kendi içinde ikişer defa 7 ve 19’lu kodlanmayı barındıran bir durum vardır: Kuran’ın başından “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin kesiştiği Yunus 10. ayete kadar hem sure numaraları toplamı hem ayet numaraları toplamı birbirinden bağımsız 19’un katlarını vermekte iken; Yunus 10. ayetten sonra Kuran’ın sonuna kadar “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin geçtiği hem sure numaraları toplamı hem ayet numaraları toplamı ise birbirinden bağımsız olarak 7’nin katlarını oluşturmaktadır.

(TABLO: 68)
 “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin geçtiği sure ve ayet numaralarının birbirinden bağımsız toplamları



Yine, “Allah” ve “Allahumme” kelimelerinin kenetlendiği Yunus suresinin 10. ayetini kilit nokta olarak ele aldığımızda Kuran’da Besmele kelimelerinin geçtiği ayet sayısının 7 ve 19’lu bir tablo daha gerçekleştirdiğini görürüz. Kuran’ın başından 10. surenin 10. ayetine kadarki Besmele kelimelerinin geçtiği ayetlerin sayısı 817 iken; bu ayetten sonra Kuran’ın sonuna kadarki Besmele kelimelerinin geçtiği ayetlerin sayısı ise 1218’dir. Görüldüğü üzere “Allah” ve “Allahumme” isimleri hem tekrarlanma açısından, hem Kuran’daki koordinat toplamları açısından birbirleriyle 10:10 ayetinde kilitlenmiş durumdadırlar.

TABLO: 69






“RAHMAN”  VE 7-19


Besmele’nin üçüncü kelimesi olan “Rahman” ismi, Besmele’nin diğer kelimelerinde olduğu gibi 7-19’lu tablolar oluşturmaktadır. Bu tabloları tek tek inceleyelim.


•  “Rahman” ismi Kuran’ın numaralı 56 ayetinde 57 defa tekrarlanmaktadır.

TABLO: 70




•  “Rahman” ismi numarasız ayetlerde 7’nin tam katı kadar tekrarlanırken, numaralı ayetlerde 19’un tam katı kadar tekrarlanmaktadır.


TABLO: 71




•  “Rahman” isminin geçtiği surelerin, sure numaralarının tekrarlı toplamı 19’un tam katı iken; geçtiği ayetlerin tekrarlı toplamı ise 7’nin tam katıdır.


(TABLO: 72) Kuran’ın 56 ayetinde geçen “Rahman” ismi




•  Yukarıdaki tabloda “Rahman” isminin geçtiği 56 ayetin sıra numaralarını yani 1’den 56’ya kadarki sayıları üst üste toplarsak yine 7 ve 19’un tekrarlarda kilitlenen sayıya ulaştığını görürüz.


TABLO: 73




•  Üst üste toplandığında 7 ve 19’un ortak katını veren bu 56 ayetten bir kısmı başlangıç harfsiz surelerde, bir kısmı da başlangıç harfli surelerde geçmektedir. Böyle bir gruplandırmada 7 ve 19 un başka bir tablosuyla daha karşılaşırız tablonun sonuçları şöyledir.

TABLO: 74




•  Tekrarlanan ikili 7-19 ile kodlandırıldığına kanıt olabilmesi için bazı surelerin başında sembol harfler kullanıldığını önceki bölümde incelemiştik. Burada Rahman” isminin geçtiği başlangıç harfli surelerin sembol harflerini incelersek, bu ismin surelerdeki başlangıç harflerle 7-19’lu bir kilitlenme meydana getirdiğini görürüz. “Rahman” isminin geçtiği başlangıç harfli surelerin sembol harfleri tam 26 tanedir. 26 ise 7+19’dur. Bununla birlikte, bu 26 harften 7 tanesi normal anlatımlı ayetlerin girişini teşkil eden başlangıç harfler iken; 19 tanesi ise harf ayetleri olan bağımsız başlangıçlardandır.

(TABLO: 75) “Rahman” isminin geçtiği başlangıç harfli surelerin sembol başlangıç harfleri




ALT  TABLOLAR


Kuran’ın fiziksel fonksiyonlarının sürekli 7 ve 19’lu tablolar sunma özelliğinde olduğunu delilleriyle görmekteyiz. Bununla birlikte bu ana tabloları oluşturan fonksiyonların tablo içinde tablo oluşturduğuna da tanık olabiliyoruz. Burada “Rahman” isminin geçtiği Kuran’daki yerleşimleriyle ilgili birkaç örnek alt tabloları maddeler halinde inceleyelim:


• “Rahman” isminin  g e ç m e d i ğ i  başlangıç harfli sureler tam 19 tanedir. Bu kelimenin geçmediği bu surelerin başındaki 19 sembol başlangıç ise tam 7 adet sembol başlangıcın tekrarlarıdırlar.

•  Kuran’ın başından sayıldığında “7.  Rahman” kelimesinin geçtiği ayet, tam “19. surede” geçmektedir. Bu ayetin numarası 26’dır. 26=7+19’dur.

• “Rahman” isminin en çok tekrarlandığı sure Meryem suresi olan 19. suredir. İşte sure numarası 19 olan bu surede “Rahman” kelimesinin tekrarlandığı ayetlerin numaraları toplamı ise 7’nin tam katıdır.

•  Kur’an boyunca “Rahman” kelimesinin  g e ç m e d i ğ i   96 sure mevcuttur. Bunlardan 77 (7x11) tanesi başlangıç harfsiz sure iken; 19 (19x1) tanesi ise başlangıç harfli suredir.

• “Rahman” ismi üzerine odaklanarak yaptığımız bu incelemelerde ortaya çıkan bir özellik, “Rahman” kelimesinin bir sureye ad olarak verilmesi nedeniyle o surenin Kuran’daki yerleşiminin 7 ve 19’ üzerine kodlanmış olmasıdır. “Rahman” ismiyle anılan sure, Kuran’ın 55. suresi olup, adını 1. ayette geçen ve tek kelimeden oluşan “El-Rahman” kelimesinden alır. Böylece Rahman suresinin sure numarası olan “55” ile sureye adını veren ayetin numarası olan “1”in toplamı (55+1), 7’nin tam katı iken; 55 ve 1’in arka arkaya dizimi ise 19’un tam katıdır.    ( 551 = 19 x 29)  Ayrıca, Rahman suresinin sure numarası (55) ile surenin ayet sayısı (78)in toplamı, 7 ve 19’un tekrarlarda kilitlendiği ilk sayıyı vermektedir. 55 + 78 = 7 x 19

Görüldüğü üzere 7-19’lu bir tablonun içinde veya arka planında birbirleriyle kilitli 7-19’lu başka “alt tablolar” da mevcuttur. Müddessir suresinin “İnsanlık için çok çok tablolar sunar” mealindeki 29. ayeti “Levvahetun lil beşer” ibaresi ile geçerken   “Levha” (tablo) kelimesinin “pek çok tablolar” anlamında “Levvahetün” olarak mübalağa kipiyle vahyedilmiştir. Bu bize Kur’an’ın zincirlemeli, iç içe geçmeli 7-19’lu tablolardan oluştuğunu hem sözel olarak ifade etmekte, hem Kuran’ın matematiksel yapılanmasında fazlalık oluşturmayan ve eksik bırakmayan matematiksel özellikleriyle dolu bir kitap olduğunu bildirerek gözler önüne sermektedir.

Anlatımı geniş hacimli kitaplara sığmayacak kadar değişik frekanslarda sürekli 7-19’la kilitli tablolar sunan Kur’an, kıyamete kadar her çağda yaşayan insanlardan inkâr edenlere meydan okuyarak bir benzerinin oluşturulamayacağını iddia etmekte ve bu iddialarını ispat etmektedir. Emsalsiz bir matematiksel uyumu gerçekleştirmek için bu doğrultuda sure ve ayetlerin sayı ve sıralarını düzenlemek, kelimeleri belli oranlarla belirli sure ve ayetlere yerleştirmek; tüm bu fiziki yapılandırmalarla (sözel ve sayısal) hiçbir çelişki taşımayan bir kitap sunmak ancak Rahman ve Rahim olan Allah’ın ölçü koymasıyla mümkündür.






“RAHİM”  VE 7-19


•  Bu isim Besmele’nin dördüncü ve son kelimesidir. Kuran’da “Rahim” ve  “Rahima” olarak 114 defa tekrarlanmakta ve geçtikleri sure ile ayet numaraları toplamı da 9128’i oluşturarak 7 ve 19’lu tabloyu gerçekleştirir.


TABLO: 76



(TABLO: 76’nın açılımı)
“Rahim” isminin Kuran’daki tekrarı ve geçtikleri sure ve ayet numaralarının (tekrarsız) toplamı




•  Bu isim (“Rahman” isminde olduğu gibi) numarasız ayetlerde 7’nin tam katı kadar tekrarlanırken, numaralı ayetlerdeki tekrarı ise 19’un tam katıdır.


TABLO: 77




•  Bu kelime, bulunduğu ayetlerde birer defa geçmektedir. Bu nedenle 114 tane “Rahim” kelimesi 114 ayette geçmektedir. Ancak, bu 114 ayet, tam 42 tane surede geçerek 7 ve 19’lu bir tablo daha gerçekleştirir.


TABLO: 78



      
•  Kuran’da Allah adına kullanılan “Rahim” kelimeleri “Rahima” türeviyle birlikte iki farklı kelime olarak geçmekteydi. Bu farklılık bir kodlanmayı beraberinde getirmektedir. Kök isim olan “Rahim”, Kur’an boyunca 38 surede geçmekte ve geçtikleri sure ile ayet numaraları toplamı ise 7770’i vererek 7-19’lu tabloyu bir daha gerçekleştirir.


TABLO: 79




•  “Rahim” ve farklı versiyonu olan  “Rahima” kelimelerinin Kuran’daki tekrarlanma sayılarını karşılaştırdığımızda, yine 7 ve 19’lu bir tabloyla daha karşılaşırız: “Rahim” formu 94 defa tekrarlanmaktadır. Sıra numaraları toplamı yani, 1’den 94’e kadarki sayıların toplamı 19’un tam katı iken, “Rahima” formu ise 20 defa tekrarlanmakta ve sıra numaraları olan 1’den 20’ye kadarki sayıların toplamı ise 7’nin tam katı yapmaktadır.

TABLO: 80






“RAHMAN”  “RAHİM”  BAŞLANGIÇ HARFLER  VE   7-19


Daha önce “Rahman” isminin geçtiği başlangıç harfli sureleri incelemiştik., “Rahman” isminin geçtiği başlangıç harfli surelerin başlangıcında bulunan sembol harfler tam 26 tane olup bunlardan 19 tanesi bağımsız ayetleri teşkil etmekte, 7 tanesi ise bağımsız olmayıp normal anlatımlı ayetlerin başlangıçlarını oluşturmaktaydı. “Rahman” isminin geçmediği başlangıç harfli sure sayısı ise 19 taneydi ve bu 19 surenin başındaki sembol başlangıçlar, tam 7 tane sembol başlangıcın tekrarlarıydı.
   
“Rahim” kelimesinin geçtiği başlangıç harfli sureleri incelediğimizde ise “Rahman” isminin yerleşim planının tam bir ters simetrisi olarak 7-19’lu bir yerleşim oluşturduğunu görmekteyiz. Bu simetri şöyledir: “Rahman” kelimesinin g e ç t i ğ i başlangıç harfli surelerin sembol harfleri bağımlı ve bağımsız özelliklerine göre 7+19 iken, aynı özellik bu kez “Rahim” isminin  g e ç m e d i ğ i başlangıç harfli surelerin sembol harflerinde kendini 7+19 olarak göstermektedir



(TABLO: 81)
 “Rahman” ve “Rahim” kelimelerinin geçme/geçmeme özelliklerine göre başlangıç harfli sureler ve sembol harfleri




“Rahman” isminin  g e ç m e d i ğ i  başlangıç harfli sureler 19 tane iken  - ki bu surelerin sembol harfleri 7 tane başlangıcın tekrarlarıydı-  aynı özellik bu kez simetrik olarak “Rahim” isminin geçtiği  başlangıç harfli surelerin sembol harflerinde kendini göstermektedir.

Rahim” isminin   g  e  ç  t  i  ğ  i   başlangıç harfli surelerin başlangıçları tam 19 tane iken, bu başlangıçlar tam 7 surenin başındaki sembol başlangıçların tekrarlarıdırlar. (Bunlar;  Bakara, A’raf, Yunus, Şuara, Neml, Ya-Sin ve Şura surelerindeki 7 başlangıç ve tekrarlarıdır.)





TEKRARLARIN TOPLAMI


Kuran’da numaralı ve numarasız tüm ayetlerde geçen Besmele kelimelerinin tekrarlarını toplu halde incelediğimizde 7-19’lu bir tablonun daha gerçekleştiğini görürüz. Allah adı ile bitişen “ism” kelimeleriyle birlikte Besmele kelimelerinin tekrarları toplamı 3344 yapmaktadır. Fakat Allah’ın adı ile bitişmeyen ancak Allah’a işaret eden ve “Hu” (O) zamiriyle bitişik olan iki tane “İsmuhu” kelimesi daha vardır ki bunlarla birlikte Kuran’da geçen tüm Besmele kelimelerinin tekrarı 3346 yapmaktadır.  
 
Kuran’da geçen tüm Besmele kelimelerinin tekrarları aşağıdaki gibidir.


TABLO: 82



Kuran’da iki adet zamirle bitişik olan “ismuhu” kelimeleri, Besmele kelimelerinin toplam tekrarlarında 7 ve 19’lu yapının gerçekleşmesini sağlamaktadır. Böylece, Allah’ın hikmetlerini, Allah’ın kitabında Allah’ın belirleyerek planladığı ve Kuran’da açıkladığı 7-19 tekrarlanan ikili sayısal sistemiyle anlayabilme fırsatını bulabilmekteyiz. Buna tüm Kuran’ı kaplayan ve sure numaralarının devreye girmesiyle çok daha ayrıntılı olan 7-19’lu bir tabloyu incelemeyle devam edelim.

Bu tablonun oluşumu şöyledir: Besmeleyi oluşturan her kelimeyi ayrı ayrı birbirinden bağımsız olarak Kuran’da geçtikleri sure ve ayet numaralarını tespit edeceğiz. Örneğin “Bism” formu Fatiha, Hud ve Neml surelerinde olmak üzere üç kez geçer ve bunların sure numarası olan 1,11 ve 27’nin toplamı olan 39’u ve geçtikleri 1,41 ve 30 numaralı ayetlerin toplamı olan 72’yi tablomuza yerleştireceğiz. Bu, tablomuzun 1. Kelime kısmında ve “tekrarsız toplam”  bölümünde yer alacaktır. Aynı surede veya aynı ayette “Bism” kelimesi, “Allah” kelimesiyle bir arada geçmişse bu duruma bakılmaksızın bu kez aynı sure ve aynı ayet numarasını “Allah” kelimesi için ele alıp diğer kelimelerden bağımsız olarak toplayacağız.

Buna göre; Besmeleyi oluşturan “Bism, Allah, Rahman, Rahim” ve farklı formlarda geçen diğer “İsim,  İsmuhu, Allahumme” olmak üzere, her 7 kelimeyi birbirlerinden bağımsız olarak, geçtikleri sure ve ayet numaralarını tespit ettikten sonra topladığımızda 19’un tam katı oluşturan sayının  meydana geldiğine tanık oluruz.

Böylece 19 adet harften oluşan Besmele, 7 adet form kelime üzerine Kuran’daki tekrarları gerçekleşmekte ve bu tekrarların Kuran’daki koordinatları toplamı da 7 ve 19 üzerine gerçekleşmiş değiştirilemez tablolar sunmaktadır. Eğer bir tek Besmele kelimesi eksik olsa (bir tane “ismuhu” veya “Allahumme” sözcüğü eksik olsa )  veyahut bu kelimelerden sadece bir tanesinin geçtiği ayet bir farkla yer değiştirseydi aşağıdaki 7 ve 19’lu tablo gerçekleşemezdi.



(TABLO: 83)
Farklı formlarıyla birlikte Besmele’yi oluşturan kelimelerin - birbirinden bağımsız olarak - Kuran’da geçtikleri sure ve ayet numaralarının tekrarsız toplamları






BESMELE KELİMELERİNİN GEÇTİĞİ AYET SAYISI


Şu ana kadar Besmele’yi oluşturan kelimeleri ve farklı formatlarını gösteren birçok 7-19’lu tabloyu inceledik. Şimdi ise bu kelimelerin Kuran’ın kaç ayetinde geçtiğine bakacağız. Besmele’yi oluşturan kelimelerden iki tanesi diğerlerine göre yapı itibariyle farklılık gösterir. Bunlar “İsmuhu” ve “Allahumme” kelimeleridir. “İsmuhu” kelimesi iki tane olup “Allah” kelimesiyle bitişmemiş ancak, “Hu”  yani “O” zamiriyle bitişiktir. “Allahumme” kelimesi de bir çeşit nida (Ey Allah’ım) ünlemi olup “mim” fazlasıyla yazılmış ve Arapçadaki diğer hiçbir isimde olmayan kendisine özgü benzersiz bir kelime olarak Kuran’da beş defa geçer.

İşte bu farklılık Besmele kelimelerinin geçtiği ayetlerde bir kodlamayı daha meydana getirir. Allah’ın adı ile bitişen  “İsim/Bismi” ile “Allah”, “Rahman” ve “Rahim” kelimelerinin geçtiği ayet sayısı 1919 iken, farklı formda geçen “İsmuhu” ve “Allahumme” kelimelerinin geçtiği ayet sayısı ise “7” olarak yer almaktadır.



TABLO: 84




Yukarıdaki tabloda Besmele’yi oluşturan tüm kelimeler Kuran’ın 88 suresinde ve bu surelerin 1923 ayetinde geçmektedir. (7+1919=1926 ayet yapmakta ancak, 1 tane “Allahumme” ve 2 tane “İsmuhu” kelimesi diğer “Allah” kelimelerinin geçtiği ayetler içerisinde ortak olarak geçtiği için tüm formlarıyla birlikte tekrarsız olarak Besmele kelimelerinin geçtiği ayetlerin sayısı 1923 olmaktadır.)  Besmeleyi oluşturan kelimelerin geçtiği surelerin sayısı olan 88 ile geçtiği ayetlerin sayısı 1923’ün arka arkaya dizimi, 7 ve 19’u birbirine kilitleyen sayıyı gerçekleştirmektedir.

(TABLO: 85) Besmele kelimelerinin geçtiği sure sayısı ile geçtiği ayet sayısı




“Bismi/İsim/İsmuhu”, “Allah/Allahumme”, “Rahman” ve “Rahim” olan bu  7 formdan seçilerek oluşan cümle “Bismillahirrahmanirrahim” dir. Şimdi, Kuran’da birbirinden bağımsız olarak geçen bu 7 form kelimelerinin Kuran’daki matematiksel gerçeğini gösteren bir tablosunu daha inceleyelim.
 Besmele ayrı kelimelerin birleşerek oluşturduğu bir cümledir.  Oysa bu kelimeler Besmele dışında birbirlerinden farklı kalıpta ve bağımsız olarak ayetlere dağılmış vaziyette bulunurlar. Bazı ayetlerde tek başına bazılarında birden fazla “Allah” kelimesi geçerken, bazı ayetlerde “Allahumme” formu veya bazı ayetlerde “Rahman” ve “Rahim” kelimeleri bir arada geçmektedir. İşte ayetlere serpiştirilmiş vaziyette bulunan Besmele kelimelerinin geçtiği ayetlerin sayısını incelediğimizde başlangıç harfsiz surelerdeki Besmele kelimelerinin geçtiği ayet sayısının 7’nin tam katı ayet olduğunu, başlangıç harfli surelerde ise 19’un tam katı kadar ayet olduğunu tespit ederiz.



TABLO: 86





“MESANİ”   VE  BESMELE   KELİMELERİ


Daha önce “Mesani” kelimesinin “Tekrarlanan İkili” olduğunu ve bu kelimenin Kuran’da uygulanan 7 ve 19 kodlamasının adı olduğunu belirtmiştik. Bu kelime Hicr: 87 ve Zümer: 23’te olmak üzere Kuran’ın sadece iki yerinde geçmekteydi.  İşte, bu her iki kelimenin geçtiği Hicr ve Zümer sureleri arasında ve yine her iki kelimenin geçtiği ayetler arasında bulunan Besmele kelimelerinin tekrarlarını tablolaştıracağız.

İlk “Mesani” kelimesinin geçtiği Hicr suresinden ikinci “Mesani” kelimesinin geçtiği Zümer suresine kadarki Besmele’yi oluşturan “İsim”, “Allah”, “Rahman” ve “Rahim” kelimelerinin tekrarı 777 iken, ilk “Mesani” kelimesinden ikinci “Mesani” kelimesinin geçtiği ayete kadarki Besmele’yi oluşturan kelimelerin tekrarı ise 741’dir. İşte Kuran’ın bu sayısal veriler 7 ve 19’lu bir tablo meydana getirir.


(TABLO: 87)
İkizkoda ad olmuş iki “Mesani” kelimesinin geçtiği sureler ile her iki kelimenin geçtiği ayetler arasındaki Besmele kelimelerinin tekrarları




“Andolsun; Biz sana “ikili”den Yedi’yi ve şu Büyük Kuran’ı verdik.” (Hicr: 87)


“Allah, sözün en güzelini birbirleriyle benzeşen “ikili” bir kitap olarak indirdi… (Zümer: 23)



Sayfa: 1 2 [3] 4
free counters